YAZARLAR

■ Adaletin hedef ve gayesi, eşitliği sağlamaktır.
***
XVI. yüzyılda yaşamış Erasmus diyor ki;

Yargılamadan önce, anlamaya çalışın.

Yargı bağımsızlığı ve adalet anlayışı her dönemde tartışma konusunu oluşturmuş, bir türlü de ortası bulunamamıştır.

Günümüzdeki yargı tartışmaları genelde

erkler üzerinde yoğunlaşmaktadır. İktidar, yargının bağımsız olduğunu savunurken, muhalefet ise karşı tarafta saf tutmaktadır;

– Yargı, yürütme erkinin tam güdümüne giriyor! Demokrasi’nin temeli ‘Kuvvetler Ayrılığı’ ilkesi derin yara almıştır.

Yargı erki tartışma konusu olduğunda “Hükm-ü Karakuşi” söylemini anımsarım.

Tarih kitaplarının yazdığına göre Karakuş, şeriat hükümlerine göre adalet dağıtmakla görevli, bir çeşit mahkeme, tek yargıçtır; o günün adıyla da kadıdır. Söz mademki, Karakuş’a ve onun kararlarına geldi, bir kıssa aktarayım da hem gülelim, hem de düşünelim.

***

Hırsız gece gireceği evin keşfini yapmış, oradan girerim, buradan girerim derken balkonda karar kılmış. Karanlık basınca yağmur borusuna tutuna tutuna balkona çıkmış, iki adım atsa içeri girecek, lakin korkuluğu tutmuş elinde kalmış, aşağı düşmüş, ayağını kırmış. Çıkıkçıya, kırıkçıya, hekime, cerraha gideceğine doğru “Karakuş”a koşmuş,
“Kadı efendi, soyacağım eve girmek isterken, balkonun korkuluğu kırıldı, düştüm bu hale geldim, ayağımı kırdım, ev sahibinden davacıyım!”
Kadı bile şaşırmış;
“Niye, ev sahibinin günahı ne?”
“Balkonu çürük yaptırdığı için, düştüm ayağımı kırdım!”
“Evi soymak için girmek üzereymişsin.”
“Onun cezası başka!”
Karakuş ev sahibini çağırmış;
“Niçin balkonun korkuluğunu çürük yaptırdın, adam düşmüş ayağını kırmış!”
Ev sahibi boynunu bükmüş:
“Balkonu ben yapmadım ki, marangoz yaptı, kabahat onun!”
Marangoz çağırılmış, kadı adamı azarlamış;
“Niçin işini doğru dürüst yapmıyorsun, bak adam düştü, ayağını kırdı!”
Marangoz da kendisini savunmuş;
“Ben balkonu yaparken, sokaktan yeşil feraceli bir kadın geçiyordu, ona dalmışım, o kadar güzel yeşildi ki! Ona bakarken çiviyi boşa çakmışım, korkuluk kırılmış!”
Kadı, marangozun bu savunmasını da geçerli bulmuş, mübaşire bağırmış:
“Yeşil feraceli kadını bulup getirin!”
Kadın gelmiş, kadı efendi çıkışmış;
“Niçin göz alıcı ferace takıyorsun, feracen marangozun gözünü almış, kaza olmuş!”
Kadın da kendisini savunmuş;
Feraceyi boyasın diye, boyacıya verdim, o da tutmuş yeşile boyamış, bütün suç boyacının!”
Kadı efendi, boyacıyı çağırtmış;
“ Niçin hatunların feracesini öylesine göz alıcı yeşile boyuyorsun da, onlar yoldan geçerken balkon yapan marangozların gözlerinin feraceye takılıp, çivileri boşa çakmalarına ve oraya tırmanmaya kalkan hırsızların yere düşerek ayaklarını kırmalarına neden oluyorsun?”
Boyacı yanıt veremeyince kararını vermiş;
“Götürüp asın bu boyacıyı!”

Karar uyarınca boyacıyı asmaya götürmüşler.

Bir süre sonra cellât telaş içinde gelmiş;
“Kadı efendi, o boyacının boyu sehpaya uzun geldiğinden kendisini asamıyorum…”
Karakuş bu kez kararını şöyle değiştirmiş;
“ Siz de kısa boylu boyacı bulun, onu asın”

BİR DAMLA:

Başkalarını yargılamaya hakkın yoktur. Çünkü bir insan, karşısında duran suçlu gibi kendisinin de bir suçlu olduğu, ortadaki suçta belki en büyük payın kendisinin olduğu bilincine varmadan başkalarını yargılayamaz…
Bunu anladıktan sonra yargıç olabilir; ancak ne denli garip olursa olsun, gerçektir bu. Çünkü doğru bir insan olsaydım, karşımda duran suçlu belki de hiç olmayacaktı.

> Yeni Meram >Yazarlar > KARAKUŞ ADALETİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.