YAZARLAR

Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman bir düş görmüştü. Aksakallı, nur yüzlü bir yaşlı kişi sırtını sıvazlıyordu. Sonra ona dedi ki;

“Efendimiz, Eyüp’teki Baba Haydar, sizi kulübesinde bekliyor

Kanuni, şimdiye değin bu isimde bir kişiyi hiç duymamıştı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte lalasını yanına çağırıp hazır olmasını istedi;

“ Eyüp’ten davet aldık gidiyoruz!”

Padişah’la Lala’sı giysilerini değiştirip yola çıktılar, Eyüp’te o kişinin kulübesini buldular. İçeriden bir ses duyuldu;

“Buyurunuz Padişahım!”

Kanuni Sultan Süleyman içeriye girdi ve selam verdiğinde, Baba Haydar’ı bir pöstekinin üzerinde otururken gördü. Onlarca sinek her yanını kaplamış onu gizliyordu.

Geceleri düşüne giren kişiyi merak eden Kanuni, büyük bir dikkatle Baba Haydar’ın yüzüne bakıyordu. Fakat sineklerden yüzünü seçemiyordu. Bir süre öylece duran Sultan Kanuni dayanamayarak daha sonra konuştu;

“Hazret! Şu sinekleri kovalasan da yüzünü bir görsek?”

Baba Haydar da Padişah’a şöyle seslendi;

“Sultanım! Siz Peygamber Efendimizin vekilisiniz. Şu gücünüzü gösterin de sinekleri siz kovalayın”

Bunun üzerine Sultan hemen harekete geçti. Ne kadar uğraştı ise sinekleri kovalayamadı.

Baba Haydar yerinden kalkıp, pencereyi açtı ve odaya doğru dönüp dedi ki;

“Haydi bakalım!”

Baba Haydar’ın sözü üzerine tüm sinekler emir almışçasına odadan uçup gitti.

Kanuni bir tür şok içindeydi;
“Efendim! Benden ne dilerseniz dileyin!”

Baba Haydar yanıt verdi;

“Senin sağlığından başka şey istemem!”

Kanuni, pöstekinin altına, altın dolu bir kese bırakmak istedi. Bunu fark eden Baba Haydar, eliyle keseyi iterek istekte bulundu;
“Çok istiyorsan, şuraya mescit yaptırır!”
Kanuni Sultan Süleyman isteği hemen yerine getirdi. Cami kısa sürede tamamlandı. Açılışta Padişah da hazır bulundu.

Baba Haydar’ın yanına giderek konuştu;
“Efendi Hazretleri buyurunuz. Mescit sizindir. Sizin için özel yer yaptırılmıştır”

Baba Haydar’ın yanıtı kıssadan hissedir;

“Ben ölünceye kadar mekânım şu gördüğün kulübedir. Öldüğüm zaman bu kulübenin bulunduğu yere gömülmek isterim. Benim başımın ucunda mescit olduktan sonra, üzerime sakın türbe yaptırmayın. Bir mezar taşı bana yeter. Bu bizim sana vasiyetimiz olsun!

Baba Haydar bunları söyledikten kısa bir süre sonra da yaşama veda etti.

Baba Haydar Semerkandi Anadolu evliyâsından, Hâce Ubeydullah-i Ahrâr Hazretleri’nin öğrencisidir.

Semerkant’tan İstanbul’a geldi ve Eyüp Sultan Camii çevresine yerleşti, kaldı.

BİR DAMLA:

Yârab ez lutf-ı hûd bekün nazarî

Ki nedarem becüz tu çâre-geri

Günehem râ bebahş u destem gîr

Afv ferma ki kerde em taksir

> Yeni Meram >Yazarlar > KANUNİ'NİN DÜŞÜ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.