YAZARLAR

Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

Ko bu ayş u işreti çünkim fenadur âkıbet
Yâr-ı baaki ister isen olmaya tâat gibi.

Olsa kumlar sağışınca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şişe-i çarh içre bir sâat gibi.

Saltanat didükleri ancak cihân gavgaasıdur
Olmaya baht u saâdet âlem-i vahdet gibi.

Ger huzur itmek dilesen ey Muhibbî fârig ol
Var mıdur vahdet makaamı gûşe-i uzlet gibi

***

TV dizisi “Muhteşem Yüzyıl” tartışmaları sür git devam edip gidiyor. Sadece sanat çevreleri değil, partiler, kimi siyasal aktörler, tarihçiler ve akil kişiler de tartışmanın içine girince, polemikler de çok boyutlu genişliyor. Gündemin ön sıralarında Osmanlı dönemi, Padişahlar ve özellikle de Kanuni yer alıyor.

Konuya bir başka açıdan yaklaşarak Kanuni Sultan Süleyman’ın muhteşem niteliklerinden

sadece birini dile getirmek istiyorum. Buna koşut da Rumeli’de yetişen önemli kişilerden Bâli Efendi’den satırbaşı açıyorum.

Bâli Efendi, Arnavutluk sınırları içinde kalan Ustrumça’da doğdu. Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da yaşama veda etti. Sofya ve İstanbul’da ilim öğreniminde bulundu; İstanbul’da Kâsım Çelebi’nin hizmetine girdi. Kısa sürede kemale gelip olgunlaştı. Onlarca öğrenci yetiştirdi. Yavuz Sultan Selîm’in kâdı askerlerinden Sarıgürz Nûreddîn Hamzâ Efendiye mektuplar yazıp ona öğütler verdi;
■ Ey oğul! Devamlı cömert ol. Allahü Teâlâ’nın sana rızık olarak verdiği şeylerde cömert ol. Cimrilikten, hasedden, kin ve hîleden sakın. Çünkü cimri ve hasedci kimsenin yeri Cehennem’dir. Hiçbir zaman hâlini insanlara açma; zâhirini süsleme. Çünkü zâhirini süslemek, bâtının harâb olmasındandır. Rızık konusunda Allahü Teâlâ’nın vaatlerine güven. Allahü Teâlâ, her canlının rızkını vereceğine dâir kefil oldu. İnsanlardan hiçbir şey bekleme. Hakkı söyle. Mahlûkâttan hiç birisine meyletme.

Bu soylu kişinin kabri kazılırken, bir küp altın çıktı ve tümü de kadıya teslim edildi. Durum, uçlardaki derviş gazilerle yakından ilgilenen zamanın padişahı Kanunî Sultan Süleyman Han’a iletildi. Padişah, mezarından çıkan altınlarla Bâlî Efendi’nin kabri üzerinde dergâh ve cami yapılmasını emretti; yapımla Sultan Mehmed Han devri bilginlerinden Ali Kuşçu’nun torunu Sofya kâdısı Abdurrahmân bin Abdülaziz’i görevlendirdi. Bali Efendi için görkemli bir dergâh ve cami yapıldı.

Yaşamını İslâm dininin emir ve yasaklarını öğrenmek ve insanlara anlatmakla geçiren Bâlî Efendi, Sofya yakınında Salahiyye’de yaşama veda ederken dudaklarından şu dize döküldü;

Hûr-ı în’in düşme dâm-ı zülfüne zâhid gibi

Geç hevâsından behiştin maksad-ı Aksayı gör!
Muhteşem Süleyman, gerçekten muhteşem!

Fetihlerin kahramanı, adaletin ve hakkın timsali şanlı tarihimizin, onur abidelerinden. Çünkü O, Kanuni Sultan Süleyman’dır.

BİR DAMLA:

Kanuni Sultan Süleyman, Topkapı Sarayı’nda ağaçların dibinde çokça görülen karıncaları imha etmek için kireç kullanılmasıyla ilgili bir tavsiye alır. Şeyhülislamı Şair Zenbilli Ali’ye uygun olup olmadığını bir beyitle sorar;
Dırahtı ger sarmış olsa karınca,
Zarar var mı karıncayı kırınca?

Dırahtı ger: Meyve ağaçlarını
Şeyhülislam da yanıtını yine şiirle verir;
Yarın Hakk’ın divanına varınca,
Süleyman’dan hakkın alır karınca.

> Yeni Meram >Yazarlar > KANUNİ, BALİ EFENDİ VE MEZARDAN ÇIKAN BİR KÜP ALTIN!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.