YAZARLAR

İnsan faktörünün başarılarının ve başarısızlıklarının özünde 1.Ferdi, 2.çevresel, 3. sosyal, 4. siyasi etkenler gelmektedir. Ferdi etkenler kişinin aileden aldığı ilkeler, içinde bulunduğu cemiyet, edindiği tahsil ve becerilerle orantılıdır. Çevresel etkenler, iklim ve maddi olanaklar olarak düşünülmektedir. Sosyal etkenler ise ileri görüş ve dayanışma olarak ifade edilebilir. Siyasi etkenler ise, gerçek demokrasi kavramı dışında kalan makam, mevki ve koltuk kapma ihtirasının, tüm iyiliklerin önünde olması şeklinde yorumlanır.

İnsanoğlu doğduğu yeri bazen, doyduğu yerin önünde tutar. Ben de kırsalın acımasız hayat tarzı içinden gelen bir köy çocuğu olduğum içindir ki, hiçbir ekonomik bağım kalmadığı halde hep köyüm ve köyümün insanlarının çıkarları için bir ömür boyu didim didim uğraş verdim ve vermekteyim de.

Köyüm geçtiğimiz hafta bir CHP Adayı’nın Sayın Dışişleri Bakanı lehine yaptığı konuşmanın, konuşmacının ifadesi ile yanlış anlaşılması ile tezahür eden konuşmaya odaklanan Akören İlçesi ÇATÖREN Köyü’dür. Söz konusu köyün altından, çay üstünden ırmak akar. Toprakları çok; ama çok verimli, onun içindir ki köy göç vermedi, göç aldı.

İşte böylesi özelliği olan köyümün kalkınması için 1960’da ülkemizin %.5’lik kalkınmayı öpüp başına koyduğu bir zamanda, köyümün altından akan malum çay boyundaki köy orta malı topraklara YÜZ BİN KAVAK çeliği dikip 5-8 sene içinde yetişecek bu kavaklığın geliri ile Köy orta malı tüm sosyal kültürel ve ekonomik aktiviteleri içine alan AVRUPAİ bir köyü yeniden inşayı planlamıştık. Buna % 500 kalkınma dendi.

İşte böylesi bir plan, birkaç bin kavak fidanı dikim yapıldığı halde, köyün birkaç ileri gelenlerinin siyasilerle iş birliği sonucu akim kaldı. Bu engellemenin özünde bağnazlık ve dar görüş hakimdi ki, buna siyasetin desteği, köstek şeklinde sadece oy kapma ihtirasına dayanmakta idi.

Ne garip tecellidir ki okulu olmayan köye OKULU, camisi olmayan köye CAMİYİ, elektiriği olmayan köye ELEKTİRİĞİ, suyu olmayan köye İÇME SUYU, arazi sulama kanal ve kanaletleri olmayan köye SULAMA SİSTEMLERİ, benim önderliğimde yapıldı.

Zaman akıp giderken her fırsatta hüsrana uğratılmama rağmen hizmette ısrar ettiğim köyümde bir modern imamı yanıma alma şansını yakaladım. Köyümde 86 dönümlük bir CEVİZ ORMANI NI köy tüzel kişiliği adına planladım. 5-8 bin Ceviz Fidanı dikip köyüme ve köy bütçesine bir gelir kaynağı yaratmak için kolları sıvadık. ON KÜSÜR Milyar hibe yardım aldık. Araziyi Milli Emlak’tan tahsis ettirdik, Orman idaresi gerekli teraslamayı yaptı, gelin görün ki ne o imama sahip oldular ve ne de Ceviz ormanının dikimini yaptılar. Tahsis edilen hibe yardım geri gitti, bizim Ceviz Ormanı da köyün sözde ileri gelenlerin bağnazların kara cehaletin, ihmalinin kurbanı oldu.

ŞİMDİ DE YAPTIKLARIMA KISACA BAKALIM !!

12-Eylül-1980 İhtilali ile Konya Merkez Yükselen-Bilecik Kasabası Belediye Başkanlığı görevine de getirildim. Kasabaya ayağımı attığımda Kasaba Okulu’nu belediyeden önce tanımak istedim. Harap olan okulun onarımı ilk işim oldu. Sonrasında kasabanın temizlik sistemini öne aldım. Kasabanın şehir merkezine taşımacılığını, kurduğum otobüs işletmesi ile çözdüm. Kasabanın çevresindeki 10 bin koyunun sütlerini simsarlara değil, belediyece alınıp üreticiye daha erken ve daha yüksek süt bedeli ödedim. Kurduğum Peynir Üretim Merkezi organik ve kaliteli üretimi ile örnek oldu.

Kasabada 13-15 yaş içindeki okula gitmeyen kız çocuklarını kurduğum İpek Halı Üretim Merkezi’nde usta yaptım, çeyizlerini edinmelerine katkıda bulundum.

Kasabaya bir Kültür Park yaptım, şimdilerde dahi kasabanın dinlence merkezi, bir Uygulama Meyve Bahçesi’ni belediye adına kurdum. Ve sonra da benden sonrakiler kasaba adına yararlansın diye bir kavaklık tesis ettim. Sonuçta altın izler bıraktım teftiş raporlarında aynen yer aldı ki, iki yıla sığan bu çalışmaların takdiri dillerden dile dolaştı ve hiçbir kimsenin silip yok edemeyeceği bir madalya, ADIM HANEFİ’NİN BENDEN SONRAKİ DOĞAN ÇOCUKLARA AD OLARAK verilmesi göğsümü kabarttı gözümü yaşarttı.

Asıl olan vazifeyi asliye ile değil, olağanüstü başarılara imza atmaktır. Darısı Kamu Hizmeti’ne soyunan ve soyunacak olanların başına olsun deriz…

> Yeni Meram >Yazarlar > KAMUYA HİZMET YAPAMADIKLARIM NEDEN? YAPTIKLARIM NASIL!!!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.