YAZARLAR

“KALBİ VE SÖZÜ BİR OLMAYAN KİMSENİN…”-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Temiz, dürüst, doğru, insanları sözleriyle rahatlatan, feraha çıkaran, teselli eden, yol gösteren, moral aşılayan insanlara başımız sıkışmadan, bir derde düşmeden, içine düştüğümüz sıkıntıyı kendi başımıza aşma imkanı kalmadan, ne koşarız, ne arar sorarız!
Dilimizden düşürmediğimiz, dili kalbine, kalbi diline uymuş insan profili sözüm ona bazılarımız için örnek alınacak ve sadece örnek alınmakla kalınacak insanlardır.
Laftan kuleler yapanlar, böyle insanlar için;
Kalbi ve sözü bir insan derler.
Dili kalbine uymuş derler.
Güzel insan derler.
Allah böyle insanları eksik etmesin, sayılarını artırsın derler.
Böyle insanlar kendilerine güvenilen,
İtimat duyulan,
Herkesin onlardan emin olduğu insanlardır.
Ancak biz, kalbi başka, dili başka olanlara meftunuzdur. Onların çekim alanına girmek ve o alandan hiç çıkmamak isteriz.
Kalbi ve sözü birbiriyle uyumlu olmayan insan;
İçten pazarlıklıdır…
Yalancıdır…
Kendini açıkgöz sanır…
Sevgisizdir…
Saygısızdır…
Göz boyamada üzerine yoktur.
Kim ona güven duyduysa, güvenini boşa çıkarandır.
Ne yazıktır ki…
Bu insanlar çok güzel konuşurlar…
İkna kabiliyetleri yüksektir.
Onlara hayran olan, hayranlık duyan, onların yanında olmak için yanıp tutuşanlar için;
Ağzından bal damlıyor,
İnsan onunla konuşurken rahatlıyor,
Temiz kalpli diye işte bu insanlara denir.
Ne kadar da iyi huylu,
Adamın özü de doğru, sözü de…
Benzeri laflar, cümleler o kadar çok söylenir ki, bu hayranlığa bir anlam veremezsiniz.
Hemen birçoğumuz için, gerçeklerle yüzleşmek kolay bir mesele değildir.
Kolay ne varsa zorlaştırmaya meyilli tabiatlarımız,
Gerçekler karşısında isyan da etse,
Gerçeklerle yüzleşmek acı da olsa,
O insanlar hakkındaki olumlu değer yargıları kısa bir süre sonra tersine döner!
Ve bu insanlar gözümüzde,
Kabiliyetlerini,
Yeteneklerini,
Hal ve hareketleriyle bir çırpıda heba ederler.
Bütün bunları bildiğimiz halde, keşke diye başlayan savunma cümleleriyle, dili ve kalbi birbirine uymayanları yine de, korumaya çalışırız.
Üstelik;
Bütün bu olumsuz yönleri,
Sayılsa,
Dökülse,
Bilinse,
Anlatılsa,
Hatta ispat dahi edilse,
Toplum olarak, böyle insanların peşinden gittiğimiz,
Koştuğumuz,
Onları el üstünde tuttuğumuz ve bu böyle davranmaktan kendimizi alamadığımız sayısız örnek vardır.
Yarı şaka, yarı ciddi benzetmelerde, cümlelerde, esprilerde, doğru, düzgün ve temiz insanları yanımızda bulundurmak istemediğimiz, onlar dinlemekten rahatsız olduğumuz, onlara ancak aşamadığımız konularda ihtiyaç duyduğumuzu anlatmaktan geri durmayız.
Toplum olarak, neden bu insanlara hayran olduğumuz, neden onlar gibi olmak istediğimiz, neden onların yanında bulunmaktan büyük bir haz duyduğumuz konusu ise anlaşılır gibi değildir.
Bu insanlar birçok özelliğe sahipte olsalar, hakikati yansıtmayan, insanları oyalayan, sonunda hüsrana uğratan sözlere sahip olmaları ve kalpsiz oldukları gerçeği değişmez.
Her şeye rağmen yalancıları,
Yalan söyleyenleri,
Yalanları doğruymuş gibi anlatanları,
İnsanları avutanları,
Uyutanları,
Ağzı açık,
Hayranlıkla dinleyenler olmaktan usanmış ve bıkmış görünmüyoruz.
Hz. Mevlana, kalbi ve sözü bir olmayanlar için yüzyıllar öncesinden bakın ne diyor, “ Kalbi ve sözü bir olmayan kimsenin, yüz dili bile olsa, o yine dilsiz sayılır.”

> Yeni Meram >Yazarlar > “KALBİ VE SÖZÜ BİR OLMAYAN KİMSENİN…”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.