YAZARLAR

■ Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.

***
Babam rahmetli sade kahveyi çok severdi. Onun kahvesi mutlaka “sade” olacaktı. En keyifli sade kahveyi de Kadınhanı ilçemizde içerdi. Ilgın, Akşehir ya da bu güzergâhta başka yerlere giderken arabayı mutlaka Kadınhanı’nda durdurur, yol üstü kahvesinde köpüklü sade kahvesini kalevi fincanında höpürterek içerdi. Memleketimiz Doğanbey’i ziyarete gittiğimizde çarşıdaki Köprülü kahvede oturur, amcaoğlu rahmetli Operatör Dr. Ali Bülbül ile karşılıklı sade kahvelerini keyifle içerlerdi. Doğanbey’de konuklardan parası alınmaz ya kahvehane sahibi ikram eder ya da hesabı bulunanlardan biri öderdi.

Kahvehanelere mektebi irfan, kıraathane ya da halk üniversitesi anlamları verilir. Yaşam Fakültesi’nin hazırlık sınıf diyenler de vardır.

Kahvenin kültür, gelenek ve folklorumuzda ayrı yeri vardır. Bakkallar market, kahveler, cafe ya da cafeteria, berberler coiffeur, lokantalar restoranta olunca özümüzden kopuş başlamıştır. Günümüzde, her mahallede bir mahalle kahvesi vardır.

Araştırmaya göre ülkemizdeki kahve sayısı 400 bini geçmiştir. Kahvecilerin Hipokrat’ı Şeyh Şazeli adında bir şehtir. Kahveci esnafı, kahveyi bulan Şeyh Şazeli’ yi ”pir” kabul ederler. Osmanlıların son dönemine kadar İstanbul’daki kurukahveci işyerlerinde ”Ya Hazreti Şeyh Şazeli” yazan levhalar asılırdı.

***

850’li yıllarında Habeşistan’da, Kaldi adlı keçi çobanı, hayvanların kırmızı renkli bir bitkiyi yerken rahatladıklarını gözlemlemiş, kendisi de bitki ile çeşitli denemeler yapmış ve insana rahatlık verdiğini saptamış. 1100’de Arabistan’da ekilme ve pişirilmeye başlanmış; 1475’yılında dünyanın ilk kahve satan dükkanı ile kahvehanesi İstanbul’da açılmış; bunu başkaları izlemiş. Osmanlı Ordusu’nun Viyana seferleri ile kahve ilk önce Viyana’ya oradan da bütün Avrupa’ya yayılmış. Viyana’da ilk kahve bir yeniçeri tarafından, İtalya’da Venedik’te açılmış. Kahve 1607 tarihinde John Smith adlı bir gemici tarafından Amerika kıtasına, Kanada’ya götürülmüş.1908’ ilk filtre edilmiş kahve makinesi yapılmış. Dünyada bir günde 2 milyar fincan kahve içiliyor.

***

Tarihçi Solakzade, kahvenin Sultan Selim’in Mısır seferinden sonra Müslüman tüccarlar tarafından 1519’da İstanbul’a getirildiğini, asıl Yemen Valisi Özdemir Paşa sayesinde ünlendiğini yazmaktadır. Özdemir Paşa, Yemen’de içip lezzetini beğendiği kahveyi Kanuni’ye de ikram etmiş, kısa sürede saraydan halka yayılmıştır.

İstanbul’da ilk kahvehaneler de 1555 yılında biri Halep’ten diğeri Şam’dan gelen Hakim ve Şems adlı kişiler tarafından açılmıştır.

Avrupa’nın kahveyle tanışması Osmanlı ve Venedikli tüccarlar aracılığıyla olmuştur.
Kahve, 1669’da XIV. Louis döneminde elçimiz Süleyman Ağa tarafından ”sihirli içecek” adıyla Paris sosyetesine tanıtılmıştır.

Avusturyalılar’ın kahveyle tanışması ise 1683 yılında IV. Mehmet zamanında başlatılan

II. Viyana Kuşatması sonrasında olmuştur.

İngilizler de kahveyi Oxford’ da okuyan bir Türk sayesinde tanırlar.

■ Türkler kahvesiz yaşayamaz.

BİR DAMLA:

KAHVE YEMEN’DEN GELİR!

Kahvecinin biri kahveye zam yapmak istemiş. Bir süre de zammı müşterilerine nasıl anlatacağını düşünmüş ve sonunda şu aşağıdaki yazıyı dükkânına asmış;
‘Kahve Yemen’den gelir, yolu ırak
iki lira yetmiyor, üç lira bırak’
Müşterinin biri de eline kalemi alıp bu yazının altına şunları karalamış;
‘Kahve Yemen’den gelir, yolu sapa
İki lira yetmiyor ise dükkânı kapa!

> Yeni Meram >Yazarlar > KAHVE YA DA NOSTALJİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.