YAZARLAR

Felsefe Hocası derse elinde kavanoz ve bir kaç kese kağıdı ile gelmiş. Hiç bir şey söylemeden kese kâğıdından çıkarttığı pinpon toplarını kavanoza koymaya başlamış. Bir süre sonra da sınıfa dönüp sormuş;

‘Ne dersiniz sizce kavanoz doldu mu?”
Bütün sınıf topluca yanıt vermiş;

“Evet Hocam, doldu!”
Daha sonra Hoca, başka bir kese kâğıdından çıkarttığı çakıl taşlarını kavanoza koymaya başlamış. Arada bir de kavanozu sallayıp çakıl taşlarının iyice yerleşmelerini sağlıyormuş
Kavanozda bir çakıl daha koyacak yer kalmayınca yine dönüp sınıfa yine sormuş;

‘Ne dersiniz sizce kavanoz doldu mu?

Yine bütün sınıf toplu yanıt vermiş;

‘Evet Hocam, doldu.”
Bu kez Hoca bir kese kâğıdı dolusu kumu kavanoza boşaltmaya başlamış. Tabi kum pinpon topları ve çakıl taşlarının aralarındaki boşluğu doldurmuş. Hoca yine sınıfa dönüp sormuş;

“Kavanoz doldu mu?’

Bütün sınıf yine bir ağızdan yanıt vermiş;

‘Evet Hocam, tam doldu!”
Bunun üzerine Hoca, kavanoza iki bardak su koymayı da becermiş. Bütün sınıf gülmeye başlamış. Hoca kahkahaların dinmesini beklemiş ve sonra şöyle konuşmuş;
“Şimdi çocuklar beni dikkatle dinleyin. Bu kavanoz sizin yaşamınızı temsil eder. Pinpon topları ise yaşamınızdaki önemli şeylerdir; aile, çocuklar, sağlık, akrabalar, arkadaşlar, dostlar gibi. Bunlar öyle şeyler ki diğer her şey kayıp olsa dahi yaşamınız yine doludur. Çakıl taşları yaşamımızda yer alan sizce değerli olan şeylerdir; ev, araba, yazlık, tekne, işiniz gibi. Kum ise yaşamımızdaki küçük şeyler ve ayrıntıdır. Şayet kavanozu ilk önce kum ile yani yaşamınızı ayrıntı ile doldurursanız öteki değerli şeylere yer kalmaz. Onun için mutluluğunuz için başta gelen şeylere önem verin. Çocuklarınızla oynayın, dostlarınız ile sohbet edin. Karı veya kocanız ile yemeğe, sinemaya, tiyatroya gidin. Her vakit tamir, temizlik, televizyon için vakit olacaktır.
İlk önce pinpon toplarına ehemmiyet verin, gerisi sadece kumdur, akar gider.”

Öğrenicilerinden biri elini kaldırıp sormuş;

‘Hocam, peki kahve neyi temsil ediyor?

Hoca gülümseyerek şu yanıtı verdi;

‘İyi ki sordun. Gördüğünüz gibi yaşamda her zaman bir dost ile içilen iki fincan kahveye yer vardır!’

***

Haftanın İki Sözü

■ Tahsil ana kucağında başlar. Çocuğun duyacağı yerde söylenen her söz, onun hareketlerinin yapımında rol oynar.


Temelce;

Temel eczaneden uyku ilacı almış..
Eczacı demiş ki;
-Bu haplar size iki ay yeter!
Temel itiraz etmiş ve ilaçları geri vermiş;
– Ben bu kadar uyumak istemiyorum!

***
Haftanın Dörtlüğü:

“Yıkmak, insanlara yapmak gibi

kıymet mi verir,
Onu, en çulpa herifler de emin ol becerir.
Hele sen gösteriver kubbe diye,
İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.
Ama gel, kaldıralım dendi mi, heyhat o zaman
Bir Süleyman daha lazım, yeniden bir de Sinan.”

ALINIRIM

Bana bakmayın siz
Ben olmadık şeylere alınırım
İnce şeyleri düşünmekten belki,
Bazen inceldiği yerden koparım…
Su alan köhne bir tekne gibi,
Mutsuzluğun okyanusunda salınırım..
Bana bakmayın siz,
Çıtkırıldım bir dal gibi kırılırım..

Ne şaşkın bir serçeyim ki,
Hemencecik vurulurum.
Ben bu dünyanın alengirli işlerinden,
Hiç anlamam, yorulurum.

> Yeni Meram >Yazarlar > KAHVE VE FELSEFE
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.