YAZARLAR

Hz. Ömer, halife iken her gece kenti dolaşır, bir derdi sıkıntısı olan var mı diye araştırır, varsa giderirdi; hep ağlardı.
“Niçin hep ağlarsınız?” dediklerinde derin bir âh! çekip yanıt verirdi;

“Nasıl ağlamayayım, bir koyun Fırat Nehrine girip boğulsa, yarın benden sorulur!”

Kimi kaynaklar, aynı içerikte

Halife Ömer’e atfedilen bir sözü aktarıyor;
Dicle kenarında koyununu kaybeden çoban, bunun hesabını benden sorar!”
O çobanın kafasındaki “devlet” kavramı “Halife Ömer”dir.

Bir örnek de Ahmet Vefik Paşa’ya aittir.
Vali konağına yaşlı bir kadın gelmiş. Evine hırsız girmiş onu şikâyet ediyor.

Vali demiş ki;

– Kapıyı iyi kapatsaydın, kilitleseydin!

Kadın bu yanıta karşı adeta isyan etmiş;

– Ben sana güvenmiştim!

Kadının demek istediği “ Vali’ye daha doğrusu “Devlete güvenme “ olgusunu dile getirmektir.

Eskiler Devlet adamı yokluğuna, ‘Kaht-ı Rical’ derlerdi. Bu kavramı daha da açarsak;

Kaht-ı Rical, Devlet yönetiminde ve liyakat isteyen diğer alanlarda, kalifiye eleman bulunamaması durumudur.

Devlet adamlığı dün de bugün de tartışma konusu olmuş, dört dörtlük devlet adamı sıkıntı her dönemde devam edip gitmiştir.

Padişah III. Mustafa Han, dindar, çalışkan, adil, hamiyetli bir padişahtı. Verdiği vazifeleri takip eder, sorumlularından hesap sorardı. Saltanatı boyunca devleti kalkındırmakla uğraştı, fakat ne yazık ki, bu hususlarda kendisine yardımcı olacak devlet adamlarından yoksundu; sıkıntısını Cihangir mahlasıyla yazdığı bir şiirle dile getirdi.
“Yıkıluptur bu cihan sanma ki bizde düzele,
Devleti çerh-i denî verdi kamu mübtezele
Şimdi ebvab-ı saadette gezen hep hazele
İşimiz kaldı hemen merhamet-i lem-Yezel’e”

Şeyhülislam Asım da bu görüştedir:
“Hak bu kim mülk-i cihan girdi yed-i müptezele
Akl-ı sadıka nizamı hele hiç girmez ele
Berk ü barını kamu eyledi yağma hazele
Ab-ı şer ile meğer ravza-i devlet düzele.”

Sadrazam Ragıp Paşa’nın umudu yoktur:
“Niceler eyledi kâmın bu cihanı tiz ele
Feleğin devri mutabık yine bezm-i ezele
Sanma ey dil ki saadet bula bir dem hazele
Verdi hallak-ı cihan müptezeli müptezele.”

Ziya Paşa, umudunu yitirmemiş;

“Asiyab-ı devleti bir har da olsa döndürür.

Şair Eşref de devlet çarkının nasıl döndüğünü görünce söylenmiş eleştirisini korkusuz ortaya koymuş;

“Döndürür döndürür de anasının örekesine döndürür.”

III. Selim daha yumuşak iniş yapıyor;

“Akın aldanma gönül âlemde yok zerre vefâ
Devletin tâlii bozuk ver ona yâ rab şifâ
Zevk eyyâmı değil şimdi harâm oldu safâ
Lâyık olursa cihânda bana taht-ı şevket
Eylemek mahz-ı safâdır bana nâsa hizmet.

BİR DAMLA:

Kanuni süt kardeşi Yahya Efendi’ye sorar,

– Bir devlet hangi halde çöker?

Yahya Efendi yanıt verir;

– Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işitenler de ‘neme lazım’ deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa devlet çöker.

> Yeni Meram >Yazarlar > KAHT-I RİCAL VE DEVLET YÖNETİMİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.