YAZARLAR

Mevlevi büyüklerinden Galip Dede’nin yaşama veda etmeden önce Peygamberimiz için yazdığı lirik şiiri vardır;

“Hutben okunur minber-i iklim-i
bekâda
Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-i
cezâda
Gülbank-i kudûmün çekilir arş-ı
Hüdâda
Esmâ-i şerîfin anılır arz u semâda

Sen Ahmed ü Mahmûd ü
Muhammedsin efendim.
Haktan bize Sultân-ı müeyyedsin
efendim.”

Galip Dede, bir söyleşisinde der ki;

“Uğursuzluğa inanmamalı, etki eder sanmamalıdır. da, Tövbe sûresi, otuzyedinci âyetinin tefsîrinde,

– Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” teşrîf edince, günlerin mü’minlere uğursuz olmaları kalmadı.- denilmektedir. Bir Hastalığın sağlam insana geçeceğini kabul etmemelidir. Allahü teâlâ dilerse geçer, dilemezse geçmez.”

Galip Dede, 1757’ tarihinde İstanbul’da doğdu; 1799 yılında yaşama veda etti.

Türbesi, Galata Mevlevîhânesindedir.

■ Dinimizde, uğursuzluk ve hastalığın sağlam kimseye geçmesi diye bir bekleyiş yoktur ancak tehlikeli şeylerden, kuşkulu yerlerden kaçınmak gereklidir. Hastalığa yakalanmamak için de önlem almalıdır.

■ Kim bir falcıya veya kâhine gider dediklerine inanırsa Muhammed’e indirilen Kur-an’a inanmamış olur
Kimi hadislerde falcı ,kahin ve medyumlara gelecekten haber almak niyetiyle başvurmalar yasaklanmaktadır
Her ne kadar insan yaradılışında geleceği bilme merakı varsa da bu konu son derece istismara açıktır Falcılar kahinler ve medyumlar insanların zaaflarını istismar ederek büyük maddi çıkarlar ve manevi nüfuzlar elde etmektedirler. Öz olarak

kâhinlere ve falcılara inanmamalıdır. Bilinmeyen şeyleri bunlara sormamalıdır.

Şerh-ı Akâid adlı kitabın girişinde şu görüşlere yer verilmektedir;
“İnsanın bir şeyi bilmesi, his organı ile, güvenilir haber ile ya da akıl ile olur. Duyu organları beştir. Güvenilir haber ikidir: Tevâtür ve Peygamber haberleri. Tevâtür, her çağın güvenilen insanlarının hepsinin söylemesidir. Akıl ile bilmek de ikidir. Düşünmeden hemen bilinirse, denir. Düşünmekle bilinirse, denir. Her şeyin, kendi parçasından büyük olduğu bedîhîdir. Hesapla edinilen bilgiler istidlâlîdir. His organları ve akıl ile birlikte hâsıl olan bilgiler,tecrübedir..”

Görülüyor ki, İslâm dîninin, hesâbın ve tecrübenin bildirmediği şeylere denir. Gaybı ancak, Allahü teâlâ ve Onun bildirdikleri bilir. Sihir ya da başka anlatımla büyü yapmamalıdır ve sihir yaptırmamalıdır, haramdır ve küfre en yakın olan, en fenâ harâmdır. Sihre âit ufak bir şey yapmamaya çok dikkat etmelidir. “

Hz. Aişe anlatıyor;
Hz. Muhammed’e kâhinler hakkında fikri sorulduğunda şu yanıtı verdi;

-Aslı olan, bir şey değildir.

– Ey Allah’ın Resûlü! Ama onların bize verdikleri geleceğe ait bazı haberler söyledikleri gibi çıkıyor.

Hz. Peygamber şöyle konuştu;
– Onların bu tür haberleri gerçeklerdendir. Onu bir cin meleklerden kaparak kâhin dostunun kulağına fısıldar. O kâhinler de bir doğruya yüz yalan karıştırır halka sunarlar.

BİR DAMLA:

■ Müslüman sihir yapamaz. Allah saklasın îmânı gittikten sonra, sihri tesir eder.

> Yeni Meram >Yazarlar > KAHİN VE FALCILARA İNANILMAZ!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.