YAZARLAR

Şimdiye kadar kadınların ve kız çocuklarının hayvana eziyet ettiğini ben görmedim.

Analık içgüdüsünün kadına doğuştan has bir duygu olması, sanırım hayvana şiddet uygulamalarına engel oluyor.

Erkek çocuklarını yetiştirirken, öncelikle annenin; kızlarından, kız çocuklarından hiçbir ayrıcalıklarının olmadığını, toplumda kız çocukları ile eşit olduklarını erkek çocuklarına davranışları ile belirtmeleri gerekir. Annesine ev işlerinde, kız çocukları ile eşit olarak yardım etmeleri sağlanmalı. Asla ve asla oğullarının yanında ‘Kız başına akşam vakti seni göndermem’ diyerek, daha küçük olan oğluna; ‘Haydi oğlum, bir koşu sen alıver’ demenin bedelini ileride kızlarının çok ağır ödeyeceğini anneler unutmamalı!

Erkek çocuğunun çok kız arkadaşı olması baba için gurur kaynağı, kızının ise tek erkek arkadaşı bile namus sorunu olduğu sürece, oğlunun okulda arkadaşını pataklaması güç gösterisi, kızının eve biraz geç gelmesi büyük sorun ve dayak nedeni ise, her tür eğlence oğluna serbest ama kızına pek çok yasaklar var ise bu ayrıcalıkla büyüyen, büyütülen erkekler haklı olarak kendilerini üstün görüyorlar ve eşlerine çocuklarına şiddet uygulamaktan hiç çekinmiyorlar.

Aynı davranışları küçük yaşlarda önce hayvanlarda deniyorlar.

Çünkü babası anneye, kız kardeşine ve kendisine şiddet uygularken, şiddet içinde, fiziki ve sözlü darbe içinde büyürken yüreğindeki sevgiyi kaybeden, güçlü olanın güçsüz olanı ezdiği bir ortamda daha ufacık yüreğinde yeşertilen acımasızlık, merhametsizlik, sevgisizlik tohumları ile en çok güç denemesini hayvanlarda başlatıyor.

Örnekleri o kadar çok ki! Ancak çok çarpıcı olanları anlatabileceğim.

Sokakta annesi tarafından yemek yemeye yeni yeni başlamış köpek yavruları, doğduğu mahallenin çöplerini tanıma gezisine çıkarılırlar. Çöpte iyi bir yemek kırıntısına kapılıp annesinin peşinden gidememişse o yavru, annenin izini kaybeder. İşte burada yanlış eğitilen, sevgisiz büyütülen, erkeklik içgüdüsü sürekli okşanarak yetiştirilen insan yavruları olan erkek çocukları ilk güç denemelerini yapmaya başlarlar. Keyifle, kahkaha atarak, ellerine aldıkları kesicilerle minicik yavruların önce kulaklarını sonra kuyruklarını bazen de ağzını kulağına kadar yırtar kanlar içinde bırakırlar.

Dernek üyelerim, yürekli dostlar, ellerinden zorla aldıkları yavruları barınağa yetiştirirler.

Sevgi yoksunu bu erkek çocuklarının ellerinden dikine toprağa gömülerek, hedef tahtası yapılan yavru köpeğimizi alan dernek üyemiz, doktor olarak yaptığı kalp masajları ile yaşatamadığı yavru köpeğin acısını gözlerindeki o masum bakışı , ‘Suçum neydi?’ diye soran gözlerdeki acıyı hala unutamadı.

Kedileri ve kedi yavrularını alarak çöp bidonuna koşan erkek çocuklarının arkalarından koştum. Gördüklerime inanamadım. Ellerindeki gazeteyi yakıp yavrulara atıp yanmalarını keyifle seyrediyorlardı. Yavruları çıkardım, arabama bıraktım, her biri gülerek kaçıyorlardı. Ayrıca yakalanmadıkları için de büyük keyif alıyorlardı.

Yine Ladik beldemizde ilköğretim öğrencileri kedileri bacaklarından ayırıp, bağırtarak ikiye ayırmış ve bunun görüntülerini de internete vermişlerdi.

Yine bir erkek çocuğu küçük bir yavru köpeği beş katlı bir binanın damına bağlamış, bir başka delikanlı; ağzını ayaklarını bantladığı köpeği, motosikletle geçerken, çöp bidonuna fırlatıp atmış ve balkonda gören bir bayan bize ulaşmıştı.

2 Ocak 2012 Pazartesi gece yarısı dört metre derinlikteki kör kuyuya atılan beş aylık köpek yavrusunu kurtardık.

Şiddet şiddeti tetikliyor. Kadına şiddet! Ama kadın uğradığı şiddetin farkında. Çünkü dünyada gelişmişlikleriyle övünen batıdaki pek çok kadından önce kazandığı birey olma hakkını; Mustafa Kemal Atatürk’ün kendisine hiç uğraş vermeden kazandığı, şu anda 2012’lerde hiçbir İslam ülkesinde kadına tanınmayan hakkını kullanamadığının farkında.

Demek ki bedavadan elde edilen hakların değeri bilinmiyormuş! Tıpkı şimdiki neslin yorulmadan, uğraşmadan kendilerine bırakılan bu toprakların değerini bilmeden, bedelli askerlik yaparak vatana borçlarını unutmaları, vatan topraklarını, Lozan ile çizilen sınırları beklemekten vazgeçmeleri gibi!

Çocuk uğradığı şiddeti kimin yaptığını biliyor, söylüyor.

Ama bu sessiz canlar; konuşamıyor, anlatamıyor, çığlık atamıyor. Neden, niçin bu eziyetlerin kendilerine yapıldığını bir türlü çözemiyor.

Kadın uğradığı şiddet sonunda bir daha asla o kişiye güvenmiyor.

Çocuk asla güvenmiyor ve büyürken bu şiddetin etkilerini de yanında götürüp, toplumda sorunlu bir birey olarak yaşıyor, insanlara, doğaya güvenini kaybediyor.

Ama bu sessiz canlar uğradıkları her türlü akıl almaz şiddete rağmen; ufacık bir gülümseyişin, sıcak bir ses tonunun, sevgi dolu bir bakışın arkasından kuyruklarını sallayarak koşa koşa yine de gidiyorlar.

Karşılıksız sevmeyi, karşılıksız güvenmeyi, insanlarla dost yaşama duygusunu hiç yitirmeden onların yanlarında yürümeye devam ediyorlar.

> Yeni Meram >Yazarlar > KADINA ŞİDDET, ÇOCUĞA ŞİDDET, MASUM HAYVANLARDAN NE İSTİYORSUNUZ?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.