YAZARLAR

Geçtiğimiz Cumartesi ve Pazar günü 2.437.119 adayın başvuru yaptığı Üniversiteye Giriş sınavları yüksek tedbirler altında yapıldı.
Dünyada birçok ülke nüfusundan fazla sayıda adayın sınava başvuru yapmasının ana sebebi pek tabii ki iyi bir işe dolayısıyla iyi bir geleceğe sahip olma istekleri.
Peki bu yaklaşım doğru mu?
TÜİK verileri en yoğun işsizlik rakamlarının üniversite mezunu gençler arasında olduğunu doğrularken, aileler ve gençler tarafından sınava kadar sarfedilen ve eğitim süreci boyunca da sarfedilecek maddi ve manevi emekler amacına ulaşacak mı? Bence HAYIR!
Hep beraber nerelerde hata yaptığımıza bir göz atalım;
1. Eğitimin amacı bireylere yetenekler kazandırmaktır. 12 yıllık zorunlu temel eğitim ülkemizde meslek edindirme anlamında ihmal edilecek sayıda öğrenci hariç hiçbir mesleki meziyet kazandırmamaktadır.
2. 12 yıllık eğitimin zorunlu olması meslek edinememiş gençlerin üniversite kapılarına yığılmasına, bu yoğunluğu azaltmak amacı ile plansız, programsız ve yeterli altyapıya sahip olmayan üniversitelerin, fakültelerin ve bölümlerin oluşturulmasına sebep olmaktadır.
3. Bu tip okulları kazanan öğrencilerin yetersizliği, okul döneminde verilen eğitimin sığlığı ve kalitesizliği ile birleşince diploma sahibi lakin mesleki anlamda yetersiz mezunların verilmesine sebep olmaktadır.
4. İhtiyaçtan çok daha fazla sayıda, yetersiz donanımla mezun edilen gençler mevcut işsizler ordusuna dahil olmakta, eğitim aldıkları işle ilgili olmayan birçok sektörde mutsuz şekilde, hakkettikleri ücretin çok daha düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalmaktadır.
5. Bu mezun sayıları mesleklerin değerini ve verilen hizmetlerin kalitesini düşürmekte, sonuçta ortaya çıkan kısır döngü sistemi kilitlemektedir.
Peki nerede hata yaptık ve bu hatanın neresinden dönebiliriz;
1. 12 yıllık zorunlu eğitim garabetinden derhal vazgeçilmeli,
2. 8 yıllık zorunlu eğitim sonrası Meslek ve Teknik Liselere olan talep maddi burs, üniversite sınavında ek puan vb şekillerde artırılmalı,
3. İlgili bölümlerin eğitim, araç-gereç ve teçhizat eksikleri ile müfredatları çağın gereklerine uygun hale getirilmeli,
4. Mutlaka ihtiyaç planlaması yapılarak kontenjanlar düşürülmeli, üniversitelerde ihtiyaç fazlası bölümlerin açılması kesinlikle engellenmeli, açılmış bölümler için eğitim kadrosu, fiziki altyapı, laboratuvar altyapıları vb. için sert şartlar ortaya koyulmalı, şartları sağlamayan bölümlerin kapatılması yada aynı il yada komşu illerdeki bölümlerle birleştirilmesi sağlanmalıdır.
Bu şekilde alınacak keskin tedbirler ile hem üniversite kapılarındaki yığılma azaltılmış, hem üretim ihtiyacına yönelik donanıma sahip teknisyen, tekniker ve mühendis yetiştirilmiş, gençlerimize umut, iş ve aş verilmiş olacaktır.
1.Dünya savaşının hemen ardından 2. Dünya savaşına kalkışan, aldığı ağır darbelere rağmen çok kısa sürede en büyük ekonomik güç haline gelen Almanya’nın elindeki en büyük sermaye çok büyük kayıplar vermesine rağmen yetişmiş insan gücü idi.
Unutulmamalıdır ki; ülkelerin gelişmişliği teknik elemanlarının donanımı ve bilgisi ile sınırlıdır!
Dr.S.Kamil AKIN
KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Konya Şube Başkanı

> Yeni Meram >Yazarlar > “İYİ BİR İŞ SAHİBİ OLMANIN YEGANE YOLU ÜNİVERSİTEDEN MEZUN OLMAK MI?”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.