YAZARLAR

İTİBARINI KAYBEDENLER - YENİ MERAM GAZETESİ - AYŞE HİLAL SAVRAN

Seçimleri geride bıraksak ta, tartışmaları en alevli şekilde devam etmekte, bu uğurda aslında her şeyi tartışmaya açmaktadır. Duyanlara duymayanlara itibarsızlaştırdığımız demokrasinin yankıları bunlar!

 

Bu süre zarfında itibarını kaybeden kaybedene…

 

Zedelenen kurumlar mı dersin, yoksa bunlarla özdeşleşen karakterler mi dersin epey tartışılır. Bu gidişle de bitmeyecek, yıllar geçse bile hatırlanacaktır.

 

Hatırlatan sebeplere gelince; değerini yitiren demokrasinin esaslarının etkisini kaybetmesi gösterilir. Bunu içimizde yaşadıkça daha da hissedecek, hissettikçe muhtaç olduğumuz değerlerin demokrasi ve ötesi olan adalete muhtaç hale geleceğiz.

 

Burada illa birilerinin haklı olmasına gerek yok. Olaya bütünsel bakıldığında iktidar seçmeni de, muhalefet seçmeni de ENDİŞELİ! Eğer ki devlette kurumların ve kişilerin birbirine olan güveni zedelenip, itibar kaybediyorsa, devleti oluşturan unsurların başında gelen insanlar kitleler halinde yok olacak ve namus teşkil eden devletin varlığını katledecektir.

 

O halde ortada devletten bahsedebilir miyiz? En son olan nokta burası, evet doğru duydunuz, devlettin yok olması demek bizleri, yıllardır hüküm sürdüğü topraklarda, birilerine boyun eğmeyen nesli düşmana muhtaç edecektir.

 

Hangi biriniz buna tahammül edebilirsiniz?

Tabi ki de hiç birimiz, ırkımızdaki kutsiyet de buna asla müsamaha göstermeyecektir. Gelelim seçim gecesine oylar sayılırken, bu uğurda kitlesel haberleşmeyi sağlayan kurumların şeffaf ve hassas olmayışı herkesi tedirginlikte haklı kıldı. Halbuki devletin bütün kurumları halkının her ferdine açık olmalı, bu noktada kimseyi ayrıştırmadan gereğini yapmalıdır.

 

Seçim öncesi bu hususlar; bazı basın organları tarafından sürekli dile getirildi, sık sık hatırlatmalarla bir nebze de olsa demokrasiye gölge düşürmemek için mücadele verildi. Bu noktada ilgili kurumların başında gelen YSK, bu bilgilerin asılsız olduğunu, seçim zamanı tartışma yaratmayacağını dillendirdi.

 

Bugün başta İstanbul dahil olmak üzere; tekrar yapılan geçersiz oyların sayımı bunun özetidir. O günlerde bir evde çıkan 30 kişilik seçmen listesi, ebediyete eren insanların bile seçmen kaydı yeniden yapılması bugünlerin habercisiydi. O şartlarda, bölgelerde çıkan bu iddialar il seçim kurulu veya ilçe seçim kurulları tarafından şeffaf hali ile irdelenseydi bugün farklı sonuçlarla karşılaşılmazdı. Demek ki kurumlar itibar kaybetti. Aklımda olan bu, anlamak istemediğimde, kapasitemin yetmediği de bu.

 

Seçim sonuçları açıklandıkça bazı yerlerde yüzdelere vurulduğunda sütunların olduğundan ileriye gitmesi de yine burada kurumlara bağlanır. O zaman her dönem seçime giden Türkiye bu talihsizlikleri hep yaşadı. Adaletten her zaman ödün verildi. Aklıma gelen bunlar. Yaşam şekli cumhuriyet olan ülkemiz bunları hak etti mi? Kimler burada cezalandırıldı? Bu memleketin bir ferdi olarak merak ettiğim tek nokta ama dahası var. Bitmez, bu gidişle de bitmeyecek!

 

Gelelim Anadolu Ajansına; devletin yılmaz bekçisi olan, bin bir emekle milli mücadele yıllarında Mustafa Kemal Paşa, Halide Edip, Yunus Nadi tarafından kurtuluş savaşının yankılarını duyurmak için kurulan ANADOLU AJANSINA!

 

Kurulduğu zamanlarda Mustafa Kemal’in haber duyurma konusunda AA’NIN yapacağı ihmalleri “vatan suçu” olarak nitelemesi bugünlerde nereye konulur, sizlere soruyorum? İktidarıyla, muhalefetiyle ayrılmaz parça olan bizler elimizi vicdanımıza götürelim bakalım, haklı mıyız, değil miyiz?

Dile kolay gibi görünse de vicdanı yüksek toplumlarda adaletten taviz verilmesi beni çok düşündürüyor, gelecek adına da ümit vaat etmiyor. Hepimiz bu memleketin yılmaz bekçisi isek, neden her zaman devleti itibarsızlaştırma kampanyası güderek, burada ortaya çıkacak olan dış güçlerin ekmeğine yağ sürüyoruz ki? Neden, neden?

 

Nedeni basit, bizler hiçbir zaman yaşanmışlıklardan ders almıyor, birbirine olan güveni kaybediyoruz. Particilik nedir? Demokrasinin işleyişi nedir vakıf değiliz! Bu hususta devletin kurumlarını da ötekileştiriyor, hizmet anlayışını yok ediyoruz.

 

Ne diyordu NİSA Suresi 58. Ayetinde; “DEVLETİN DİNİ ADALETTİR.” Evet, tamda burada tekebbür etmeden herkesi adalete ve vicdana davet ediyorum. Haklı gerekçelerle hem de. Adaleti şaşmayan teraziler gün gelir vurduğun yerden seni vurur. İşte o zaman ne demek istediğimizi anlarsınız…

 

O yüzden herkese ADALET, hepimize ADALET!

> Yeni Meram >Yazarlar > İTİBARINI KAYBEDENLER
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.