YAZARLAR

■ Kostantîniyye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandân ne güzel kumandân ve onu fetheden ordu ne güzel ordudur.

İstanbul’un fethinden bugüne değin tam 559 yıl geçti. O günden bugüne İstanbul daha bir İstanbul oldu, Kostantiniyye kimliğinden arındı, duruldu ve Türk İstanbul fotoğrafıyla gönüllerimize taht kurdu.

İstanbul, Fatih Sultan’dan daha önce 17, Müslümanlarca da 11 kez kuşatıldı. Ancak ne var ki muhkem kalelerle korunan İstanbul’u fethetmek yedinci Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet ile onun şanlı ordusuna nasip oldu;

Havanın mavisinde, denizin yeşilinde
Bir türkü, Ortaasya’dan beri duymuşuz.
Anamızın sütünden bayraklara kadar
Yüce fetihle büyümüşüz.

Cihanın yarısı gök;
Önünde şehit şehit durmuşuz,
Cihanın yarısı İstanbul,
Almışız. “

Fâtih Sultan Mehmet 23 Mart’ta muhteşem ordusuyla Edirne’den hareket edip 6 Nisan’da İstanbul kuşatmasını başlattı 18 Nisan’da İstanbul adaları alındı, 22 Nisan gecesi Türk donanması karadan Haliç’e indirildi, 23 Nisan’da barış önerisiyle gelen Bizans elçisine, genç Pâdişâh şu yanıtı verdi;

“Ya ben bu şehri alırım, ya da bu şehir beni alır!”
Fatih Sultan Mehmet gece-gündüz sürekli ordusunun başında bulunuyor, İstanbul önlerinde hücum için gerekli hazırlıkları bizzat yönetiyordu. Bu arada çok değer verdiği hocası Akşemseddin fetih için açılan cihadın yönetimine ilişkin gerekli öğütlerde bulunarak müjdeler veriyordu.

Fâtih Sultan, 26 Mayıs’ı 27 Mayıs’a bağlayan günün gecesi, büyük bir savaş meclisi kurdu. Meclise komutan ve orduya moral verme bağlamında etkili bilge, evliya ve akil insanları da çağırmıştı.

Hoca Akşemseddîn, Molla Gürani, Zağnos ve Şahabeddin paşalar, kuşatmayı sürdürüp fethi gerçekleştirmeyi istiyorlardı. Çandarlı Halîl Paşa ve onun gibi düşünen kimileri ise, Bizanslılar tarafından yapılan barış önerisini kabul etmeyi yeğliyorlardı. Sonuçta Savaş Meclisinden cihada devam kararı çıktı ve 29 Mayıs sabahı yapılan son taarruzda İstanbul düştü. Donanma ve 300.000 askerden oluşan ordunun, yeri-göğü sarsan “tekbîr” ve “tehlîl” sesleri arasında, öğleden sonra Fatih Sultan Mehmed Han, Topkapı tarafından kente girdi ve fetih noktalandı

İstanbul’un fethi Türk ve Müslümanlar için değil, bütün insanlık indinde önemliydi;

■ Bizans’ın çöküşüyle “Orta Çağ” kapandı, “Yeni Çağ” açıldı. Bu; bilimin, tekniğin, sanat’ın ve îmânın bir eseriydi. Fetih, Türk ve İslâm tarihinin en önemli olaylarından biri nitelendirildiğinden ona “Feth-i Mübîn” denildi.
Dünyanın en büyük kilisesi Ayasofya, cami hâline getirildi.
Fetihten sonra Tuna’nın güneyi ile Fırat-Toros hattının batısındaki alan Osmanlılara katıldı. Ayrıca Boğdan, Sırbistan, Mora, Amasra, Çandarlı Beyliği, Trabzon Rum İmparatorluğu, Akkoyunlu Beyliği, Kırım Hanlığı Osmanlılara ilhâk edildi.
■ Venedik’in deniz üstünlüğü sona erdi.
Hristiyan halk, papazlar bile İstanbul’da lâtin şapkası yerine, Türk sarığı görmek istediklerini ifade ettiler.
■ Dünyanın her tarafından bilim adamları İstanbul’a geldi. İstanbul bir bilim, kültür ve sanat merkezi oldu.
Fatih, bütün Ortodoks Hristiyanların başı Patrikliği ortadan kaldırabilecek güçte bulunmasına karşın bunu yapmadı.

BİR DAMLA

Yeditepe kardeş kardeş gülümser,
Boğaz’ın mavi rüzgârları,
Bir esinti sarhoşluğu içinde
İstanbul sizin der.

> Yeni Meram >Yazarlar > İSTANBULU FETHETMEK!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.