YAZARLAR

Şehrimiz şantiye haline geldi. Çok çalışıyoruz, ey ahali görün ne kadar çalıştığımızı demeye getiren Başkanlarımız, şantiyelerin şehrin trafik düzenini alt -üst ettiğini sanırız görmezden geliyorlar.

Konya trafiği, İstanbul trafiği gibi olmadığı için, trafik açısından oldukça rahat şehirlerin ilk sıralarında geliyordu. Sıkışıklık, içinden çıkılmaz bir trafik sıkıntısı istisnai durumlar haricinde pek görülmedi.

Ta ki, hafif raylı sistem yeni hatlar konusunda adımlar atmaya, açılım yapmaya karar verinceye kadar.

Bu adımlar için bir hayli geç kalındığını yöneticilerimiz kabul etmeyebilirler, estek-köstek-kelestek babından mazeretler öne sürebilirler.

13 Temmuz 1987’de temeli atılan Hafif Raylı Sistem, Eylül 1992 yılında hizmete girmişti. 2014 yılı itibarıyla 22 yıldır hizmet veren Hafif Raylı Sistem’in şehrin farklı bölgelerine yayılması konusunda bugüne kadar ciddi manada neredeyse hiç bir adımın atılmadığı şehrinde, şehirde yaşayanlarında malumu.

Üniversitenin içine bile girmesi çok geç kalan raylı sistem hem Adliye istikametine uzanmaya karar verdi, hemde otogar sonrasında rayları yenileme çalışmalarına başladı.

Çalışmalarla birlikte, çalışmaların yapıldığı yol güzergahlarında hayat durdu.

Trafik çilesi başladı. Mevcut yolların yarı konumuna bile sahip olmayan, ancak mecburi olarak işlerlik kazandırılan tali yollar iflas etti.

İnsanların alışkanlıkları, dolmuş ve otobüs duraklarının yerleri, özel araçlarıyla işlerine ve evlerine gidecekleri yollar değişti, şartlar değişti, seferler değişti. Ne kadar süreceği kesin olmayan aktarmalı yolculuklar başladı.

Alaaddin-Adliye güzergahı felç!

Otogar-Bosna arası evlere şenlik!

Bu yıkıntılar, döküntüler, saçılmalar, dağılmalar ne zaman toparlanır bilen yok. Bu hatlarda hayat durma noktalarında, tali yollardan, sonradan olma duraklardan, yetersiz araç tahsislerinden şikayetler ayyuka çıkmış durumda.

İşin en güzel tarafı, biz bu eziyetlere layık mıyız demesi beklenenlerin ortalarda gözükmemesi…

Şehrin meşhur alışkanlığı, şehri yönetenlerin işini kolaylaştırıyor.

Şikayet etmeyi bir başkasına havale etme, benden duyulmasın, benden bilinmesin, benden duydun amma beni görmedin, duymadın çarpıklığı, insanları olmadık görüntülere, olmadık eziyetlere katlanmak zorunda bırakıyor.

Millet karınlarının şişliğini, telefonlarla çektiği halleri ve görüntüleri paylaşarak indiriyor. Sözde rahatlıyor.

Çektin, attın, paylaştın, şu kadar kişiye ulaştım diye havanı da attın!

Ne oldu, eline ne geçti? Problemin çözüldü mü?

Duyması gerekenlere duyurdun mu, ulaşması gerekenlere ulaştın mı?

*/*/*/*/*

Otogar sonrası körüklü otobüslerle Bosnaya kadar gidiyor insanlar. Bu gidiş traji-komik bir gidiş! Komedi dizisi olacak cinsten…İnsanların konuştuklarını replik olarak alt alta yazsanız yeter!…

Genel olarak körüksüz Otobüsler azami 80, Körüklüler ise 150-160 arasında yolcu taşıyor.

Bu rakamlar normalde olması gereken rakamlar. “Azami + azami ötesi yolcu” konusunu henüz bilen yok.

Körüklü Otobüs her fren yaptığında, hiç bir yere tutunmayanlar, kendine yaslanacak hava yastığı misali birilerine yaslanıyorlar.Sana yaslanan orada sen yokmuşsun gibi davranıyor!

İnsanların ayaklarına basanlarda kusura bakma, pardon, affedersiniz, bilmeden oldu, özür dilerim gibi bir söz arayan nafile arıyor.

‘Yörüün!…arka taraf boş’ lafı fenomen oldu!

Otobüste kimseye çapmadan yan yan ilerlemeye çalışmak gibi bir adetimiz yok. Burnunun dikine dümdüz yola devam etmek gibi bir huyumuz var. İnsanlara çarpa çarpa ilerlemekten adeta zevk alır gibiyiz.

Bir kaç durak sonra güçlükle otobüsten inenler derin bir oh çekip, otobüsün içinde yola devam eden insanların haline acıyorlar!

Görgü ve nezaket kurallarını hiçe sayan, otobüsü babasının malı zanneden görgüsüzlerin, edepsizlerin ve terbiyesizlerin yer kaplama, alan zaptetme adına yapmış oldukları mücadele gerçekten görülmeye değer!

Ne yapsın evlerine gitmek isteyen insanlar, hergün taksi mi tutsunlar?

Otogara kadar rahatça giden insanlar için, işin eziyet kısmı otogardan sonra başlıyor. Belediyemiz ücretsiz otobüs tahsis etmiş mi, etmiş!

Ancak işin alabildiğince ve olabildiğince sıkış-tepiş kısmı, otobüs macerasıyla birlikte başlıyor.

Bedava sirke baldan tatlı demişler amma, bal yiyen baldan usanır da demişler.

Bedava yolculuk, otobüs ağzına kadar ve de tam olarak dolmadan başlatılmıyor.

Dört tramvayın yolcusunu aldıktan sonra, beşinci tramvaydan da bir kısım yolcuyu alma maharetini gösteren otobüslerimiz düşüyor yollara!

Bosnaya kadar suyunuz çıkarak, pestiliniz çıkarak, canınız burnunuzdan gelerek gidiyorsunuz!

İşin tuhafı bu gidişten şikayetçi olan sayısının oldukça az olması…

Biz böyle bir muameleye layık mıyız, diyen yok!

Otobüs bulduğuna, bedava olduğuna sevincinden zil takıp oynayacak hale gelmiş insanımız! Belki de sırf bu yüzden…Belediye buradaki otobüs sayısını neden arttırmıyor diye sızlanan yok. Başkanlarımız böyle bir otobüse ömürlerinde hiç bindiler mi diye konuşan yok!

Neden yok!..

Bizde bu sorunun cevabını arıyorduk diye face’lerde paylaşmanın da alemi yok!

*/*/*/*/*

Tramvayın biri geliyor yolcuyu indiriyor. Ardından ikincisi…Üçüncüsü…Dördüncü ve beşincisi yolcularını indiriyor!

Sizce inen yolcu sayısı kaç olabilir?

Yüze yakın! Çıkın, çıkın!…200-300 arası gibi bir rakam. Kesinlikle bu sayıdan aşağı değil!

Bu insanları evlerine götürecek güzergah için kaç körüklü otobüs tahsis edildiğini tahmin edebilecek misiniz?

Şimdi efendim otobüslerimiz körüklü ya, tren falan sanıyorlar herhalde!

Eski körüklüye, yeni körüklüye alabildiği kadar yolcu alınıyor.

Ağzına kadar yani lebalep insanla dolu körüklü otobüslerimiz.

Şimdi en azından iki-üç körüklü otobüs filan gelmesi lazım diyeceksiniz.

Ben sizi üzmeyeyim…Sadece ve sadece bir tane…

İkinci bir körüklü otobüs gelmesine geliyor tabi de, o gelinceye kadar kaç tramvay geliyor, kaç yolcu körüklü otobüse binmek için bekliyor, o da ayrı konu.

Bu otobüslere olan izdihamı tahmin edebiliyor musunuz?

Trafik Polislerimizin ceza yazamadığı yegane araçlar bu otobüslerimiz!

İğne atsan yere düşmeyecek, insanların tıkış-tıkış bindiği, adım atacak ve nefes alacak bir yerin kalmadığı otobüsler!

Bizim insanımız bu eziyete layık mı sevgili Belediyemiz?

Tek yapılacak şey, yolcu sirkülasyonunun fazla olduğu saatlerde otobüs adedini artırmak!

Kazaya bile bile davetiye çıkaran bu doluluk oranlarıyla hareket eden otobüslerin kesinlikle trafiğe çıkmaması lazım geldiğini bilmiyor olamazsınız!

Yarın Allah korusun bir kaza olsa böyle bir otobüste kaç kişi ölür, hiç düşündünüz mü?

Böyle bir vebal, alınabilecek ve taşınabilecek bir vebal mi?

Hele bir kaza olsun ondan sonra bakarız, düşünürüz anlamına gelen bu görüntüler sonrasında, sefer sayılarını artırmak, daha fazla otobüs tahsis etmek sanırız çok zor olmasa gerek!

Vatandaş şikayet etmiyor diye, herkes bu duruma razı diye, zaten ücrette almıyoruz diye, zevahirin kurtarıldığı sanılmasın!

> Yeni Meram >Yazarlar > İnsanımız bu eziyete layık mı?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.