YAZARLAR

İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.

:
Ölüm gelmeden önce, yapacak işi bilmeli, yüzü ak olarak, Allahü teâlâyı özleyerek cân vermelidir. Önce, i’tikâdı düzeltmek lâzımdır. Dinden olduğu bilinen şeylere inanmak elbette lâzımdır. Bundan sonra, fıkıh kitâplarında yazılı olan şeyleri öğrenmek ve yapmak lâzımdır. Ecel gelince, insanı uyandıracaklar, gözleri kulakları açacaklar. Fakat, o zamân pişmânlık işe yaramayacak, rezîl olmaktan başka, ele bir şey geçmeyecektir. Hepimize ölüm yaklaşıyor. Âhıretin çeşit çeşit azâbları, insanları bekliyor. İnsan öldüğü zamân, kıyâmeti kopmuş demektir. Ölüm uyandırmadan ve iş işten geçmeden önce uyanalım! Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını öğrenip, şu birkaç günlük ömrümüzü, bunlara uygun geçirelim.
Ölüm gelmeden önce ölmeyen kimseyi dertli bilmelidir! Ona geçmiş olsun demelidir!

***
Hz. Mevlana anlatır;

Vaktiyle yakışıklı adamın biri, hamama gider ve hamamdaki göbek taşının üzerine geçip uzanır. Tam o sırada içeriye kendisine tıpatıp benzeyen bir adam daha girer. Gelen adama dikkatlice bakar ve söyenir;
– İnsan bu kadar birbirine benzer mi?’

Gelen kimsenin etrafında hizmetçiler, korumalar vardır. Oradakilere sorar;
-Bu kimdir?

Onlar da yanıt verir;
– O hükümdardır!

Hükümdar olduğu için ona özel oda açılır. Hükümdar etrafındakilere, “şimdi yanımdan gidin!” der ve odasında yalnız kalır. Bu hâli gören adam herkes gittikten sonra hükümdarın odasına bakma merakıyla odanın kapısını açınca, hükümdarın ölmüş olarak yerde yatmakta olduğunu görür.

Kendi kendine konuşur;;
Bu fırsatı kaçırmamalıyım! Hemen hükümdarın yerine geçeyim, nasıl olsa hükümdar bana çok benziyor, kimse de anlamaz!’

Hükümdarın cesedini sırtladığı gibi, kendi yattığı göbek taşının üzerine taşır, hükümdarın yerine geçer. Hizmetçileri çağırır ve der ki;
-Hemen gidiyoruz!

Elbiseler giyilir, saltanat arabasına binilir ve saraya gidilir. Kendisini ele vermeden harem dairesine girer girmez yüzüne şiddetli bir tokat iner. Tokadın şiddeti ile bir uyanır kendisini göbek taşının üzerinde uyur vaziyette bulur. Meğer gördüklerinin hepsi sadece bir düş, tokadı atan da, hamamdaki görevliymiş.

Görevli uyarır;
-Temizlik yapacağız, hadi kalk!

Yanıt verir;
-Peki gidiyorum!

Hz. Mevlana daha sonra der ki;
“İşte dünya budur. Göbek taşına yatarsın, tokatla adamı uyandırırlar. Ne yazık ki Azrâil’in uyandırması böyle de olamaz.”
“ İnsan, bu dünyada uykudadır. Ölüm, insanı bu uykusundan uyandıracaktır. İnsan için ölmek değil, öldükten sonra başına gelecekleri bilmemesi felâkettir. İnsanın dünyadaki hâli, bir sarhoşa benzer. Ölmek, sarhoşun ayılması demektir. Sarhoşun yanına sevdiği kimseler toplanır, sevdiği armağanlar gelirse ya da koynuna akrepler, yılanlar girerse, hiçbirini

duymaz. Ayılınca, bunları görür ve anlar.”

İnsan ölünce, kıyameti kopmuş olur

:

BİR DAMLA:

Yıllardır ki bir kılıcım kapalı kında

Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi

Mustaribim bu duvarın dış tarafında

Şefkatine inandığım biri var gibi

Sanırım saçlarımı okşuyor bir el

Kımıldamak istemiyor göz kapaklarım

Yan odadan bir ses diyor gibi ‘gel’

Ve hakikat bırakıyor hülyamı yarım

Gözlerimde parıltısı bakır bir tasın

Kulaklarım komşuların ayak sesinde

Varsın gene bir yudum su veren olmasın

Başucumda biri bana ‘su yok’ desin de.

> Yeni Meram >Yazarlar > İNSAN, ÖLÜNCE UYANIR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.