YAZARLAR

Bir demokraside birey, sadece en yüksek güce değil, aynı zamanda en yüksek sorumluluğa da sahiptir.

***

Öncelikle başlıktaki soruyu yanıtlamalıyım;

İdeal demokrasi!

Hızla 12 Haziran seçimlerine yaklaşırken bir demokrasi tartışmasıdır, başladı.

Demokrasi derken, hain bir suikasta kurban giden gazeteci ve siyaset bilimci merhum Ahmet Taner Kışlalı’nın değerlendirmesine katıldığımı belirtmek isterim;

■ Halkın her dediği, demokrasinin gerekleri olarak kabul edilirse bu bir çoğunluk diktatörlüğü yaratabilir. Demokrasinin sınırlarını halk belirlemez, Demokrasinin temel ilkeleri belirler.

Siyasal Partilerimizin demokrasi anlayışları, belki de algılayışları değişik. Örneğin, ileri demokrasi diye sunulan reçeteler, çoğu kez yalın demokrasisiyle bile örtüşmüyor.

Demokrasinin ilerisi ideali olur mu? İlk bakışta ikisinin de aynı anlama geldiği sanısına kapılıyoruz; ancak gerçek öyle değil.

İleri ve ideal sözcükleri bir kenara bırakalım, demokrasi nedir önce ona bakalım;

Demokrasi, halkın kendi kendisini yönetmesi sistemine dayanan bir yönetim biçimidir. Devletimiz, Cumhuriyet yönetimi ile birlikte demokrasiyi benimsemiş bir hukuk devletidir. Demokrasilerde halk kendini yönetecek kişileri belli bir süre için seçer. Temsili demokrasi ile yönetilen halk, istediğinde seçtiği yöneticiyi değiştirebilir.
Demokrasinin çeşitleri;

■ Doğrudan Demokrasi.
■ Yarı Doğrudan Demokrasi.
■ Temsili Demokrasi.
Demokrasinin Temel ilkeleri;

■ Milli Egemenlik.
■ Özgürlük ve Eşitlik.
■ Siyasi Partiler.

Temel ilkeler içinde vurgu yapılan özgürlük konusuna kısaca değinirsek;

Halk, basın, örgütlenme, sendikalaşma özgür olmalı, kuvvetler ayrılığı ilkesi tam anlamıyla uygulanmalı, yargı, yasama ve yürütme erkleri birbirinin içine girmemeli, üç erk de tam anlamıyla bağımsız olmalıdır.

Teoride, bunlar yazılıp çizilmekte ve söylenmektedir. Önemli olan teori değil pratiktir. Yazılan ve söylenenler uygulamada, kimi zaman ve yerde yoksa o demokraside bir arıza var demektir, bu da arızalı demokrasidir.

Winston Churchill diyor ki;

■ Demokrasilerde halk, ancak tüm yanlışları denedikten sonra doğruyu bulur.

Bunu şöyle okumak olanaklıdır;

Demokrasiyi benimsemiş ülkeler, arızalar yapılsa da, belli bir zaman süreci içinde bu yanlışlardan soyutlanarak sonunda gerçek demokrasiyi özümseyeceklerdir.

Siyaseti demokrasi eksenine oturtmak için takım çalışması ön koşuldur. Uzun soluklu emek isteyen katılımcı- çoğulcu demokrasiyi bireysel çabalarla gerçekleştirmeye kalkışmak abesle iştigaldir;

■ Liderlerin kalitesini anlamanın en kısa yolu, çevresindeki kişilere bakmaktır.

Şimdi tartışılacak konu şu olmalıdır;

Biz demokrasinin neresindeyiz ya da demokrasi yolunda nereye koşuyoruz?

14 Haziran Seçimleri, bu sorunun yanıtı bakımından da önemlidir. Önümüzdeki seçimlerin bir başka önemli noktası da, halkın iradesine saygı göstermektir.

Sandıktan bakalım ne çıkacak, ne çıkacaksa o olacak. Demokrasi merdiveninin ilk basamağı da işte bu o olacaktır.

■ Demokrasinin kusurları, yine demokrasiyle kapatılır.

BİR DAMLA:

Tilkinin düşüncesi

Tilkinin biri, gün doğarken gölgesine bakmış ve kendi kendine söylenmiş;
“Bugün öğleye bir deve yiyeceğim.”
Öğleye kadar deve arayarak dolaşmış, durmuş. Öğleye doğru gölgesini bir kez daha görünce kesin kararını vermiş;
“Fare de olsa, yeter bana.”

> Yeni Meram >Yazarlar > İLERİ DEMOKRASİ Mİ, İDEAL DEMOKRASİ Mİ?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.