YAZARLAR

Haçlı Seferlerine karar verildiğinde, 1096 yılında Keşiş Piyer Lermit ve Yoksul Gotye adındaki Şövalye etraflarına yaklaşık yüz bin kişi topladılar.

Yol ve iz bilmiyorlardı.

Piyer Lermit’in bir keçisi vardı.

Keçi nereden giderse onlarda onu takip ediyorlardı.

Kılavuzu keçi olan bu topluluk geçtiği köyleri, kasabaları soya soya Bizans önlerine geldi.

Bizanslılar, alelacele bu çapulcu ordusunu Anadolu’ya geçirdi.

İznik önlerine gelen bu orduyu Selçuklu Sultanı I. Kılıçaslan ordusuyla karşıladı.

Bu ordunun neredeyse tamamı kılıçtan geçirildi.

Yoksul Gotye öldü…

Papaz Piyer Lermit, canını zor kurtararak, kendini Bizans’a attı.

Etrafına toplanan insanlara doğunun anlatıla anlatıla bitirilemeyen zenginliklerini, çil çil altınlarını, zengin olmayı, cennetlik olmayı ve Kudüs’ü kurtarmayı vaat etmişlerdi.

Hayalleri İznik önlerinde son buldu.

Ancak, Ortaçağ Avrupa’sında, lafla ve zenginlik hayalleri ile yüz bine yakın insanı ikna ederek, yola çıkarmaya muvaffak olmuşlardı.

*/*/*/*/*

İkna bambaşka bir şey. Hele karşınızda ikna olmaya hazır, ikna edilmeye ruhen hazırlanmış insanlar varsa, onları her şeye inandırabilirsiniz. Ve bu insanlara hayal satmak kadar kolay bir şey olmasa gerek.

Bankerleri ve holdingleri bir hatırlayın.

Bankerlere para kaptıranlar hiç derslerini almamış olacaklar ki, bir süre sonra Holdingler ortaya çıktığında, aynı olaylar tekrar yaşandı.

Serin bir pınar suyuna koşar gibi gitti insanlar. 20-30 yılın birikimini gözlerini kırpmadan hayal tacirlerine teslim ettiler.

Ocaklar söndü, bir lokma ekmeğe muhtaç olanlar oldu. Hala acılar dinmedi. Hemen bir çok sülaleden insanlar yandı. Beddua etmeyen aile neredeyse yok.

Çok canlar yandı çok.

Vaat kuşu, Anka kuşu gibi bir şey. Görünmez, bilinmez, tanınmaz.

Amma velakin onu anlatanlar şeklini, şemalini bilir gibi, dilinden anlar gibi, ondan haber getirmiş gibi anlatırlar.

Dinleyenlerde ağzı bir karış açık, ne mübarek bir kuşmuş, Kaf dağına kaç kere uçmuş? Bizi de oralara götürür mü diye hayal kurar durur!…

Holdinglerden sonra birde Kooperatiflerden ağzı yandı bu milletin.

15-16 yıl sonra dairesini yeni alan insanlar var bu şehirde.

Hiç alamayanları, temeli atılıp bekleyenleri, aldatılanları, ev sahibi olmak için varını yoğunu verip, yüzüstü bırakılanları anlatmıyoruz.

İnanmaya ve ikna olmaya hazır olmak için Avrupalı, Asyalı, Afrikalı, Amerikalı olmak gerekmiyor.

İnanmak hemen her millette var.

Anlatan damardan giriyor, inanması gereken insanların kıramayacağı tatlı dilli, güler yüzlü, ağzından bal damlayan insanları öne sürerek ikna kabiliyetini artırıyor.

İkna teknikleri her türlü imkanla ortaya konuyor.

Dinleyenin kaçacağı-göçeceği bir yer bırakılmıyor. Bam telinden vuruluyor insanlar.

Ondan sonrası çorap söküğü gibi…

Lafla gemilerini yürütenler mi istersiniz? Üfürükten teyyarelerini uçuranlar mı istersiniz?

Raysız lokomotiflerini hayali istasyonlarda, şehrin en ücra köşelerine kadar yürütenleri mi, istersiniz?

Lafla olduktan sonra, bir gecede evi yapar çıkar, iki günde koca bir siteyi diker, maket üzerinden kapış kapış satarsınız!…

Konya Belediye Başkanlarından Ahmet Öksüz’ün kulakları çınlasın. Hafif raylı sistemi Konya’ya getiren o. Çeyrek asrı aşan bir zamandır hat olarak, Meram’a, Karatay’a gidemeyen, her seçim öncesi gitmedikleri hat kalmayan, bundan sonra sıra artık metroda vaatlerini her dönemde sıralayan ve tekrarlayan ondan sonra gelen Başkanlarımız da vaat konusunda fena sayılmazlardı.

Diyeceksiniz ki, Tahir Bey 60 tane yeni tramvay alıyor. Anlaşmasını da, bizzat yaptı. Rengini de, Konyalıya seçtirdi.

Sağolsun, rengini seçtirdi amma, bu tramvay nerelere kadar gitsin istersiniz demedi!…

Şimdi laf aramızda, bizde daha fazla bir şey istemedik, rengini seçtik, bu bize yeter dedik!…

Tramvay rengini seçmek için insanlar maile oy kullanmaya koştular. Bir anlamda renk seçimine fit oldular!…

Yıl 2013…Yazımızın girişinde bahsettiğimiz olayla arasında bin yıla yakın bir zaman dilimi var. Ortaçağ’dan Yeni çağlara, Yakınçağlara, Uzay çağlarına gelmişiz.

İkna edilme noktasında olumlu olarak bir arpa boyu yol gidememişiz.

Ziya Paşa merhum, “ Onlar ki laf ile verir dünyaya nizamat!..” demiş ya…Ziya Paşa’yı ne okuyan var, ne duyan, ne de bilen…Ne kaybettiğini anlayıncaya kadar bu böyle sürüp gidecek. Yine ah-vah-tüh diyeceğiz. Hemen ardından unutacağız. Sonra biz hazırız diyerek, tekrar ikna olunmalara yelken açacağız!…

> Yeni Meram >Yazarlar > İkna olmaya yelken açmak!…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.