YAZARLAR

***

“SAYISIZ hükümdar ve cumhurbaşkanı ile konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Yüzyılın dahisi Mustafa Kemal’de büyük bir ruh kudretinin esrarı var.”

***

“NEREYE gidiyoruz?” diyenlere yanıttır:

*

ATA’NIN GENÇLİĞİMİZE SESLENİŞİ:

“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklâlini, Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait mahiyette tezahür edebilir . İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr- u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır.

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!”

*

GENÇLİĞİMİZİN CEVABI:

“Ey Büyük Ata’m!. Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklal ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbalde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklal ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır.

İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz. Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.”

*

BANA gelince… İki Mustafa’m var:

İlki, “Hz. Muhammed Mustafam ”

İkincisi, “Sarı Mustafam…”

Diyelim ki, “Sarı Mustafa” dinsizdi! Peki neden hocalarla dolaşıyor, savaş öncesi en son onların görüşlerini alıyordu?. Gerçek şuydu: O; “Atatürkçü” geçinen rozetçilerden, “Dindarlık” satan çürük beyinlilerden çok daha Müslümandı.

Çünkü O; isteseydi tüm olumsuz koşullarda son derecede sınırlı silahlarıyla gece-gündüz savaşmaz, tam tersine Türkiye’yi düşmanlarına satar, keyfince yaşardı. Bu arada O’na “diktatör” diyen örümcek kafalılara… Bir yabancı bayan gazeteci Atatürk’e sorar:

“Siz diktatör müsünüz?”.. Yanıtı şamar gibidir: “Diktatör olsaydım, bu soruyu sorabilir miydiniz?”

Aşık Mahsuni Şerif’in türküsündeki gibi;

Bir daha çıkıp gelseydi Samsun’dan…”

Başka sözümüz yok. Son olarak: NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

> Yeni Meram >Yazarlar > İki Mustafa’m
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.