YAZARLAR

Kevser suresinde buyurur ki, “Sen de Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” Allah’ın sana bahşettikleri için şükretmek adına kurban kes diyordu ayeti kerimede.

Hz. İbrahim, yıllarca çocuk sahibi olamadı. Yine bir gün Allah’a yakarırken meleklerden müjde geldi ve Hz. İbrahim’in İsmail adında bir erkek çocuğu oldu.

İsmail sevimli bir çocuk olmuşken babası Hz. İbrahim vaktinde vermiş olduğu sözü unuttu ve bir gece adağını yerine getirmesi için uyarıldığı bir rüya gördü. Adağını unuttuğu için tereddütte kaldığı, düşüncelere bulandığı o geceye “terviye” günü denildi.

Ertesi gece aynı rüyayı tekrar gördü, bu sefer uyarının Allah’tan geldiğini bildiği için bu güne “arefe” ismi verildi. Fakat İbrahim Nebi adağını hala hatırlamıyordu.

Sonraki akşam aynı rüyada oğlunu kurban ettiğinin tatbikatını da görünce nezrini hatırladı. Ve bu güne de “kurban” günü dendi.

Sabah annesi İsmail’i hazırladı, baba oğul yola koyuldu. Şeytan yol boyu Hz. İbrahim’e engel olmaya çalıştı. “Hiç baba evladını kesebilir mi?” dedi. İbrahim peygamber hiç tereddütsüz yoluna devam etti. Hz. İbrahim bunu oğluna nasıl anlatacağını düşünürken sonunda rüyasını anlattı İsmail’e. İsmail, “Allah’tan ne emir gelmişse yerine getir babacığım fakat ellerimi bağla eziyet etmeyeyim sana, yüzümü de çevir belki yüzüme bakarsan merhamet edersin” dedi.

Hz. İbrahim oğlunun isteklerini yerine getirdikten sonra bıçağı oğlunun boğazına sürter ve tüm melekler o an secdeye kapanıp İsmail için Allah’a yalvardı. Taşa sürünce taşı kesen bıçak İsmail’in boğazını kesmedi.

Bir sese ilkildiler, sağdan Hz. Cibril elinde bir koç ile geldi. Bu koçu Allah için, oğlunun yerine kurban etmesini söylemesiyle bu mübarek güne vesile olundu.

Bu bayramda kurbanı, Rabb’in bize bağışladıklarına şükretmek için mi kesiyoruz ya da bu mübarek günü, amacının farkında olarak mı sürdürüyoruz? Yoksa alışılagelmiş, Kur’an-ı Kerim’de anlamını bilmeden okuyup geçtiğimiz ayetler gibi, ezber bir gelenek mi bizler için? Bunun maneviyatının farkında değiliz diyemeyiz fakat ibadet amacı sanki ikinci planda kalıyor. İbadeti tam anlamıyla uygulamamakla yetinmeyi alışkanlık haline getirmeyiniz.

Oruç tutarken nasıl ki yalnızca midemizi değil; elimizi, dilimizi, belimizi tutmamız gerekiyorsa, bu bayramı da güler yüzle tatlı dille yardımlaşarak, paylaşarak, bir olma anlayışını yaşatarak, tüm erdemi ve maneviyatıyla, huşu ve huzur içinde geçirmeyi diliyorum… Hayırlı bayramlar. Melike GEZGİNCİ

> Yeni Meram >Yazarlar > Hz. İbrahim’in vesilesi Kurban Bayramı
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.