YAZARLAR

HOŞGÖRÜLÜ OLAMADIK GİTTİ! - EROL SUNAT - YENİ MERAM GAZETESİ

Hoşgörü konusunda, Rahmetli Kemal Sunal sağ olsaydı ne derdi biliyor musunuz? Hoşgörü öyle bir şeydir ki, tadından yenmez!

Onun o samimiyeti,

O tatlı hitabı,

Gülmeyen yüzleri güldürür,

Asık yüzler kendine gelir,

Biz de ne yapıyoruz böyle diye,

Kendimizi toplar,

Tadından yenmeyecek o hoşgörüye,

Hep birlikte sahip çıkmanın yollarına bakardık!

Çünkü biz,

Hoşgörüyü tadından yenmez bir hale getirmek için el ele verdik,

Hoşgörüsüzlüğü hoşgörü diye anlatmaya,

Satmaya,

Reklam etmeye,

Afişlerde dolaştırmaya devam ediyoruz.

Hem hoşgörüyü dilimizden düşürmeyeceğiz,

Hem de hoşgörüye kapılarımızı sıkı sıkıya kapatacağız?

Nedir bu hoşgörüyle alıp veremediğimiz?

Bilen var mı? Ya da işin aslı-astarını cesaret gösterip söyleyebilen!

 

*****

Kinden, kavgadan, tarafgirlikten, ayrışmadan, ayrıştırmadan kim ne kazanç sağladı bugüne kadar? Hoşgörü; birliğe, dirliğe, beraberliğe atılan güzel adımların başlangıcı değil mi?

“Sevelim, sevilelim dünya kimseye kalmaz” diyen Yunus Emre’yi, biz bilememişiz, Yunus, yerden göğe kadar haklıymış diye ölüm döşeklerinde mi hatırlayıp, hak vereceğiz?

Kendimizi hoşgörülü olmaya az biraz zorlasak,

Gurur ve kibirlerimizden,

Egolarımızdan az bir şey taviz versek,

Tansiyonlar düşecek,

Bir türlü gelemeyen bahar mevsimi gelecek,

Güller, laleler, menekşeler, leylaklar açacak!

Biz işin uygulama ve icrasından çok, laf olsun torba olsun kısmına talibiz!

Çünkü, hoşgörü gibi ciddi ve toplumumuz için olmazsa, olmaz bir konuda ahkam kesmeye bayılan bir toplumuz.

Hoşgörü diye bir laf ortaya atılsa,

Kim hoşgörülü,

Kim hoşgörüsüz,

Kim hoşgörülü olmak için çırpınıyor,

Kim hoşgörüyü kendine kalkan yapıyor,

Kimin hoşgörüyle uzaktan-yakından alakası yok,

Kim hoşgörüden imdat bekliyor neler duyarsınız neler!

 

*****

Seçimler bitmesine bitti lakin, hoşgörüyü konuşmalarımıza, davranışlarımıza, samimi diye ileri sürdüğümüz tavırlarımıza yansıtamadık.

Hoşgörü kime lazım?

Hepimize!

İnsanlar nasıl anlaşacak?

Konuşarak!

Nasıl konuşacağız?

Azıcık alttan alarak!

Sesi tonumuzu yükseltmeden!

Yüzümüzü ekşitmeden!

Hoş görerek!

Yunus Emre’nin dediği gibi, ağulu aşları, yağ ile bal ederek,

Savaşı, kavgayı, nizahı, tartışmayı, ileri-geri konuşmayı sona erdirerek.

Gerginlikleri bitirerek…

Haklıya hakkını teslim etmesini bilerek…

Adaletin tesis edildiğini göstererek.

Bu işler bu kadar mı zor?

Değil elbet!

Yarım elma, gönül alma diye adım atınca, kıyamet mi kopacak?

Özür dilemeyi,

Kusura bakma demeyi,

Tebrik etmeyi,

Nasılsın, iyi misin diye hal hatır sormayı,

Unutmuşlara benziyoruz.

Bu güzel hal ve hasletlerimizi nereye gömdük?

Kimden ve neden esirgiyoruz?

Hz. Mevlana, “Yarabbi kalplerimizi mum gibi yumuşat” diye dua eden bir gönül dostu.

Onun yaşadığı bu topraklarda dahil olmak üzere, ülkemizin büyük bir bölümünde, hoşgörü lafını dilinden düşürmeyen bizlerin hoşgörüyle arası limoni!

Hoşgörüye, birbirimizi anlamaya, birbirimizi sevmeye ve saygı duymaya en fazla muhtaç olduğumuz günleri yaşıyoruz.

Gelin, hoşgörülü olamadık gitti diye hayıflanacağımıza, aramızda hoşgörüyü tesis etmek için, inatlarımızdan, ısrarlarımızdan ve gururlarımızdan vazgeçelim!

 

> Yeni Meram >Yazarlar > HOŞGÖRÜLÜ OLAMADIK GİTTİ!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.