YAZARLAR

Başbakan Sayın Erdoğan 12 Haziran seçimleri nedeniyle düzenlenen Konya açık hava toplantısına hızlı trenle gelecekti; ancak gelemedi, uçtu geldi; uçakla geldi.

Tren deyince, dudaklarımızdan hızlı tren değil de umutsuzluk çağrıştıran kara tren türküsü dökülür

“ Kara tren gecikir belki hiç gelmez
Dağlarda salınır da derdimi bilmez
Dumanım savurur halim hiç görmez
Gam dolar yüreğim gözyaşım dinmez.”

Arşivimi gözden geçiriyorum, çoğu hızlısına ilişkin tam 50 yazı kaleme almışım.

Öğünmek gibi olmasın; ancak “Konya-Ankara Hızlı Tren” konusunu ilk gündeme getiren bir gazeteciyim ve tarihi de çok eskilere dayanır. Olay ciddi biçimde ele alnınca ortaya dizi dizi siyasal aktörler çıktı; hizmeti kendilerine mal etme yarışı başladı. Bizim, politik hırsımız ve amacımız olmadığından onlarla alay etmeyi, gerçekleri dile getirmeyi gerekli görmedik. Zaten onlar da yeni mecliste yer alamadı, seçilmeleri için sadre şifa oluşturmadı.

Konya-Ankara Hızlı Treni önemli bir hizmet, Mevlana Kültür Merkezi, Mavi Tünel gibi; bunu asla yadsımıyoruz. Ancak seferler sürekli gecikince ve makul bir açıklama da yapılmayınca özellikle Sille yolundan gelenlerle Rauf Denktaş Caddesi’nde oturanlar seslerini yükseltmeye başladılar. Araçlara özgü alt geçitlerin kenarındaki santimlik kaldırımsı güzergâhların yoğun biçimde yaya geçişlerine dönüşmesi -Allah Korusun- her an feci bir kazaya neden oluşturabilir. Özellikle Perşembe günleri pazar arabalarıyla bu ‘Sırat Köprüsü’ ince kaldırımından gidip gelen hanımlarım eziyet fotoğrafı uluslararası basına bile haber olacak niteliktedir. Bu hazin ve acı manzaraya karşın Büyükşehir Belediyesi’nin kılının kıpırdamaması ve çözüm üretmemesi anlaşılır gibi değil. Güvenlik açısından demir yolu hattının çevresi yüksek engellerle çevrildi, kimi aralıklarla asansörler de faaliyete geçirildi; ancak bunların çok fazla işe yaramadığına tanık oluyoruz. Pazar arabalı hanım ve beyler ile yaşlılar bu acayip asansörlerden nasıl yararlanacak? Kuşkusuz her nimetin bir külfeti olacak. Hızlı Tren bir nimettir; ancak külfete karşı seçenek üretmek de yerel yönetimlerin birincil ödevidir. Seçim bitti, her şey bitti, gibi bir yaklaşım doğru değildir; hizmet süreklilik isteyen bir görev bilincini içerir.

Tren ister hızlı, ister mavi ya da kara olsun, edebiyat, kültür ve geleneklerimizde önemli bir yer tutar. Tren üzerine, türküler yakılmış, şarkılar bestelenmiş, şiirler, öyküler
ve romanlar yazılmıştır;

Uzayıp giden o tren yolları

Açılıp sarmayan yârin kolları”Tren üzerine yazılmış maniler de v ardır;

“Tren gelir öterek
Kömürünü dökerek
Ben anamdan ayrıldım
Gözüm yaşım dökerek.”

Ah tren kara tren
Odur yâri götüren
Gitti yarim gelmedi
Budur beni bitiren.”

Demiryolları bir ülkeyi medeniyet ve refah ışıklarıyla aydınlatan kutsal bir meşaledir. Cumhuriyetin ilk senelerinden beri, dikkatle, ısrarla üzerinde durduğumuz demiryolları inşaatı siyaseti, hedeflerine ulaşmak için durmadan başarı ile tatbik olunmaktadır.

Demiryolu güvenç yolu, güven yolu, bayındırlık yoludur.
Ülkemizin her yerini demir yolu ağları ile örmeliyiz.
BİR DAMLA:

SON İSTASYON

Bir tren sesi duysam,

Hasretlik bitti diyeceğim.

Giden trenin içinde ben olsam,

Son istasyona kadar gideceğim.

> Yeni Meram >Yazarlar > HIZLI TREN GEÇİKİR AMA GELİR!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.