YAZARLAR

Rahmetli şair dostum Cemal Süreyya bir şiirinde der ki;

Ölüyorum Tanrım
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür

Biliyorum tanrım.

Ama ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir…
Üstü kalsın…”

Cemal Süreyya doğruyu dile getiriyor, “her ölüm erken ölümdür”; ancak Şenol Demirbaş’ın ölümü daha da erken ölümdür.

Ölüm haberini yağmurlu Ankara sabahında Konya gazetelerinin internet sayfalarından öğrenince olduğum yerde dona kaldım.

“Ben yağmurlu havaları severim, onun için bakışlarım ıslatır” ya, Şekercik Şenol’un ölümüyle gözlerim daha çok ıslandı. Üstelik tabutuna omuz veremedim diye de!

Basınımızın fidanlarından Şenol, yaşama çok erken veda etmişti. O, benim fakülte dışı öğrencilerimden biriydi, Nejat Seçen gibi, Ahmet Tapu gibi, Mehmet Gazel,

Erol İlday gibi, Yalçın Dikilitaş gibi, gibi, Ali Akgül gibi, Hasan Korucu gibi, daha başkaları gibi.

Mehmet Gazel gitti, İbrahim Sur gitti, Erol İlday gitti, Hasan Korucu gitti, Ali Akgül gitti, en son Şenol Demirbaş da gitti.

Ölümde yaş sıralaması yok, vakti gelen gitmiyor. Ölümün kaç yaşında ve ne zaman geleceği belli olmuyor, kişioğlunun yazgısı bu. Geliyor ve götürüyor, tıpkı Cahid Sıdkı Tarancı’nın dizeleri gibi;

“Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?


Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.”

***

Şenol’un annesi Zehra Hanımefendi ile birlikte çalışırken o getirmiş ve demişti ki;

“Oğlumu gazeteci yap!”

Oğlunu gazeteci yaptığımız kanısındayım.

Çalıştı, çabaladı, alın teri, göz nuru döktü, bir yerlere geldi şekercik. Mini minnacık, enerji ve sinerji yüklüydü. Gece yatağa telsizle girer, haberi uykusunda bile koklardı. Belki de polis oğlu olmanın verdiği alışkanlıkla telsiz, günün 24 saatlik yaşantısından hiç çıkmazdı, onunla adeta özdeşleşmişti; telsiz eşittir, Şenol!

Vefalıydı, her gördüğü yerde elimi öperdi; kimileri gibi vefasız hiç değildi.

Ünlü düşünür, Beaumarchais der ki;

“Gazeteciliği meslek olarak seçen, atılganlığı da meslek olarak seçmelidir.”

Sevgili Şenol, mesleksel yaşamında hep ataklığı yeğlemişti. Nerede haber var, hep orada, içindeydi O. Çok çalıştı, çok yoruldu, sonunda ince kalbi de yoruldu, dayanamadı ve sonunda durdu. İşte bütün mesele budur.

Demirbaş ailesinin acısını paylaşırım.

Tanrı’nın rahmeti üzerinde olsun Şekercik!

BİR DAMLA:

DOSTLAR BENİ HATIRLASIN Ben giderim adım kalır Dostlar beni hatırlasın. Düğün olur bayram gelir Dostlar beni hatırlasın.—Can kafeste durmaz uçar Dünya bir han, konan göçer Ay dolanır yıllar geçer Dostlar beni hatırlasın.—Açar solar türlü çiçekKimler gülmüş kim gülecekMurat yalan ölüm gerçekDostlar beni hatırlasın—Gün ikindi akşam olur Gör ki başa neler gelir Veysel gider adı kalır Dostlar beni hatırlasın.

> Yeni Meram >Yazarlar > HER ÖLÜM ERKEN, ŞENOL'UN ÖLÜMÜ DAHA ERKEN!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.