YAZARLAR

Bayramlar sevinç günleri. Bayramlaşmalar en güzel adetlerimizden birisi. Bayramın mübarek olsun sözü sadece bayramlara has bir söz.

Bu söz gönülleri ısındırır. Bayramlaşmak için insanları daha önce tanıyor olmanız önemli değil. Şehrimizin en güzel geleneklerinden birisinin Camilerde kılınan bayram namazları sonrasında camide bulunanlarla bayramlaşmanızdır.

Camide bulunan cematten belki bir çok insanı tanımıyor olabilirsiniz. Bayramın mübarek olsun diye uzattığınız elin boş dönmeyeceğini, bambaşka bir sıcaklık ile karşılık bulacağınızdan emin olun. Bu bayramın güzelliğidir.

Bayram dolayısıyla yapılan kabir ziyaretleri, hep birlikte kılınan bayram namazları ve yine bütün aile yılda belkide bir kaç kez bir araya gelinen ve yenen yemek bir yıl anlatılan cinsten.

Bayram beklenenlerin gelmesi demek. Evlatlarının ve torunlarının yollarını gözleyenlerin hasretlerinin dinmesi demek.

Dedeler, babaanne ve anneannelerin kulakları kapı zilinde, biz geldik, yeni indik, taksideyiz diyen telefonlarda.

Bayramlar sevenlerin sevdikleriyle kavuştuğu günler olarak hatırlanıyor artık. Bayram çocuklar için harçlık demek. Sevdikleriyle buluşmak demek. Ne kadar harçlık verdiler diye arkadaşlarıyla yarışmak demek.

Efendim bizim zamanımızda harçlıklarımız sarı 25 kuruştu. Sarı 25 kuruşuda her gelen amca, dayı vermezdi. Esaslı paraydı o sarı 25 kuruşlar. Ortası delikli yüz paralar, yani 2.5 kuruşlar vardı. Bursa’da geçen çocukluğumun ilk yıllarında Mahalle Bakkalı Adem Aga’dan bir külah dolusu kabak çekirdeği ederdi o 2.5 kuruş. Varın gerisini siz düşünün. Kenarları tırtıklı 1 kuruşlarda geçer paraydı. Netice de beş tanesi beş kuruştu.

İlkokul sonlarına doğru demir 50 kuruşluklar bayram harçlığı olarak elini öptüğümüz büyüklerimizden, çok bayramlar gör diye, el öpenlerin çok olsun temennileriyle verilirdi.

Ortaokul yıllarımızda bu para 1 lira oldu. Kağıt paraya kadar çıktı. Kağıt para deyince ortaokul yıllarımızın en küçük kağıt parası 5 liraydı.

Sinema 25 kuruştu. Çok sonra 50 kuruş oldu. Lise dönemlerimizde bile öğrenci bileti bir lirayı bulmuyordu.

Luna parklarda salıncaklar, dönme dolaplar, atlıkarıncalar 10-15 kuruştu. Bayramlar çocuklar için bir nevi harman zamanıydı sanki.

Yıllar sonra bayram kavramının içine tatil girdi. İşte o tatil bayramın kimyasını değiştirdi. Bayram tatilini sahillerdeki otellerde geçirme fikri, ne kadar tabu varsa yıktı-geçti. Bayram sabahları telefonlar açıldı. Sırayla ailenin fertleri büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öptüler.

Bayram tatili kavramı kadar yanlış, içi boş, hiç bir manevi havası olmayan yan yana adeta zoraki getirilmiş iki kelime bulamazsanız.

Hacı Bayram-ı Veli, “N’oldu bu gönlüm şiirinde” şöyle der; “Bayram’ım imdi “Bayram’ım imdi / Bayram ederler yar ile şimdi / Hamd-ü senalar hamd-ü senalar / Yar ile bayram kıldı bu gönlüm”

Bayramı ne kadar güzel anlatmış Hacı Bayram-ı Veli. Bayramda gönüller bayram etmeli, sevenler sevdiklerine, hasret olduklarına kavuşmalı. Bayram sevincinin verdiği moralle, bir sonraki bayrama moral depolayanlar var bizim ülkemizde. Hemde en yakınlarımız onlar. Uzaklardan telefonlarla bayramlarını kutlayıp, geçerek, gözyaşlarına boğduklarımız onlar.

Ananız- babanız sağsa, kayınpeder-kayınvalide sağsa ve aynı şehirdeyseniz, Yaşlı insanları torunlarını sevmekten mahrum etmeyin demek istiyorum.
Bir otelin içinde, bütün sevdiklerinden uzakta, nasıl bir bayram tatili ise, adına bayram tatili denilen bayram kavramınına tamamen yabancı bir duygu yaşıyor insanlar. Kendileri gibi aynı durumda olan insanlarla bir arada bayramlaşıyorlar.

Geldikleri yerde ne kadar yakınları ve akrabaları varsa hepsini arkada bırakıpta geldikleri tatil yöresinde, bayramın tadını çıkarıyorlar!…

Birde madalyonun diğer tarafı var. Madalyonun diğer tarafı Bayramın tadı deyince ne anlıyorsunuz, sorusu ile oldukça ilişkili. Nasıl mı?

Gittiğiniz heryerde şeker-çikolata-lokum ikram ediliyor ya, çok güzelmiş diyerek nereden aldınız, markası ne acaba diyen sorularla hiç karşılaşmadınız mı? Bu sorular baraj sorularıdır.

Baklava ile devam eden tatlıların tadına bakıp, yok yok kendileri yapmamışlar, satın almışlar bir yerden. İnsan oturupta bir baklava açmaz mı? Diyen çok bilmişlikler keşke yapılmasa. Bayram ziyaretine gidilen evde insanların bayramlık giysilerine varıncaya kadar eleştirmelerimizde yok değildir.

Ramazan ayında orucunu tut, namazlarını kıl, bayram günü gittiğin evde ne var-ne yok çıkar çıkmaz başla eleştirmeye. Bazı insanların sahillere neden kaçtığı konusuna küçük bir ip ucu verelim istedik.

Önemli olan sevdiklerimizle bir arada bayramın tadını çıkarmak. Bir sonraki bayrama tekrar kavuşmak için dua ve niyazda bulunmak.

Hepinizin Ramazan Bayramları mübarek olsun sevgili okurlar. Herşey gönlünüzce olsun.

> Yeni Meram >Yazarlar > Her gününüz Bayram olsun!…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.