YAZARLAR

Hacı Bayram Veliden iki kıssadan hisse;

Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük velilerden biri olan Hacı Bayram Veli Anadolu kökenli birçok bilgin ve erenin üstadıdır. Bunlardan biri de Fatih’in hocalarından Akşemseddin’dir.

Akşemseddin, Hacı Bayram Veli’ye bağlanışından kısa bir süre sonra zekası, anlayışı, kavrayışı, en önemlisi de şeyhine tam teslimiyeti sayesinde icazet aldı ve irşadla görevlendirildi.

Akşemseddin’in bu başarısı Hacı Bayram’ın diğer müridleri arasında kıskançlığa yol açtı. Bunlardan biri Hacı Bayram Veli’ye sordu:

– Efendi Hazretleri, kırk yıldır talebeniz olanlar henüz halifeliğe layık görülmezken Akşemseddin’in kısa sürede bu rütbeye ulaşmasının nedeni ne ola ki?

Hacı Bayram, gerek maddi gerekse manevi hayatta yükselmenin ya da yerinde saymanın nedenini açıklarcasına yanıtladı;

– Bu köse bizde ne gördü ve işittiyse hemen inandı ve teslim oldu. Nedenini ve hikmetini sonra kendi kendine bulup öğrendi. Kırk yıldır hizmetimizde bulunanlar ise bizde gördüklerinin ve duyduklarının önce neden ve hikmetini öğrenip sonra inandı ve teslim oldu. İşte aradaki fark budur.

İKİ ER KİŞİ İLE BİR HATUN KİŞİ

Hacı Bayram Veli, Sultan II. Murad’ın saygı duyduğu manevi önderlerdendi. Hükümdarın Hacı Bayram’a saygısı o derece büyüktü ki ona mürit olanlardan vergi almıyordu. Ama gelin görün ki bütün Ankara halkı Hacı Bayram’ın müridi olduğunu iddia ediyordu. Ankara’da kimden vergi istense yanıt hazırdı;

-Ben Hacı Bayram’ın müridiyim!

Bu durum hükümdara yansıtıldı. Hükümdar Hacı Bayram’a bir mektup gönderip dileğini iletti;

-Gerçek müritlerinizin sayısını bana bildiriniz, sizin bildirdiğiniz herkes vergiden muaf tutulmak üzere kabulümdür.

Hacı Bayram devletine saygılı bir maneviyat büyüğü olarak kendisine bağlılığın kötüye kullanılmasından şikayetçi idi. Mektubu fırsat bilerek müritlik iddiasındaki herkese haber saldı;

-Falan gün falan yerde toplanınız!.

O gün hemen bütün Ankara halkı şeyhlerinin davetine uyarak bildirilen yere akın ettiler. Hacı Bayram bir tepeciğe kurdurduğu siyah kıl çadırdan çıkarak kalabalığa sordu;

– Beni seviyor musunuz?

Kalabalık hep bir ağızdan karşılık verdi;

– Elbette seviyoruz.

– Bana yürekten bağlı mısınız? İstesem benim için canınızı verir misiniz?

Kalabalık yanıt verdi;

– Canımız senin yoluna feda olsun.

Hacı Bayram bunun üzerine şöyle dedi;

– Bugün bana inananları şu çadırın içinde kurban edip canlarını cennete göndereceğim. Şimdi bir kişi çıksın.

Kalabalıktan bir kişi çıktı. Hacı Bayram onu çadıra aldı. Çadırda önceden hazırlattığı koyunlardan birini kestirerek, kanını çadırdan dışarıya akıttırdı. Dışarıda bulunanlar adamın gerçekten kurban edildiğini sanarak ürperdiler. Hacı Bayram dışarıya çıkararak seslendi;

– Bir kişi daha gelsin!

Bir adam daha çıktı. Onu da çadıra alıp aynı işlemi yaptı. Sonra dışarı çıktı ve bir kişi daha istedi. İşin şakaya gelir yanı yoktu. Giden gidiyordu. Bu kez bir şaşkınlık ve duraksama görüldü. Yine de bir hanım ileri çıktı. Hacı Bayram onu da çadıra aldı. Aynı olay yinelendi. Hacı Bayram, dördüncü kez kurbanlık isteyince artık hiç kimse çıkmadı.

Hacı Bayram artık hükümdara yanıtı verecek sonucu almıştı. Şöyle yazdı;

-Sultanım, vergiden affedilmek üzere gerçek müritlerimi sormuştunuz. Benim gerçek müritlerim iki er kişi ile bir hatun kişiden ibaret, üç kişidir.

> Yeni Meram >Yazarlar > HACI BAYRAM VELİ’DEN
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.