YAZARLAR

İzmirli iki öğretmen, anlaştıkları bir otobüsle hem kendileri, aileleri hem de arkadaşları ile on beş gün Avrupa’yı geziyor ve gezdiriyorlar.

Tanıdıkları, bir birlerinin nazlarını çekebilecekleri, hepsi de öğretmen olan bu güzel insanlarla unutulmaz bir geziye katıldım.

Ayhan öğretmenimin, gezi boyunca indiğimiz her ülkede ve her başkentte; ısrarla gezin, her yeri görün demesini ‘kaybolun arkadaşlar, kaybolun’ diyerek açıklamasının üzerimizde yarattığı tedirginliği ancak gezinin sonuna doğru atabildik ama tüm ısrarlarına rağmen kaybolmadan ve kendisini takip etmekten vazgeçmeden geziyi tamamlamayı başardık.

Bu kadar kısa sürede, otobüs ve gemi eşliğinde bu kadar fazla yer görme olanağını sağlayan

Cabbar ve Ayhan öğretmenlerime çok pek çok teşekkürler.

Selanik’te başlayan gezimiz, İgomenisa, Bari, Roma, Floransa, Venedik, Monako, Monte Karlo, Nis Can, Verona, Barselona, Paris, Alp Dağları, Vatikan , tekrar gemi ile Yunanistan limanı, Selanik ve Kavala, oradan İpsala sınır kapısından memleketim şarkısını söyleyerek güzel yurdumuza girişimizle noktalandı..

İnsanların ve araçların çok görülmediği, tamamının metro kullandığı için tatil günleri dışında araçlarını kullanmadıkları Avrupa şehirlerinde trafik sorunu olmayan ama en az dört şeritli gidiş- dönüş yollarında yürürken, şehrimdeki saçma sapan ve caddeleri daralatan göbekleri düşündüm.

Tarihi eserleri koruyoruz diye Mevlana’nın önündeki güzelim ağaçları kesip, kuşları yuvasız, insanları gölgesiz bırakan kafaları düşündüm.

Kiliseleri orman içinde kalmış, Gaudi’nin parkındaki eski binaları ve kiliseleri , yerel yönetici bu dört tane ve hepsi de ortaçağdan kalma eserleri korumak için tek bir ağacın canına kıymamış.

Şehirlerinde göbek yerine inanılmaz meydanlar yapmışlar.

Korkmuyorlar meydanlardan.

Kendi reklamını panolarda sergileyen bir tek belediye bile görmedim.

Bunu sorduğumuz insanlar, bunları yapmak zorundalar reklam yapmak ne demek onların görevi, onun için seçildiler dediler.

Meydanlarda ; her türlü müzik, şarkı, gençler el ele, diz dize .

Kimse ilgilenmiyor.

Bütün şehirleri sanat eserleri ile donanmış ve hepsi de insanı büyülüyor.

Meydanları öylesine büyük ki, diğer ucundaki insanı seçemiyorsunuz.

Meydanlardan korkmuyorlar. Yöneticileri demokrasiye inanmış kişiler. Avrupa’da insanların yaşamına karışan biri zaten yönetici olamaz. Fıskiyeler çok görkemli. İnsanı kendinden geçirecek kadar muhteşem heykeller var. Bu heykeller iyi ki Türkiye’ de değillerdi. Çünkü hepsi birisinin gazabına uğrar ya üstleri giydirilir ya da ucube diye bir gecede yok edilirlerdi. Hepsinin yanına gidip,’Bu şehrin ve bu ülkenin yöneticilerinin kıymetini bilin, çok şanslısınız, eğer Türkiye ‘de olsaydınız, çoktan kendinizi çöplükte bulur ne tarih, ne de eser kalırdı’ Dedim.

Gökdelenlerle şehirlerini kirletmemişler.

Alışveriş merkezleri de çoğunlukla şehrin dışında.

Tarihi dokuyu ağaçlarına kıymadan korumuşlar.

Sonuçta İzmirli güler yüzlü öğretmenlerle ve bu geziyi düzenleyen sesiyle , sazıyla bizleri sıkmadan yormadan otobüste ağırlayan ve neşe içinde gezdiren Cabbar ve Ayhan öğretmenlerimi hep hatırlayacağım.

Sevgili çocuklar, yolunuz açık, yüreğiniz sevgi dolu olarak çevrenizi aydınlatın.

Aileleriniz ve sevgili çocuklarınızla birlikte tüm güzellikleri sağlıkla yaşayın ve çevrenize de yaşatın.

> Yeni Meram >Yazarlar > Güzel İzmir’in, gülen insanlarıyla unutulmaz bir gezi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.