YAZARLAR

■ Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

***

Şiirimize ‘Otuz Beş Yaş’ı armağan eden Cahit Sıtkı Tarancı’nın 100. doğum yılında geçtiğimiz hafta Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde anıldığına ilişkin haberleri duygu dolu bir yaklaşımla okudum ve bu ahde vefa karşısında mutlu oldum.

‘Ustalara Saygı’ toplantısında; şiirlerinde özellikle ölüm, yalnızlık, yitik aşklar, yaşama sevinci, özlem gibi konular üzerinde yoğunlaştıran usta şair Tarancı’nın sanatını Prof. Dr. Abdullah Uçman, Adnan Özyalçıner, Baki Asıltürk, Beşir Ayvazoğlu, Prof. Dr. İnci Enginün, Sennur Sezer ve Prof. Dr. Zeynep Kerman yorumlamış.

‘Abbas’, ‘Akşam Vakti’, ‘Ömrümde Sükut’, ‘Düşten Güzel’, ‘Desem ki’, ‘Gün Eksilmesin Penceremden’, ‘Memleket İsterim’ gibi unutulmaz şiirlerin yaratıcısı için hazırlanan geceye, sanatçının hayatta kalan tek kardeşi Yılmaz Tarancı ve yaşıtı kuzeni Reşit İskenderoğlu da katılmış ve Tarancı’yla ilgili anılarını anlatmışlar.

Bu kez gündemde Cahit Sıdkı var; iyi ki var. Ekonomik dar boğazmış, siyaset kirliliğiymiş seçimmiş, geçimmiş, yorucu ve üzücü kimi soruları bir gün de olsun kulak ardı ederek, ‘biraz edebiyat’ demek istiyorum. Söz buraya gelmiş iken sıkça yinelediğim bir görüşüm vardır;

Çoğu insan 18’li yaşlarda amatörce de olsa şairdir; kaleme dökmese de dizeler yüreklerde filizlenir ve günlerden bir gün dudaklardan yaşama geçer.

Edebiyatla uğraşan ya da uzağında duranların sevdiği, saydığı, önem verdiği, duygularını havalara uçuran şair/şairleri vardır. Beğeni duyduğum şairlerin biri de Cahit Sıtkı Tarancı’dır.

Cahit Sıtkı Tarancı ile Ziya Osman Saba çok yakın dostlardır. Deyim yerinde ise yedikleri, içtikleri ayrı gitmemiştir. Ancak ne var ki, koşullar gereği ayrı kentlerde hatta ülkelerde yaşamak zorunda kalmışlarıdır.

Örneğin, Cahit Sıtkı Paris’te, Ziya Osman İstanbul’dadır. Şair bu, her koşulu, zaman ve mekanı değerlendirecektir İşte Tarancı’nın

1 Şubat 1939’da Paris’ten yazdığı mektup;

■ İstanbul’dayken içime sıkıntı bastığı zaman sana koşardım, çünkü sen benim için yalnız vefakâr ve halden anlar bir dost değil, aynı zamanda açık havayı, güneşi, baharı, iyiliği de temsil eden, nasıl olup da insan kılığına girdiğine daima hayret ettiğim bir meleksin.

Cahit Sıtkı’nın 942’de, vatanî görevini yaptığı Burhaniye’den yazdığı mektup;

■ Ziyacığım, son mektubunu aldığım zaman -evvelki akşam- yemeğe oturmak üzereydim. Mektubun nefis bir salata yerine geçti.

Şimdi böylesi dostluklar var mı? Kişioğlu, ‘dostlukları’ sanki rafa kaldırmış, geçim derdinde, zorluklarla bir savaşın içinde gibi.

Yaşama 46 yaşında 1956’da veda eden Cahit Sıdkı onlarca dizeleriyle, yaşayacak.

***

GÜNÜN DİZELERİ:

Ne doğan güne hükmüm geçer,

Ne halden anlayan bulunur;

Ah aklımdan ölümüm geçer;

Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur

Ve gönül Tanrısına der ki;

Pervam yok verdiğin elemden;

Her mihnet kabulüm, yeter ki

Gün eksilmesin penceremden!

> Yeni Meram >Yazarlar > GÜNDEMDE CAHİD SIDKI VAR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.