YAZARLAR

Arap Baharı giderek kışa dönüşüyor. Suriye de insanlar öldürülmeye devam ediyor. Bize sığınan iki yüksek rütbeli Suriyeli Komutanı kimileri kaçırarak yönetime iade ediyorlar. Yönetim de onların boğazına yağlı ipi hemen geçiriyor.

■ Yaralı olarak Türkiye’ye getirilen, tedavilerini için seferber olduğumuz Libyalıları Antalya’da beş yıldızlı Otellerde konuk ediyoruz. Üstüne üstlük sayıları 500’ü buluyor. Bir olayla haberimiz oldu. Onlar bu iyiliğimize karşın, oteldeki bir düğün törenini basıyor, sonuç kıssadan hissedir;

15 yurttaşımız yaralanıyor!

Yurt ve dünya sorunlarından bunaldık

Nankörlüğün bu kadarına “pes’” doğrusu deyip daha hafif gülmece dolu “göze batan “ olaylara şöyle bir göz atalım:

■ İngiltere Başbakanı David Cameron, bir hasta ziyaretini izinsiz yapınca ilgili doktor tarafından kovuldu. azarlayan doktor çok konuşulmuş, kimilerince cesareti övülmüştü.

Olay şöyle gelişti;

Başbakan ve yardımcısının ortopedi bölümünde yatan bir hastanın yanına oturmasına sinirlenen Nunn, Cameron ve beraberindeki gazetecilere parmağını sallayarak, uyardı;

“Size bu şekilde buraya girebileceğinizi kim söyledi? Gömleklerin kollarını kıvırın ve kravatları çıkarın!”

Cameron’ın yüzündeki şaşkın ifade kameralara yansırken, İngiliz Başbakanı gazetecilerin odadan çıkmasını, kravatlarını çıkararak gelmelerini rica etmişti.

Sonuç ne mi oldu? Hiç… Doktor görevini yapmıştı. İleri demokrasi de işte buydu.

■ İngiliz demokrasisinden kıssadan hisse olacak çarpıcı bir örnek daha;

Başbakanlar her çarşamba parlamentoda milletvekillerinin karşısına çıkıp hükümetin icraatını tek tek anlatır, ne yaptı ne yapacak, kimlerle görüştü kimlerle görüşecek, hepsini detaylarıyla açıklar. Bunun yanı sıra G-20 gibi önemli toplantılara katılan başbakan yurda döner dönmez ayağının tozuyla parlamentoya gidip toplantının içeriğini tüm ayrıntısıyla anlattığı iktidar ve muhalefet partisi milletvekillerinin sorularını da aynı biçimde yanıtlamaktadır.
■ Ankara’da Beşevler’den Tandoğan’a dek uzanan caddenin tabelasında yazılıdır;

“Dögol Caddesi”
Fransız eski devlet başkanının soyadı “De Gaulle” diye yazılır ancak Türkçe’de Dögol diye okunur. Bir Fransız ya da başka yabancı bunun De Gaulle anlamına geldiğini çıkaramaz. Bir Anadolu kasabasında olsa hadi neyse de, Ülkenin başkentinde ünlü bir kişinin adının bu şekilde yazılması cehaletin somut bir örneği değil midir?

■Fransa’da yalnızlık Başbakanlık tarafından “Büyük Milli sorun” ilan edildi. Yalnızlığın giderilmesi için çeşitli etkinlikler yapılıyor; Örneğin dayanışmacı piknik, kolokyum, şenlik, ortak yemekler vb. Bu bağlamda
Başbakanlık ülkede 20 milyon insanın yalnızlıktan şikâyetçi olduğunu belirtiyor.

Bu hastalıklı yaşama karşı protestolar da yapılıyor. Montparnasse Garı önünde bir grup konuşmadan ellerinde pankartlarla gösteri yaptılar. Pankartlardan biri şöyleydi
“Je reparlerai dans 122 jours.”

Araştırmalara göre her 10 Fransız’dan biri, yılda üç kez dostuyla sohbet edebiliyormuş.

■ Üslup konusunda zamana uyun, prensip konusunda ise kaya gibi durun.

BİR DAMLA:

Soğuk savaş döneminde Sovyet Rusya’nın lideri Kruşçev, düşünde Kanuni Sultan Süleyman‘ı görür ve kendisine sorar;

“Siz Macaristan’da neredeyse iki asır kaldınız. Oysa 10 yıl dolmadan halk bize karşı ayaklandı. Bunu nasıl becerdiniz?”

Kanuni Krusçev’e tarihi yanıtı verir;

“Biz fetih sonrası Macaristan’ı vatan edinip oturduk. Halka Türkçeyi zorunlu kılmadık. Fethettiğimiz günü sizin gibi Macar millî bayramı ilan etmedik.”

> Yeni Meram >Yazarlar > GÖZE BATANLAR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.