YAZARLAR

■ Kıyamet günü bir kimsenin hasenât defteri açılır. Yapmamış olduğu ibadetleri orada görülür. Bunlar seni “gıybet” edenlerin sevaplarıdır.
***

Hz. Mevlana diyor ki;

Duydum ki beni gıybet etmişsin! Yüzüme söylemekten kaçmışsın! Benim gibi bir acizden korkmuş; fakat Allah’ü Teala’dan korkmamışsın!
Din kardeşinin işitince üzüleceği bir kusurunu arkasından söylemek, gıybetin tanımı olarak algılamak doğru yaklaşımdır. Örneğin, bir müminin aybını kötülemek için arkasından söylemek gıybet olur. Bedeninde, nesebinde, ahlâkında, işinde, sözünde, dîninde, dünyasında, hattâ elbisesinde, evinde bulunan bir kusur arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, o gıybet olur. Kapalı söylemek, işaret ve hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de gıybettir;
“Gıybetin girdiği vücut iflâh etmez. Aileleri parçalar, toplumları çökertir, toplumları felakete götürür. Zinadan daha büyük günah olduğu halde, çok kolay işlenen bir günahtır. Bugün bu afet maalesef hem erkekler hem de kadınlar arasında salgın hale gelmiştir.

Kuran’ın Hucurat Sûresi, 12. âyet-inde

sû-i zandan kaçınmayı emretmekte, birbirini çekiştirmeyi menetmekte, gıybeti ölü kardeşinin etini yemeğe benzetmektedir.”
Gıybet yapılırken, orada bulunan kimse, korkmazsa söz ile, korkunca da kalbi ile reddetmezse, gıybet günâhına ortak olur. Sözünü kesmesi ya da kalkıp gitmesi olanaklı ise bunları yapmalıdır. Eliyle, başıyla, gözüyle engellemesi yeterli değildir.
■ Kim ki gıybet edene ‘Yapma Allah’tan kork, o senin din kardeşindir’ diyerek onu susturursa, yüz şehit sevabı alır.Viyana kapılarına kadar gitmiş, orada şehid olmuş olanınkinin yüz mislidir.
■ Kıyâmet günü, bir kimsenin sevap defteri açılır. ‘Yâ Rabbî! Dünyada iken, şu ibadetleri yapmıştım. Sayfada bunlar yazılı değil’ der. ‘Onlar, defterinden silindi, gıybet ettiklerinin defterlerine yazıldı’ denir.
***
Bir kişi bilge insan Hasan Basri’ye gelip içini döker;
-Filan kimse seni çekiştirdi ve gıybet etti!

Hasan Basri sorar;
-Sen o zâtın evine niçin gitmiştin?

O kişi yanıt verir;
– Konuk olarak dâvet etmişti!

Hasan Basri yeniden sorar;

– Size orada ne ikram edildi?
-Çeşitli yemekler
ve serin meşrubatlar ikram edildi:
Hasan Basri aldığı bu yanıt üzerine der ki;
-Bu kadar yemeği içinde sakladın da bir çift sözü mü saklayamadın?
Bilge insan Hasan Basri, aleyhinde konuşan bu kimseye, bir tabak taze hurma ile birlikte şöyle haber gönderir;
“Duyduğuma göre gıybetimi ederek sevaplarını, benim amel defterime geçirmişsin! İsterdim ki, karşılık vereyim! Kusura bakmayın! Bizim armağanımız sizinki kadar çok olmadı!”

Kişiyi gıybet etmeye sürükleyen çeşitli nedenler vardır. Kimileri şöyle;

Ona karşı düşmanlık, yanında olanların fikirlerine uymak düşüncesi, sevilmeyen bir kimseyi kötülemek, kendisinin o günahta bulunmadığını bildirmek, kendinin üstün olduğunu bildirmek, haset etmek, yanında bulunanları güldürmek, şakalaşmak, onunla alay etmek, ummadığı kimsenin haram işlemesine hayretini iletmek, buna üzüldüğünü ona acıdığını bildirmek ve haram işlediği için onu sevmediğini bildirmek…
Gıybet etmenin kefareti, üzülmek, tövbe etmek ve onunla helâlleşmektir. Affetmezse, onu övmeli, sevdiğini bildirmeli, yalvarmalı, gönlünü almalıdır.”

BİR DAMLA:
■ Sevdiğimiz kişilerle konuşurken öyle konuşmalıyız ki, yarın onlarla dost olduğumuzda söylediklerimizden utanmayalım.

> Yeni Meram >Yazarlar > GIYBET ETMEK!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.