YAZARLAR

İnkar ettik,

Yalan dedik,

Utanmadan , sıkılmadan, edepsizce hayasızca, Yüce Yaratandan korkmadan Vahdettin onu vatanı kurtarması için yolladı dedik.

İhanet içinde; Kurtuluş Savaşı şehitlerini anmayı unuttuk. Onlar savaşmadı; beyaz sakallı evliyalar savaştı diyerek onlarca canın yok oluşuna bakmadan hazırca konduğumuz vatan topraklarında yaşamayı sürdürdük.

Kurtuluş Savaşı sürerken isyanlarla boğuşan canları pahasına isyancılarla hesaplaşan kahraman paşalarımıza dil uzatanları başımızın üzerinde taşıdık.

Tam otuz sekiz isyan bastırıldı.

Bir tarafta Yunan, Fransız, İtalyan, İngiliz, Ermeni, Rum ve hain Araplar Osmanlı devletini sırtından vurup İngilizlerle işbirliği yapan Araplar öte yanda iç isyanlar!

Hem içeride hainler, hem dışarıdan gelen işgal güçleri.

Vefasızlık, inkarcılık, ihanet hangi inançta alkışlanır?

Hepsi aşağılandı. Kurtuluş savaşı kahramanları isyanları bastırdıkları için suçlandılar.

Ortada kendini Türk milleti olarak tanımlayan kimseler yokmuş ki…. Suçlayanlar baş tacı edildi.

İsyanları okuyun . Okudukça kimleri baş tacı kimleri haksız yere suçladığınızı ve bu isyancıların torunlarının neden Cumhuriyetle hesaplaşmaya giriştiklerini öğrenin.

Ali Batı olayı, Ali Galip Olayı, 1. Bozkır Ayaklanması, 2. Bozkır Ayaklanması, 1. Ahmet Aznavur Ayaklanması, 1. Düzce Ayaklanması, 2. Düzce Ayaklanması, Şeyh Eşref Ayaklanması Olayı, Kızıl Kuyu Olayı, Apa Çarpışması, Dinek Çarpışması, Demirkapı Çarpışması, 2. Ahmet Aznavur Ayaklanması, Kuva-i İnzibatiye , 3. Ahmet Aznavur Ayaklanması, 1. Yozgat Ayaklanması, 2. Yozgat Ayaklanması, 1. Çapanoğlu Ayaklanması, 2. Çapanoğlu Ayaklanması, Zile Ayaklanması, Aynacıoğulları Ayaklanması, Milli Aşiret Olayı, Cemil Çeto Olayı, İnegöl Olayı, Çopur Musa Ayaklanması, Konya Delibaşı İsyanı ve Ayaklanması, Kula Olayı, Demirci Efe Ayaklanması, Koçgiri- Koçkiri İsyanları, Çerkes Etem İsyanı, İntikam Alayı, Pontus Rum Ayaklanması.

Bunların tarihleri 1919- 1921 -1923 içeride hainler ve işgalci güçler el ele.

Atatürk ve silah arkadaşları da dünyada eşi benzeri görülmemiş bir akıl, cesaret, yiğitlik örneği ile tam dört yıl uğraşıp tümünü temizliyorlar.

İçerideki isyancılarla dışarıdan gelen işgalcileri.

Kim vatanını koruyan, yoktan bir millet yaratıp ona bir vatan emanet eden kahramanlara lanet okur?

İşte uzağa gitmeyin.

İşgalcilerin ve isyancıların ektikleri tohumlar, yani torunları!

İyi de Türkiye Cumhuriyeti’nde her türlü rahata kavuşarak tam 91 yıl yaşayan, Türküm diye göğsünü gere gere dolaşanlar hangi yüzle Cumhuriyet Bayramını Kutlayacağız?

İsyanlar daha bitmedi!

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan ediliyor, arka arkaya devrimler geliyor, hilafet kaldırılıyor, saltanat kaldırılıyor, hiç çabalamadan, uğraşmadan, Avrupalı Kadınlardan bile önce Türk kadınına her türlü hak tanınıyor. Hala dünyanın en geri kalmış; ilimden, fenden, teknolojiden, icatlardan, keşiflerden, bilimden nasibini almamış Arap etkisinden kurtarılarak, çağdaş dünyaya, Türk kadını ve Türk erkeği adımını atıyor.

İşte yeniden ayaklanmalar başlıyor.

Neye karşı?

Çağdaşlığa, uygarlığa, yeniliğe, devletin varlığına karşı yok olan ağalığı diriltmeye. Hilafetin yeniden getirilip, siyasete dini bulaştırmaya, halkı din duyguları ile uyuturken halkın emeğini, malın, parasını sömürmeye konan engellere karşı yeniden ayaklanılıyor! Kadının erkekle yaşamda aynı hakları elde etmesine karşı, başlıyor ayaklanmalar.

İngilizlerin Musul olayını bahane ederek Kürtler’i her zaman yaptıkları gibi kullanarak özerk Kürdistan , Muhtariyet , Eyalet diye diye başlattıkları ayaklanmalar.

Yılları ;1923-1927

Nasturi İsyanı

Şeyh- Sait İsyanı

Koçuşağı ayaklanması

Muti İsyanı

Bicar İsyanı

Hepsi aynı gerekçe: Hilafet istiyorlar, askerlik yapmayız diyorlar, vergi vermeyiz, devlet okul, hastane, bina, yol yapmasın biz özerklik isteriz yani Kürt- İslam devleti istiyorlar.

Bicar isyanında dağa çıkan 2500 Kürt isyancıların tamamı temizleniyor.

Atatürk, onları dağlarda bombalıyormuş gibi yapıp beslemedi.

Atatürk, onların elebaşları ile masaya oturup pazarlık yapmadı.

Atatürk , öldürdükleri her Mehmetçiğimin hesabını verdirdi.

Atatürk, batıdaki hiçbir devletin oyuncağı olmadı. Türk Milleti’nin onuruyla, gururuyla oynatmadı.

Şimdi sağ olsaydı, ilk yapacağı NATO denen Hıristiyan işgal ordularının ve ABD’nin üslerini topraklarımızdan atmak olurdu.

Atatürk yanında, PKK’yı görmezden gelerek içimize dek sokup her yeri talan ettiren ve bayrağımıza saldırıya sessiz kalan askerleri taşımazdı.

Akillerle, özerklik hikayeleri ile, dağdan inip şehirleri ateşe veren eşkıya ile yakılan heykeller, büstler, indirilen bayraklar, kaldırılan TC’ler, yasaklanan milli bayramlar, çağdaş eğitimden Arap eğitimine açılan kapılar, özelleşen eğitim, özelleşen sağlık, çoğalan tüketim, bitirilen üretim, açılan kanser davetiyeli nükleer santraller, kesilen ormanlar ve üzerlerine kondurulan villalar, yabancıya satılan topraklar, yok sayılan Türk Milleti ve Türkçe’ye veda edilen tabelalar …..! Bence hepimiz milli bayramlarımız kaldırılırken, Atatürk ‘ün Gençliğe Hitabesi ve andımız yasaklanırken , anıtlar yakılırken, bayrak indirilirken sustuk.

29 Ekim’de Cumhuriyet’in ruhuna Fatiha okuyup veda edelim.

2023’te ilan edilecek olan Kürt- İslam Cumhuriyeti’ne kendimizi alıştıralım!

> Yeni Meram >Yazarlar > GERÇEKTEN CUMHURİYET BAYRAMI’NI KUTLAMAYA YÜZÜMÜZ VAR MI?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.