YAZARLAR

“Allah, kendisine isyan edenleri cezalandırır.” Bu bilgi, bütün dinlerin temelinde vardır. 2020 yılının bu cezalandırmayla geçtiğini söyleyebilir miyiz? Malum virüs, işyerlerimizin kapanması, sokağa çıkma yasakları, yağış olmayan bir kış, ürünlerde pahalılık, depremler, çığlar… bu cezalandırma kapsamında yaşadıklarımızdır diyebilir miyiz?

Ama bir dakika! Cezalandırma yeri ahiret değil miydi? Bu dünyada neden karşılık görüyoruz?

Çünkü çok önemli bir noktayı, farzı atlıyoruz: “Emr-i Bil Maruf, nehyi anil münker”, yani iyiliği emredip kötülükten alıkoymak ve bu amelin terk edilmesi konusu. Allah, yeryüzündeki hayatın selameti için bu farzı indirmiştir bize. Hiç kitabi bilgilere girmeden günlük hayatımıza göre konuşacak olursak, gördüğünüz bir çirkin işe, kötülüğe, günaha dur demek, hatta gücümüzün yettiğini engelleyebilmek, uyarmaktır iyiliği emredip kötülükten alıkoymak. Hemen delillerimizi sıralayıp, onlar üzerinden konuşalım:

“Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki ya iyiliği emreder kötülükten nehyedersiniz, ya da Allah kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azap gönderir. Sonra da Allah’a yalvarıp dua edersiniz ama duanız kabul edilmez” (Tirmizi, Fiten 9)

“Şüphesiz ki insanlar zalimi görüp te onun zulmüne engel olmazlarsa, Allah’ın kendi katından göndereceği bir azabı hepsine umumileştirmesi yakındır” (Tirmizi)

“İçlerinde kötülükler işlenen bir cemiyet, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde, seyirci kalır, müdahale etmezse, Allah’ın hepsini saran umumi bir bela göndermesi yakındır.” (Ebu Davud, Tirmizi, İbn-i Mace)

“Yâ Resulallah! İçinde iyilerin de bulunduğu bir memleket helak olur mu?”

“Evet, helak olur!”, “Nasıl olur ya Resulallah?”

“İsyana, kötülüklere sükût etmeleri ve bu suretle dine ihanet etmeleri sebebiyle!” (Taberani)

Gördüğünüz gibi sadece günah işlemek değil, günah işleyenlere ses çıkarmamak, uyarmamak da UMUMİ AZAP, HELAK sebebidir.
Sadece Müslümanlar olarak biz değil bütün dünya Arakan’da, Suriye’de, Irak’ta, Doğu Türkistan’da, Hindistan’da yaşanan zulümlere sessiz kaldı. Hepimizin derdi kazandığımız para ve dünyalıklar oldu. Dünya nimetlerine öyle bir daldık ki sadece bu nimetleri elde etmek için dünyaya gelmiş gibi yaşar olduk. Kendimiz dışında hiç kimse umurumuzda olmadığı gibi kendi imkanlarımızla biz bile başkalarına zulmettik.
Bunun yanı sıra tanıdığımız kişi faize, faizli kredilere gitti, gözümüzün önünde yalan söyledi, üretiminde hile yaptı, hadisleri inkâr etti, Kur’an ile ilgili atıp tuttu, bir başkasına zulmetti… bütün bunlara seyirci kaldık. Belki o kişiyi uyardığımız zaman göreceğimiz tepkiden korktuk, belki uyarmamız gereken kişiden nemalanıyorduk ve menfaatimizin kesilmesinden korktuk. Sonuçta kimse kimseyi uyarmadı; günahlar, zulümler durmadığı gibi karşısında bir engel görmediği için yayıldı gitti ve bir sabah gözlerimizi korona ile açtık, arkası da kesilmedi bir türlü.
Kesilmez de. Korkuyorum ki bunlar daha iyi günlerimiz de olabilir. Çünkü musibetten ders almak diye bir kavram vardır ve biz bir yıldır yaşadığımız bu musibetten hiç ders almıyoruz. Dinimize ve Allah’a dönmüyoruz, tövbe etmiyoruz, kimseyi de uyarmıyoruz.
Ne zaman kendimize gelip silkeleneceğiz? Birileri kendi meşrebince harıl harıl çalışıyorken, biz Müslümansak arkamızda Allah’ın olduğunu bildiğimiz halde kendi dinimize uymaktan neden kaçınıyoruz? Kullardan utanıp çekindiğimiz kadar Allah’tan çekinip korkmuyoruz.
Kimse bu bananeci, nemelazımcı gidişatın devamında iyilik, güzellik aramasın. Hiçbir hadis ya da sahabe sözü yoktur ki “Ya iyiliği emredip kötülükten alıkoyarsınız” diye başlamasın ve sonu tehditle bitmesin. Merak etmeyin, paranız, dünyalıklarınız, sağlığınız… Allah’ın elindedir. O’nun nasip ettiğini kimse alamaz: O’nun vermediğini de kimse sağlayamaz size. O halde gelin sadece ve sadece Allah’a güvenelim ve sadece O’ndan korkalım.
“… Mü’min iseniz onlardan korkmayın, benden korkun.” (Âl-i İmrân, 175) buyuruyor Rabbimiz. Gelin tövbe edelim, günahlarımızdan vazgeçelim, gördüğümüz çirkin işlerde insanları güzellikle uyaralım.
Yoksa “Geçti Bor’un Pazarı, Sür Eşeğini Niğde’ye” demeye az kaldı haberiniz olsun.

> Yeni Meram >Yazarlar > GEÇTİ BOR’UN PAZARI, SÜR EŞEĞİ NİĞDE’YE
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.