YAZARLAR

Dünle beraber gitti cancağızım; ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söyleme

Gerek.

Nedense ben de eskiye karşı bir hayranlık var. Bu tutkuya nostaljik, dahası duygusal yaklaşım demek de olanaklıdır. Siyasetin ve siyasetçinin eskisi olmamalıdır. Kendini yenilemeyen ve günün koşullarına ayak uyduramayan anlayış devam edip gitmez.

“Eski siyasetçiler başkaydı.”içerikli

değerlendirmem daha çok kişilik yapılarıyla ilintilidir.

Onlar, evelemeden-gevelemeden dobra konuşurdu. Boş çuval değil, doluydular. Hiddet-şiddet yoktu. Espriler hakaret, meydan okuma içermezdi, eleştiriler yumuşatılırdı.

Osmanlı Paşalarından, Öküz Ahmet bütün paşaların bulunduğu çadırdaki toplantıda otlayan bir öküz içeriye başını sokar, ses verir;

“Mööö, möööö,” .

Paşalar bıyık altından gülmeye başlar.

Malum lakaptan kendine gülündüğünü anlayan Öküz Ahmet Paşa der ki;

Paşalar! Az önce içeri giren öküz ne dedi, O öküz bana dedi ki; “Hadi sen bizdensin. Peki bu eşeklerin içinde ne işin var”

Keçecizade Fuat Paşa’ya, yetmişlik bir kadının otuz yaşındaki gençle evlenmek istediğinden söz edince itirazda bulunmuş;
– Ahmet, izin vermez!

Sormuşlar;
– Hangi Ahmet?

Paşa yanıt vermiş;

– Karacaahmed!

Kıbrıs çıkartmasını “Ayşe Tatile Çıktı” parolasıyla başlatan efsane Dış İşleri Bakanı Turan Güneş Hoca, bir yurt gezisinde, yol üstündeki kahveye oturmuş. Gelen kahvenin fincanına bakıp, kulpu kırık görünce kahveciye seslenmiş;

Sen bunu bizim genel merkeze götür; mutlaka bir kulp bulur, takarlar!

Saatlerce meydanlarda nefes tüketen

“ sapı çok, danesi az” yorumuyla partisine

verilen oyları eleştiren merhum siyasetçi ve ünlü hatip Bölükbaşı kürsüde konuşurken, soyadı “Balık” olan bir milletvekilinin attığı lafa anında yanıt verir.
“Oynama balık, tutarım seni!”

Demirel, seçim kampanyasında bol keseden atmıştı;

“Benim işçim, benim köylüm, benim memurum!”

Söylemler büyük ilgi ve yankı bulmuş, halk çoğunluğu da onun peşinden gitmişti;

“Kurtar bizi baba!”

Demirel, Başbakan olduktan kısa süre sonra Türk-iş Kongresine gitmişti.

Salonda bulunanlar tempo tutmuştu;

“ Şunları, bunları yapacaktın, koltuğa oturunca ne oldu, hiç sesiniz çıkmadı.”

Usta siyasetçi konuşması sıkça kesilince esprinin ipine sarılmak zorunda kaldı;

“ Ben seçimde, şunları yapacağım, bunları yapacağım, diye söz verdim, yapamadım. Bunlar benim kabahatim. Ya sizin hiç mi kabahatiniz yok?”

Demirel arkasından esprisini patlatmıştı;
– Bunların yapılacak şeyler olmadığını, siz bana niye o zaman söylemediniz?

Salon gülüşme ve alkışlarla inler!

Yeni seçilen Başbakan’la seçimi kaybeden Başbakan, devir teslim yaparken, eski Başbakan yenisine üç zarf uzatmış;
-Başın sıkışınca birinci zarfı, daha da sıkışınca ikinci zarfı, işin içinden çıkamaz hale gelince de üçüncü zarfı açarsın!
Yeni Başbakan, heyecanla ve hırsla görevine başlamış, ilk günler iyi gitmiş ancak giderek sıkıntı başlamış, “ne yapayım, ne edeyim” diye düşünürken aklına zarflar gelmiş, birincisini açmış;
“Senden öncekileri kötüle.”
Başbakan “enkaz” edebiyatına başlamış ancak nafile. İşler düzelmiyor, bu kez ikinci zarfı açmış:

“Etrafındakileri kötüle!”
Bu da para etmemiş, sonunda üçüncü zarfa sıra gelmiş ve açmış:
“Sen de üç zarf hazırla!
***

BİR DAMLA:

■ Mazi hayatınızın lambasıdır. Karanlıkta size yol gösterir, önünüzü aydınlatır.

Eski başkadır, eskimiş başkadır. Nice eskiler vardır ki, eskimez.

> Yeni Meram >Yazarlar > GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.