YAZARLAR

■ Adaletin gecikmesi adaletsizliktir.

***

Geciken adalet, adalet değildir kuşkusuz.

Cumhuriyet döneminde uzun soluklu iki önemli dava, adalet tarihimizde yer aldı;

Bir; Yassı Ada Davası;

1960 yılında 27 Mayıs Harekâtından sonra açılan Yassıada davalarında Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ile 402 siyasal aktör ve bürokrat yargılandı. DP döneminde yolsuzluk ve diğer suçlarla ilgili 19 ayrı dava açıldı. Duruşmalarda tam 1068 sanık dinlendi, davalar 11 ay 1 gün sürdü.
27 Mayıs’tan, Menderes’e verilen ölüm cezasının infazından 17 Eylül 1961 tarihine dek geçen süre 15 aydır. Bunu kayıt edelim.

İki; Ergenekon Davası;

İlk tutuklamalar, 17 Haziran 2007’de 47 ay önce başladı. Duruşmalar 31 aydır 20 Ekim 2008’den bu yana sürüyor. Şöyle bir fikir jimnastiği yaparsak, Yassıada davalarının üç katı süre geçmiş, henüz verilmiş hüküm yok.

Daha ne kadar süreceği belli değil. Üstelik yeni operasyonlar yapılıyor; yeni zanlılar ortaya çıkıyor. Operasyonların ne zaman sona ereceği de belli belirsiz. Bunca gecikmeler, sadece muhalefetin değil, iktidarın da eleştirilerine neden oluyor.

Yine tarihin sayfalarını çevirelim.

Osmanlı’da en ünlü hapishanelerden biri Yedikule Zindanları idi. Birçok ünlü isim burada hapis yattı. Katledilsin, edilmesin. Yedikule’de kimse 1 yıldan fazla yatmamış.

İzzet Kumbaracılar ve Cahide Tamer “Yedikule” adlı kitabını bir solukta okudum. Kitapta Yedikule’de tutulan kimilerinin yattıkları süre ve sonları şöyle anlatılıyor;
Çandarlı Halil Paşa: katledildi. Sadrazam Mahmut Paşa: katledildi. Sadrazam Ferhat Paşa: katledildi. Hadım Hasan Paşa: tahliye. Silahdar Mustafa Paşa tahliye. Bayram Paşa: tahliye, Tabanıyassı Mehmet Paşa: katledildi. Tarhuncu Ahmet Paşa: katledildi. Hafız Ahmet Paşa: tahliye.
Liste tren yolları gibi uzayıp gidiyor.

Yargı reformu şart ve seçim sonrası ele alınacak, en ön önemli konudur. Değilse geciken adaletin adil olup olmadığı sürekli tartışmaya açık olacaktır.

***

Urfa Milletvekili Ali Saip, takvimler 1935 tarihini gösterdiğinde Atatürk’e suikast savıyla kendisini yüce yargı önünde bulur.

Adliye vekilliği ünlü politikacı ve devlet adamı Şükrü Saracoğlu’dur. Her duruşma sonrası Saraçoğlu ile Cumhuriyet Başsavcısı Baha Arıkan Çankaya’ya çıkar, davanın gidişini ve duruşmayı anlatırlar. Atatürk her defasında Başsavcıya öngörüsünü tekrarlar;

– Görevin neyi emrediyorsa yaparsın!
Atatürk, bir gün Başsavcıyı çağırır, sorar;
Ali Saip davasının sonu ne olacak?

Baha Arıkan yanıt verir;
– Mahkemenin kararını beklemek gerek.

Atatürk sinirlenir ve konuşur;
– Kararı beklemek ne demek? Mahkemeyi kapatırım, hâkimleri de seni de atarım!
Başsavcı, doğruyu artık söylemenin gerekliliğine inanır. Ayağa kalkar ve der ki;
– Mahkemeyi kapatabilir, hâkimleri ve beni de atarsınız, ama adınız tarihe Mustafa Kemal olarak geçmez!
Başsavcı Arıkan’ın bu tutumu karşısında Atatürk heyecanlanır ve gözlerinden yaşlar akmaya başlar, Başsavcıya dönerek der ki;

– Ben de senden bunu bekliyordum!

Uzun bir yargılama sürecinden sonra dava sonuçlanır ve Ali Saip beraat edip aklanır.

Atatürk, kararı saygıyla karşılar, yargı bağımsızlığına gösterdiği özeni her zaman, her yerde ortaya koyan bir tutum izler.

İşte bunun içindir ki, Türk Yargısı ayaktadır. İşte bunun içindir ki, Türk Yargısı adildir ve bağımsızdır!

BİR DAMLA:

■ Siyaset mahkeme salonuna girerse adalet oradan çıkar. ■ Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan herşey onun etrafında döner.

■ Adaletin hedef ve gayesi, eşitliği sağlamaktır.

> Yeni Meram >Yazarlar > GECİKEN ADALET, ADALET DEĞİL
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.