YAZARLAR

FİKİRLERİ ÖLÜMSÜZ PAŞAM-Ümit Sürmeli-Yeni Meram Gazetesi

Elimizin hamuruyla bizi toplumun her kesimine kattın.
Erkek egemenliğini yıktın.
Taşınmaz mal ilan edilen kadının, mal değil hayat arkadaşı olduğunu istemeseler de kabul ettirdin.
OKUL YOLUNU, OKUMA YOLUNU AÇTIN.
Meslek edinme, mesleklerin en zorunda bile başarı elde edebileceğini, erkek egemenliğine alışmış, Arap egemen kafalara nakış gibi işledin.
İneğini, koyununu, atını, tavuğunu bile sayan ama kadını nüfus sayımında canlı yerine koymayan Osmanlı kafalarına, kadınlara her türlü hakları sağlayarak, unutamayacakları dersler verdin. Unutamadıkları ve hala seninle uğraşmalarının en önemli nedeni ‘KADIN HAKLARI VE KADINA SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK’ tanıman, kadını toplumda erkekle eşit kılmana tepkili olanlara attığın, medeniyet tokadıydı.
İşte bu tokadın acısı hiç geçmeyecek.
Oysa tarihin bilmeyen, eline kitap alıp okumayan, yaşamı süresince 4000’in üzerinde kitap okuyan ATATÜRK’e ve kadın devrimine yaptığı katkılardan dolayı şükran duyması gerekirken hala Arap kafası taşıyanlar verilen hakları içlerine sindiremediler.
Dini alet ederek, masum insanları kandırarak ‘kadının dövülmesini, şiddet görmesini’ savunan ve bunu utanmadan, sıkılmadan ekranlarda haykıran kişilere bu devlet görev veriyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı da bu kişilerin, ilahiyatçı sıfatını taşımalarına izin veriyor.
Tarih bilmeyenler, Türklüğü unutanlar, Arap hayranları!
Ta Orta Asya’dan kopup gelen Türk Boyları’nın, her türlü zor doğa koşulları ile yaptıkları zorlu mücadelelerindeki başarılarında, Türk erkeğinin yanı başındaki ‘HATUN ANA’nın payı asla yadsınamaz.
Orta Asya’daki Türk toplumlarında her buyruk,
‘DEVLETİ BİLEN KRALİÇELER’ ya da ‘HAKAN VE HATUN’UN BUYRUĞU’ ile başlar ve kesinlikle her ikisinin de adı olmayan buyruklar geçerli sayılmazdı.
Kadın asla örtünme gibi zorlamalarla karşılaşmaz ve konu edilmezdi.
Tek eşlilik egemendi.
Kadınlar kale muhafızı, sefir, vali ve asker olur kılıç kuşanır, savaşa katılırlardı.
OĞUZ Türkleri, Bizans ve Arap baskısı sonunda geri adım atmış, Osmanlı Devleti döneminde ise kadın yok sayılmıştır. Kadına yapılan haksızlıklar tavan yapmıştır.
600 yıllık hanedan, hem Türk olma, Türk gibi yaşama kurallarını, geleneklerini hem de kadının elindeki tüm hakları geri alarak, toplumu tek fert egemenliğine götürmüş ve kadın toplum hayatından tamamen silinmiştir.
Osmanlı’da egemen kadınlar padişahın gözdesi olan ve hepsi Prusya yahudisi, Rus Yahudisi, Venedikli, Cenevizli, Sırp, Bizans, Rum, Romen, Bulgar ve Ermenilerdi. Padişahların gönüllerine girip her türlü entrikayla devlete egemen olanlardı.
Abdülmecit’in sarayında 800, Abdülaziz’in sarayında 600 kadın vardı.
Eski medeni kanunumuz Mecelle’ye göre de kadın,
‘Mülkü mütayı müfid’ yani ‘Mülkünden, cinsinde yararlanılan …’ bir varlıktı.
4 Ekim 1926 yılında Türk Medeni Kanunu yasallaştı.
Ey Türk Kadını!
Bu eşitsiz ve aşağılayıcı durumdan seni kurtaran,
miras hakkını eşit olarak paylaştırarak senin de ailenin eşit bireyi olmanı sağlayan,
toplantılarda erkeklerle yan yana, okullarda cinsiyet ayırımı gözetilmeksizin yan yana okumanı ve öğretmenlik yapmanı sağlayan, memuriyette, askerlikte, fabrikada, ilim ve bilimin olduğu tüm araştırmalarda, sporun her türlüsünde, mesleklerin her çeşidinde, kongrelerde, konferanslarda her zaman seninde eşit olarak katılmanı sağlayan,
1935 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkını veren,
1930 yılında belediye seçimlerine katılma hakkı,
1933 yılında muhtarlık seçimlerine katılma hakkı,
1934 yılında milletvekili seçimlerine katılma hakkını İtalyan (1948), Japon (1950), İsviçre (1971), İsveç, Danimarka gibi çağdaş diye örnek aldığımız pek çok ülke kadınından önce elde etmeni sağlayan,
‘Dünya üzerinde gördüğünüz her şey kadının eseridir’ diye haykıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sakın unutma, unutturmaya kalkanları, yok sayanları sende yok say.
Çünkü sahip olduğun tüm hakları Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e borçlusun.
Yüce Tanrı vefasızları, kindarları, kul hakkını yiyenleri, vatan kurtaran kahramanları aşağılayanları asla affetmez.
Atatürk’ün verdiği haklara sahip çıkmasını bilen, onurunu koruyan, Arap kültüründen ve kadını aşağılayan Arap yozluğundan kendini koruyan, laik Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkan, çocuklarını ‘fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür’ yetiştiren tüm Türk analarının gününü kutluyor ve hepsini saygıyla selamlıyorum.

> Yeni Meram >Yazarlar > FİKİRLERİ ÖLÜMSÜZ PAŞAM
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.