YAZARLAR

“ALLAH nasip eder, ömrüm vefa ederse; Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil, Batı Trakya’yı Türkiye hudutları içine katacağım.”

* * *

ATATÜRK’ÜN YAVERİNDEN BİR ANI…
Gerçek bir olayı anlatalım istedik.

“Anlatalım da, zındıklar da anlasın” dedik:

Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken yaşlı bir kadına rastladı. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu:

Merhaba nine..”
Kadın Ata’nın yüzüne bakıp “merhaba” dedi.

– Nerden gelip nereye gidiyorsun?
Kadın şöyle bir duraklayıp, “neden sordun ki, dedi. Buraların saabisi misin, yoksa bekçisi mi?”
Paşa gülümsedi: “Ne sahibiyim ne bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nerden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?”
Kadın başını salladı:

“Ben Sincan’ın köylerindenim bey. Otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı, trene bindirdi, Angara’ya geldim.”
– Muhtar niçin gönderdi seni?
– Gazi Paşa’mızı görmem için gönderdi.

Benim iki oğlum, gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan gurtaran kişiyi bi defa görmeden ölmeyim, diye hep dua ettim. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Ben de muhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angara’ya. Giceleyin geldim. Yolu neyi de bilemediğimden işte agşamdan beridir böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
– Gazi Paşa’dan başka bir isteğin var mı?

Kadının birden yüzü sertleşti.
– Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki. O bizim vatanımızı gurtardı, düşmandan gurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını çiğnetmedi. Gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde gurtulduk. Buralara bir defa yüzünü görmek, ona “sağol paşam” demek için düştüm. Görmeden ölürsem gözlerim açık gider. Sen efendi bir adama benziyon, bana bi yardım et de Gazi Paşa’yı bulacağım yeri deyiver.”
Atatürk’ün gözleri dolmuştu, bana dönerek, “Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır. Benim köylüm, vefalı Türk anamdır bu” dedi.
Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum, “Anacığım, dedim, sen gökte aradığını yerde buldun. Rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa, yani Atatürk, işte karşında..”
Köylü kadın elindeki değneği yere fırlatıp Atatürk’ün ellerine sarıldı. İki Türk insanı, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü Ata’nın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Beze sarılmış bir köy peyniriydi. Atatürk’e uzatırken, “tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm” dedi.
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi, çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi:

“Bu anamızı alın, burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin, benim armağanım olsun.”
Acaba kendisini 2 kilo çaya şekere, 500 kilo kömüre satan bugünkü bazı insanlarımıza benziyor bu bu ninemiz? Ya da ülkeyi babalar gibi satanlara?

Son sözümüz, “dikkat çekerek ünlü olmak” adına utanmadan ulu öndere dil uzatanlara.

* * *

NOT: Hemşehrimiz Ali Kırca’nın Show TV’de yayınlanan “Siyaset Meydanı”na katılan Erdoğan’la Kılıçdaroğlu’nun izlenme oranları belirlenmiş. Kılıçdaroğlu’nun reytingi Erdoğan’ınkini geçmiş. Ehh, n’apsın Mülayim Efendiler, Erdoğan’ı 9 yılda anladılar, umutlarını Kılıçdaroğlu’na bağladılar. Hani derler ya: “Umut fakirin ekmeği.…”


> Yeni Meram >Yazarlar > Farkı farkedin
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.