YAZARLAR

İnsan, fakirlik korkusu içine düşmeyegörsün. Bu korku, denize düşen yılana sarılır misali, insanı hiç olmayacak bir duygunun esiri yapar. Bu duygunun adı hırstır.

Hırs kontrol altına alınamaz da, aklın önüne geçerse, akla akıl aratır.

O insan ne kadar mala ve mülke kavuşursa kavuşsun, üzerinden fakirlik korkusunu, gün gelip elinde hiç bir şey kalmayacağı endişesini atamazsa hırsının kurbanı olur ve geçer-gider bu dünyadan, ne anan olur, nede ardından bir Fatiha okuyan!

Fakirlik korkusu taşıyanlarlar hep açtır, gözleri her ne hikmetse, hiç doymaz. Oysa, gerçek fakirin hayali ne uzar ne kısalır. Karnını doyurdu mu, asgari ihtiyaçlarını karşılayan bir gelire de sahip oldu mu, şükreder.

Daha fazlasını verseler de istemez, tokgözlüdür, kanaatkardır. Bir başkasının malında-mülkünde, parasında pulunda gözü yoktur.

Saraylar, köşkler, konaklar, yalılar onun için Kaf dağının ardında olan ulaşılması zor hayallerdir. Onun içindir ki, fakirin hayali kendine göredir.

Fakir, fakir olduğunun bilincinde olduğu için, o korkuyu hiç bir zaman yaşamaz.

Fakirleşme ve elindekileri kaybetme korkusu, fakir olma endişesini içinden atamayanları dehşete düşürür. Fakirlik, sadece parayla-pulla ilgili bir konu değildir sevgili okurlar.

Sevgi fakirleri, hoşgörü fakirleri, anlayış fakirleri, fakirlik korkusunu yenemeyenlerin fakirlikleridir.

Bütün variyetini kaybetme korkusuyla, gelirlerine kırk düğüm atanlar, sonunda cimri olup çıktılarda, cimriliği üzerlerine mi, kondurdular?

Sevgiyi elinde tutmaya çalışarak, herkesi kendini sevmeye mecbur bırakmaya kalkışan sevgi fakirleri sevdiklerini söyledikleri insanlara zulmettiklerini hiç mi hiç anlayamadılar! Seven sevdiğine zulmeder mi diyenlerin lafları, bu sevgi fakirlerince dikkate bile alınmadı. Ben olmasaydım, sende çoluğun çocuğunda açtı, iş verdim, aş verdim, adam ettim, insan içine benim sayemde çıktınız diye böbürlenen, neredeyse rızkı kendi dağıtıyormuş havalarına giren insanlık fakirleri, geçirdikleri birçok sarsıntı sonrasında fakirlik korkusunu yüreklerinin en derinlerinde hissetmelerine rağmen yine de akılları başlarına gelmedi!

Fakirlikten korktukça hırs yapan, hırslanan, daha da içine kapanan, şüpheler ve vehimler içinde kalan, yanında çalışan insanları malının ortağı gibi görerek, hakaretler yağdıran, yıldıran ve işlerine son vererek rahatladığını zanneden insanların var olduğunu bilmeyenimiz mi var?

İşlerini yine o işten anlayan insanlarla büyütebileceğini, onların gayretleriyle adım atabileceğini bilen insanlarda fakirlik korkusu gibi, işini kaybetme korkusu gibi korkular olmadığı müddetçe yolları açık olmadı mı?

“Mal sahibi mülk sahibi / Hani bunun ilk sahibi / Mal da yalan mülkte yalan / Var biraz da sen oyalan” diyen Yunus Emre’nin ne dediğini anlamayan ve anlamak istemeyen insanların var olduğunu bilmiyor musunuz?

Bize bütün bu nimetleri verenin, lütuf ve ihsanlarda bulunanın, rızkımızı artıran ve genişletenin bunu elimizden alabileceği gibi, misliyle artırabileceğine inanmıyor muyuz?

Madem bunlara inancımız var, itikadımız var!

Bu korku niye?

Veren eller, kendilerinden hiçbir şey vermediklerini, benim dedikleri her ne varsa hepsinin emanetçisi olduklarını bir anlasa, bir idrak edebilselerdi, belki de binlerce kez tövbe ederlerdi!

Kul kula sebep değil mi?

Fakirliğe düşerim diye korkacağına, fakirlerin elinden tut kaldır da, fakirlerin duaları, sana o korkuların tamamını unuttursun dendiğinde bir çok insan, bana akıl mı öğretiyorsun demedi mi, senin aklın sana, benim aklım bana diye de, sesini en üst perdeden çıkartmadı mı?.

Hırsla kalkanlar, keskin sirkenin küpüne zarar verdiği durumlara düşmediler mi? Başını dağlara-taşlara çarpanlar yine anlamazlardan olmadılar mı?.

Hz. Pir, bu konuda; “Fakirlik korkusu insanları hırs ve emele lokma yapmıştır.” derken kimlere sesleniyor hiç düşündük mü, acaba?

> Yeni Meram >Yazarlar > ‘Fakirlik korkusu, hırsa lokma yapar insanı!’
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.