YAZARLAR

EYLÜL’ÜN KIRDIĞI DALLAR!-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

12 Eylül 1980 öncesi ve sonrasıyla unutulması mümkün olmayan bir zaman dilimi. O gün doğanlar, bugün 38 yaşındalar.
O tarihin ne öncesini, ne de sonrasını hatırlıyorlar.
Ne bilsinler doğumlarını gerçekleştirmek için köşe kapmaca oynayan babalarını…
Ne bilsinler, babaları için annelerinin doğuma yetişsin diye ettiği duaları.
Ne bilsinler, o günün gece yarısında içeri alınan ve belki bir daha hiçbir zaman göremeyecekleri babalarını!
Ne bilsinler, anne ve babalarının 12 Eylül zindanlarında neler yaşadıklarını!
Ne bilsinler, sorgu sual adıyla alınıp en az altı ay sonra salınıveren insanların psikolojilerini…
Ne bilsinler, nereden bilsinler?
Ne o gün doğanlar, ne o gün çocuk olanlar, sadece anlatıldığı kadarını, merak ettikleri kadarını biliyorlar neler olup bittiğinin.
12 Eylül, çok ahlar aldı…
Gencecik hayatları…
Umutları…
Hayalleri…
Mahvetti, söndürdü, yok etti!
Gözyaşları, yalvarışlar ve yakarışlar yılarca dinmedi.
Her 12 Eylül’de, maziye dalanların gözlerinden süzülen yaşların, o insanları nerelere alıp götürdüğünü, ancak ve ancak o günleri bizatihi yaşayanlardan bir başkası bilemez.
12 Eylül ve sonrası yitip giden hayatların, kırılan incinen, kalplerin, içine kapanan ve açılması yıllar alan kapıların unutulması mümkün mü?
Sözleri Fuat Edip Baksı’ya, bestesi Selahattin Erköse’ye ait olan “Rüzgar kırdı dalımı” isimli şarkısının ismi dahi;
O sert, o haşin, o insafsız, o merhametsiz ve o acımasız rüzgarın kırdığı gencecik dallara,
Medreseyi Yusufiye’de bir gecede ağaran saçlara,
Tevekkülle, sabırla geçen uzun yıllara,
İnsanın insana nasıl yaptığına, nasıl kıydığına bugün bile beddualar yağdırılan eziyetlere, hakaretlere, işkencelere,
İdam sehpasına yürüyen mangal yürekli Alplere, bahadırlara, koç yiğitlere,
Nazire dahi olsa oldukça hafif kalır sevgili okurlar!
Ozan Arif’in; Unutamam şiirinin ilk dörtlüğünde o günlere şöyle sesleniyordu;
“Unuttu mu, unuttu mu, sanıyorsun unuttu / Unutamam, unutamam unutmam! / Unutmam hak beni hayatta tuttu, / Unutamam, unutamam unutmam”
“ Unutamam, unutamam, unutmam” haykırışı, 12 Eylül ve sonrasında yaşananları unutturmuyor.
O günleri yaşayanların her birinin hayatı bir roman aslında.
Türkiye sevdasıyla dopdolu bir nesildi o nesil!
Rüzgar ayakta kimse kalmasın dercesine,
Her şeyi silsin süpürsün dercesine esti geçti. Ve o rüzgar, yılın Eylül ayını seçti.
En güzel, en verimli çağında olan o neslin gönlü incindi, kırıldılar, küstürüldüler, kenara alındılar. Kamudan yasaklandılar.
Dışarıda olanların başlarının üzerinde resmen Demokles’in kılıcı vardı.
Korkular, sindirilmişlikler, tüketilmişlikler, vesveseler, karamsarlıklar yılar yılı sürdü.
Eylül nice gül bahçesini silindirle ezip geçmiş, yerle bir ederek harap etmiş, bülbüller şakımayı bırakmış, göç ettirmişti.
Bugün konuşanlar, ahkam kesenler, mangalda kül bırakmayanlar kimler?
O günleri hiç yaşamayanlar!
Konuşması gerekenlerin sustuğu,
Konuşmadığı,
İçine ata ata bir çoğunun kalpten gittiği,
Kiminin kendini unutturmak adına köşesine çekildiği bir dönem yaşıyoruz.
O kuşaktan, o nesilden sağ olanlar 70’ e yakın ve üzerinde ki yaşlardalar.
Eylül’ün kırdığı dallar onların dalları!
Yılların yorgunluğunu, yüzlerinde derinleşen izlerden ve erkenden ağaran saçlarından anlayabilirsiniz.
12 Eylül, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kırılma noktalarından birisidir diyenler her geçen yıl, daha fazla haklı çıkıyorlar.
Eylül işte o yüzden, ülkemizin hüzün aylarından biridir.
Anlatılması, hatırlanması, konuşulması boğazlarda düğümlenip kalması o yüzdendir.
12 Eylül’den sonra;
Şöyle oldu,
Böyle oldu,
Şuradan şuraya gelindi,
Şöyle muhtıralar verildi.
Falan oldu,
Filan oldu,
Çekilenler yalan oldu diye ahkam kesmeye niyetim yok!
Bizim neslin 1970-80 arasındaki yılları tam anlamıyla, “Rüzgar gibi geçti.” 38 yıl önce ise, Eylül rüzgarı pek bir yaman esti.
İşte onun içindir ki, o günleri yaşayıp da bugün hayatta olanlar, ölünceye kadar Ozan Arif’in dediği gibi, “ Unutamam, unutamam, unutmam!” demeye devam edecekler!

> Yeni Meram >Yazarlar > EYLÜL’ÜN KIRDIĞI DALLAR!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.