YAZARLAR

EYLÜL; HAZAN MEVSİMİNİN İLK AYI! -Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Eylül denildiğinde aklıma ilk gelen 9 Eylül olur. 9 Eylül 1922, işgal altındaki vatan topraklarının işgalcilerden kurtarılmasının tarihidir.
İzmir’deki o güzel 9 Eylül törenlerini defalarca izledim.
İstiklal savaşının gazilerini, Ay yıldız fedailerini, İstiklal Madalyalı kahramanları, Mustafa Kemal’in süvarilerini, onların İzmir’e giriş hikayelerini, Lise öğrencisi olduğum yıllarda bizzat o yaşayan efsanelerin ağzından dinleme bahtiyarlığına erişenlerdenim.
Eylül, sonbaharın ilk ayı olmasının yanı sıra, okulların açılma ayı.
Ardından kış mevsiminin geldim-geliyorum, hazır olun sinyallerinin ardı ardına sıralandığı bir ay!
Bütün bunları anlamı şu…
Eylül demek, masraf demek!
Masraf demek, para demek!
Eskiler, “Denizde kum, bende para, çak çırayı metelik ara!” derlerdi.
“Aman desinler, desinler şeker yesinler” diye espriler de vardı!
İnsanlar, “Dert bir değil elvan elvan” türküsüyle bir başlar, “Derdim var dağlar gibi” türküsüyle de devam ederlerdi de, yine de yüreğimiz soğumadı diye sızlanırlardı.
Eylül o günden bugüne aynı Eylül!
İnanın hiç değişmedi!
2018 penceresinden baktığınızda, dert aylarından biri olarak görülüyor Eylül!
Derdi derde sarıver gitsin demişler lakin, dert dendi mi, üç gün konuşsak bitmiyor!
Eylül ayına göndermelerde bulunanların, Eylül ayı yaklaşımları şöyle;
Eylül, sarı rengi çağrıştırırmış. Sarı renk, ayrılık demekmiş, hüzün demekmiş, acı demekmiş, ıstırap demekmiş, birkaç damla gözyaşı demekmiş!
Ayrılıklar, hüzünler, elem ve kederler hep mi Eylül ayına denk geliyor, onu bilmiyoruz!
Şarkıcı Alpay yıllar önce, “ Eylül’de gel” diyordu. Melodi hala kulaklarımda.
Tanzimat devri romancısı Mehmet Rauf’un dizide yapılan, “ Eylül” romanı, romanı okuyanlar ve diziyi izleyenler üzerinde tam bir Eylül burukluğu izlenimi bırakmıştı.

*****
Eylül ayı, güz mevsiminin, hazan mevsiminin, sonbahar mevsiminin ilk ayı…
Ne çok soğuk, ne çok sıcak bir ay…
Eylül, bizim neslin en heyecanlı ayı olarak yaşanıp geldi . Okulların açılması bir yana, bütünleme imtihanları ve o meşhur tek ders imtihanları Eylül ayının umutla, karamsarlık arasında gidip gelen günleri arasındaydı.
Ya bir üst sınıfa geçerdiniz, yada sınıf tekrarı ile karşı karşıya kalırdınız.
Ya da, iki yıl üst üste başarısız olduğuz için belge alır, hayallerinize elveda der, okulu dışarıdan bitirmek gibi, birçok öğrencinin tahsil hayatını bırakma kararı verdiği o karmakarışık duyguları yaşardınız!
Kendi payıma, tek ders imtihanlarında yaşadığım heyecan az bir heyecan değildi.
Sanıyorum, 4 kez girdiğim bu sınavlardan biri hariç diğerlerinde başarılı olmuştum.
Eylül, babalarımız için, hele okula giden en az üç çocuğu varsa tam bir masraf kapısıydı…
Okullar açılır, önlük, çanta, ayakkabı, üst baş, defter-kitap, okul araç ve gereçleri, velilerin sinir katsayısını yükselten öğretmenlerin her gün bitmez tükenmez istekleri…
Harita-Metot defterleri, kareli, tek çizgili, çizgisiz yada sarı defterler, Resim ve Müzik defterleri de cabasıydı! Pergel, gönye, cetvel, kalemtraş, silgi, kurşunkalem olmazsa olmazlardandılar.
Ayın sonuna doğru, kış hazırlıkları, odun-kömür alımları için aile bütçelerinin zorlanması, açık vermesi, hemen her yılın Eylül ayında benzer sahnelerin yaşanmasına sebep olurdu.
Anadolu’da Eylül ayının ilk günü kar yağan iller ve ilçeler vardı.
Hele birde hazırlıksız yakalanmışsanız!
Eylül ayı çocukluğunuzda oldukça zorlu ve çetin geçen bir ay olmuşsa, gençlik yıllarınızda hüzünlerinize, ayrılıklarınıza, karamsarlıklarınıza, umutsuzluklarınıza damga vurmuşsa, zor seversiniz Eylül’ü…
Ancak, bütün bunların tam aksi Eylül ayları geçirmişseniz, favori ayınızdır Eylül. Eylül’ün sarı denilen o umutsuz, vefasız rengi, bahtınıza vuran, bahtınızı açan, yüzünüzü ışıtan güneş olmuştur hep.

*****
Konya için ilginç Eylül tespitlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Konya Şeker’in temel atma tarihi;
13 Eylül 1953…
Çumra Şeker’in temel atma tarihi;
27 Eylül 2003…
Konya Şeker’in açılışı;
19 Eylül 1954
Çumra Şeker’in açılışı;
24 Eylül 2004
İster, hoş bir tesadüf deyin.
İster hoş bir tevafuk…
İster, Eylüllerin buluşması…
Sille Belediyesi de, 12 Eylül 1980 sonrasında bağlanmıştı Konya’ya… Önce Şube Müdürlüğü oldu, bugün Konya Merkez Selçuklu İlçesine bağlı bir mahalle…
Sille, Konya’nın nefes aldığı atmosferiyle, Himmet Ölçmen Barajıyla, tarihi dokusuyla, dünden bu bugüne taşıdığı kültürel zenginliğiyle aranan vazgeçilmez bir turizm merkezi.
Yıllardan beri merkez ilçe şurası mı olsun, burası mı olsun diye kamuoyu oluşturulmaya çalışan yerler arasında adı bugüne kadar hiç geçmedi?
Konya’da kimse bir gün dahi kalmıyor, transit geçip gidiliyor diye yıllardan beri feryat eden turizmcilere, Konya turizmine, Konya tanıtımına Sille gibi bir cazibe merkezinin merkez İlçe olarak getireceği katkıları hiç düşünen oldu mu?
Karamsarlıklarını sıralandığı Eylül ayında, gelin Sille gibi karamsarlık bulutlarını dağıtacak konuları konuşalım.
Mahalle kavramı, cazibe merkezi durumunda olan ne kadar yerleşim yerimiz varsa, hepsinin üzerini adeta küllerle kaplamış gibi.
Söz sizin, yorum sizin efendim!

> Yeni Meram >Yazarlar > EYLÜL; HAZAN MEVSİMİNİN İLK AYI!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.