YAZARLAR

“Fransa, Fransız kaldı” başlıklı yazımızın yankı uyandırması, bizi hem sevindirdi;

■Yazarlar insan ruhunun mühendisleridir.

Fransız Senatosunun aldığı yanlış karara tepkiler sür-git devam edip gidiyor. İktidarla muhalefetin bu konuda görüş birliği içinde olmaları sevindiricidir. Bu yanlış ve çarpık kararın Sarkozy tarafından imzalanmadan önce frene basılmasını ve eleştiri dozuna ince ayar yapılmasını doğru buluyoruz.

Sözde Ermeni soykırımına ilişkin alınan karara en anlamlı tepki dışardan geldi;

Oscar Ödüllü Azeri Senaryo Yazarı ve Edebiyatçı Rüstem İbrahimbeyov Fransız Sanat ve Edebiyat ödülünü geri çevirirken aynı zamanda “Azerbaycan – Fransa Kültür Derneği”nin başkanlığından da istifa etti.

İbralimbeyov yaptığı açıklamada, Fransa Parlamentosu’nun son kararının Fransız halkının canını verdiği özgürlük, eşitlik, kardeşlik ilkeleriyle bağdaşmadığını bildirdi.
Trajik 1915 olayları hakkında çeşitli görüşler olmakla birlikte uluslararası düzeyde bir mahkeme kararının bulunmadığını anımsattı.

Bu denli zarif, şık ve anlamlı protestonun içimizden çıkmaması üzücüdür. Vurdulu- kırdılı yaklaşımlardan çok İbrahimbeyov’un protesto biçimi dünya kamuoyunda daha çok sempati toplayacak ve onay bulacaktır.

Fransız Senatosunun aldığı saçma karar, Fransa ihtilalinin ruhuna da, özüne de ters düşmekte, fikir ve düşünce özgürlüğünü çöpe atan bir duruş sergilemektedir.

Fransız Devrimi ya da Fransız İhtilâli devrilip, yerine cumhuriyetin kurulması ve Roma Katolik Kilisesi ‘nin ciddi reformlara gitmeye zorlanmasıdır. Batı dünyası tarihinde dönüm noktası oluşturmaktadır. Bir süredir gelişen burjuvazi devrimle iktidarı mutlak biçimde ele geçirmiştir. Önceki Hollanda ve İngiltere burjuva devrimleri kimi kazanımlar sağlasa da bu sınıfın toplumda koşulsuz bir egemenlik kurmasına olanak vermemişti.

***

Fransa kralı IX Charles, İstanbul’a

Francois de Noayt’ı elçi gönderir. Osmanlı tahtında Hürrem Sultan’ın oğlu Selim var.

Fransa, Osmanlı ile anlaşma yapmak ve ayrıcalıklar almak istemektedir. Padişahın babası Kanuni’den Fransız ticaret gemileri için imtiyaz almıştır. Elçi, günlük tutar;
“İstanbul, dünyanın hiç bir devlet merkezinde görülmeyecek kadar çeşitli millet ve ırklarla dolu.”

Elçi, İstanbul’u geziyor, Türkçesini ilerletiyor günlük tutmayı da sürdürüyordu;
“Boğaziçi’nin güzelliğine hayrandım, şehrin dört tarafı sık denecek ormanlarla çevriliydi. Türkler ağaca ve ormana çok önem veriyorlardı. Büyük ve meyve ağaçları vardı, sokaklarda kadın yoktu, bu bahçelere giren hırsızlar yakalanınca çok ağır cezaya uğruyorlardı.”
Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, bir gün Fransız elçisini çağırır, tam bir soykırım olan “Saint Barthelemy” katliamını sorar;
“Soykırım budur, Katolikler, Protestanları hem de kutsal bir günde katletmişlerdir.

Üstelik katledilen protestanlar, Katolik kralın davetlisi olarak Paris ’e gelmişlerdir.”
Bizim sancağımızın dalgalandığı uçsuz bucaksız yerlerde, bütün dinlere bağlı çeşitli ırktan milletler yaşıyor; inandıklarına ibadet ederler. İstanbul’da, camilerin yanında kiliseler, onların yanlarında havralar vardır. Türlü mezhepler ve tarikatlar vardır, kimse kimseyi rahatsız etmez.”
Sokullu sözünü bir soruyla sonlandırır;
Bunları memleketinize dönünce anlatacak mısınız?
Bu sözleri üzerinden 500 yıl geçmesine karşın Francois de Noayt, Sokullu’nun söylediklerini iletmemiş ki, 2012’de değişen bir şey yok; eski hamam, eski tas!

BİR DAMLA:

“Kalender meşrebim minnetim yoktur
Yükseklerde uçan meleği sevmem
İzzet-i nefsime hürmetim çoktur,

Öpülmek istenen eteği sevmem.”

> Yeni Meram >Yazarlar > ESKİ HAMAM, ESKİ TAS!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.