YAZARLAR

■Yüzde ısrar etme, doksan da olur.
İnsan dediğinde, noksan da olur…
Sakın büyüklenme, elde neler var.
Bir ben varım deme, yoksan da olur…

■Yerinde sayanlar yürüyenlerden daha fazla gürültü yaparlar.

***
Özellikle siyaset dünyamızda esip gürleyenlerin sayısı giderek artmaktadır.

Siyasal aktörlerin bel altına dek vurmalara kadar uzanan esip gürlemeler, kamuoyunda bıkkınlık, bir bakıma da tedirginliğe neden oluşturuyor. Mülayimden değil de sert söylemlerden hoşlanır toplum mu olduk diye çoğu kez hayıflanıyoruz. Bu hayıflanmaya, kimi zamanda TV tuşlarına ya da radyo düğmelerini değiştirerek aramak vermek ve bir tür nefes almak istiyoruz.

Siyasal aktörler, yazılı ve sözlü tartışmalarda, muhataplarına seslenirler;

Ortamı boş bulup, kuru sıkı atma, esip gürleme, meydana çık adam gibi konuş!

■ Gürültü için akordu bozmak yeter.

Kimileri ölçüsüz, endanesiz atıyor, kimi sinir küpü bağlamında bir kişilik sergiliyor. Bunlar içinde “yüce dağları ben yarattım” diyenler de var, efelenenler de…

Esip gürlemek ne demek;

Sinirli bir biçimde kızmak ve bağırmak anlamına gelen sözdür.

Kimi bölgelerde esip gürlemek, “sıkmak” sözcüğüne koşut bir anlam ifade eder.

Önce şöyle esip gürleriz, ancak bir süre sonra yelkenleri suya indirir, kalırız. Önce efelenir, sonra da kalakalırız. Siyasette, ticarette, işte güçte, çoğu kez üslup böyledir. Önce efelendiysek, esip gürlediysek…

Özellikle siyasette tam bir “esip gürleme dönemi “ yaşamaktayız. Siyasal aktörlerin önemli bölümü, sert mi sert! Birbirileriyle kavga eder gibi konuşurlar, yumuşak üslup sizlere ömür olmuş. Bu sertlik toplum katmanlarına “umutsuzluk” olarak yansıyor.

Esip gürleme bel altı vurmaya dek uzanınca

düş kırıklıklarına neden oluşturuyor. Oysa siyasal aktörler toplumsal düzen için sevecen portre sergilemeli ve rol model olmalıdır.

Bizde siyaset maalesef “kavga “eksenli kurgulanmıştır. Başka anlatımla “kavga” bizim siyasal üslubumuzdur. Üstelik kavgayı kimi kez öylesine aşağıya indirgiyoruz ki,

“mahalle kavgaları “yanlarında hiç kalır. Mecliste, komisyonda, kongrelerde, mitinglerde, sokakta, uçakta, vapurda, otobüste her yerde kavga var.

Eskiler derlerdi ki;

Üslubu beyan, ayniyle insan.

Bunun kısaca tercümesi şöyledir;
Herkesin üslubu kendisine ait

Doğrudur; üslup çoğu kez söyleyen ya da yazanın kişiliğinin fotoğrafıdır.

Kişiliğinde yumuşak başlılık, alçak gönüllülük, efendilik, hoşgörülük varsa;

Kişiliğinde ukalalık Konya deyimiyle gubuzluk kendini beğenmişlik varsa;

Kişiliğinde, teslimiyetçilik, boyun eğme gerdan kırma varsa;

Kişiliğinde, dalkavukluk, yalakalık yağcılık, varsa;

Kişiliğinde küfür , kavga, meydan okuma varsa;

Üslubuna da aynen yansıyacaktır.

Esip gürleme, spor yarışmalarında da sıkça telaffuz edilen bir deyimdir. Oysa sporun bir ntilmenlik yarışı olduğunu, ego eğitiminde ö roller üstlenilebileceğini göz ardı ediyoruz.

Esip gürlemeyi “öfke “ ile ilişkilendirenler de değil. Ancak ne var ki, öfkeyle kalkan hep zararla yere oturmuştur;

Bir Nasreddin Hoca fıkrası;
Nasrettin Hoca’nın heybesini çalmışlar. Hoca pazaryerinde esip gürlermiş:
– Heybemi çalan getirsin, yoksa ben yapacağımı bilirim.
Heybe gelmemiş. Hoca’ya sormuşlar:
– Ne yapacaksın?
– Hiiç, demiş, eski bir kilim var onu bozup heybe yapacağım.

BİR DAMLA:

■ Öfkesini yenen kimsenin kusurunu Allah örter.

> Yeni Meram >Yazarlar > ESİP GÜRLEMEK!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.