YAZARLAR

Edep Yahu! - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi

■ Sebepler sendedir…

Edep bizlerden…

Etme bizi ya Rabbi;

Edepsizlerden.

     ( Sadi Şirazi)

***

İzzet Molla’nın divanı ilk kez yeni harflerle yayınlandı. Konya kökenli bir aileden İzzet Molla,  44 yıllık yaşamında intihar girişimleri, kadılık görevleri ve sürgünde geçen yıllarına ilişkin onlarca şiir ve düz yazı yazdı;

“Dâimâ bir söyleyib iki sükût et kıl edeb

   Bir zebân verdi sana nutk-âferînin iki leb.”

(Edep ederek bir söyle iki sus, konuşma kudretini bahşeden,  iki dudak, bir dil verdi.)

Kanuni Sultan Süleyman Haçlıların  saldırılarına son vermek için ordusuyla sefere çıkmıştı. Ordu, ağırca ilerliyordu. Hava sıcak olunca susuzluktan Belgrat yakınlarında, mola verilmişti. Askerler, susuzluklarını gidermek, abdest almak için çeşme arıyorlardı. Bir manastırın yakınında çeşme bulup, ihtiyaçlarını giderirken, rahip,  rahibeleri süsleyip, çeşme başına gönderdi. Kadınların geldiğini gören asker,  çeşmenin başından çekilip, sırtlarını döndüler, kadınlara yan gözle bakmadılar. Uzaktan izleyen rahip, Haçlı kumandanına yazdı; “Siz bu ordu ile nasıl başa çıkabilirsiniz? Bunlar kadına-kıza, mala-mülke önem vermiyorlar. Bütün mal ve mülklerini feda ederek, Allah yolunda savaşıyorlar. Herkese karşı iyi davranıp, kimseye zulmetmiyorlar. Siz onlarla savaşırsanız, canlarınızdan ve mallarınızdan yoksun kalacağınız açıktır. Kendinizi ölüme atmayınız!

■ Edebim el vermez
Edepsizlik edene.
Susmak en güzel cevap,
Edebi elden gidene!

(Yunus Emre)

Edepsiz ne demek? Edepsizin ne olduğunu, kimlere söylendiğini öğrenmek için önce “edep”i bilmek gerek. Edebi bileceksin ki edepsizi tanıyacaksın.Üstelik “Edebi edepsizden öğren!” diye de söz vardır.

    “İnsanın hataya düşüp utanılacak şeyler yapmasını önleyen, yerinde ve ölçülü davranmasını sağlayan, meleke, söz ve davranışlardaki ölçülülük, her hususta haddini bilip sınırı aşmama, terbiye, nezaket, zarafete edep denir.”

,,,
İlk etik yasaları ve bildirileri; -Hammuarbi Kanunu, Yahudilerin On Emri, İmparator Aşoka’nın Fermanları-duygusal yaşamı yumuşatma, ehlileştirme, evcilleştirme, çabaları olarak görülebilir. Aslında tüm duygular harekete geçmemizi sağlayan dürtülerdir. Evrim, yaşamla baş edebilmemiz için bizi acil plan yapabilecek şekilde programlamıştır.

Duygu (emotion) sözcüğünün kökü motere’dir. Latince hareket etmek anlamına gelen fiile “e-“ ön eki getirildiğinde uzaklaşmak olur ki bu, her duygunun bir harekete yönelttiği fikrini vermektedir. Psikologl ve sosyologların günümüzde yapmaya çalıştıkları şey duygunun yerine aklı koymaya değil, ikisi arasındaki akıllı dengeyi bulmaya çalışmaktır.

Goleman, eski paradigmanın duyguların çekiminden bağımsız akıl idealini içerdiğini, yeni paradigmanın ise bizi zihinle kalbin uyumunu sağlamaya zorladığını belirtiyor ve ayrıca, yaşamımızda zihinle kalbin uyumunu sağlamak için öncelikle, duyguları zekice kullanmanın ne demek olduğunu daha iyi anlamamız gerektiğini vurguluyor.

■ Bozuk olunca maya;

Ne ar tanır, ne de haya.

( Hz. Mevlana)

 …

Amerika kıtasında İnka ve Mayalardan çok önceleri yaşadığı sanılan  bir topluluk  “gavatlar” olarak adlandırılmaktadır. Söz konusu toplum, bilimde ve uygarlıkta hayli ilerdedir. Ucu konik biçimli silindirik tapınak yapıları ve taştan oyma leğenler o döneme ait kalıntılardır.  Ne diyor Ziya paşa;

   “Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”

(Kişinin aynası işidir, lâfa bakılmaz; bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görünür.)

Ziya Paşanın ünlü Terkib-i Bendini dikkate okumak ve bugünlere uyarlamak gerek;
“Kibre ne sebeb yoksa vezirim deyu gerçek

  Sen kendini düstûr-ı mükerrem mi sanırsın

 

  Ey müftehir-i devlet-i yek-rûze-i dünya

 Dünya sana mahsûs u müsellem mi sanırsın.

 

   Hâlî ne zaman kaldı cihan ehl-i tama’dan

   Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın

 

   En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun

 Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın.”

 

Siyaset dünyamızda “bel altın vurmaların” sıkıntısı yaşıyoruz ve sürekli de eleştiriyoruz. Aynı üslup toplum katmanlarında da sür-git devam edip gidiyor. Bu nedenle de çare olarak da ünlü tarihi uyarının ipine sarılacağız;

   Edep yahu!

Eskiden devlet dairelerinde, edebli olmak gerektiği yerlerin girişine “ Edep Yahu” levhaları asılırdı.  Edeb, susmak, kötü söz söylememek olarak anlaşılmamalı, kılığını kıyafetini de günün koşullarına göre ayarla,  saçını sakalını düzelt anlamına da gelirdi.

Osmanlı bozulmadan önce dergâhlar edep mektepleri, medreseler yüksek öğretim kurumu başka deyişle Üniversiteydi. Hangi kademede olunursa olunsun her dersin ilk maddesi ‘edep’ di. Dergâhların kapısında kocaman levha olur, üzerine uyarı yazılırdı:

 “ Edep Yahu! “ 

■ Uslûbu beyan ayniyle insan.

■ Bir lafa bakarım laf mı diye, bir söyleyene bakarım adam mı diye.

Dillerine hâkim olamıyorlar. Edep yahu!

…  

■ Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir!-Ey insan! Edep nedir diye arar, sorarsan eğer; bil ki edep, ancak her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül gösterebilmektir.(Mevlana)

> Yeni Meram >Yazarlar > Edep Yahu!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.