YAZARLAR

Bu gerçek, bir bakıma doğal yasadır.

Kimsenin yaptığı yanına kalmaz!

Buna koşut bir söylem vardır;

Men dakka duka.

Aşağı yukarı aynı anlam yüklenmiş ve sıkça yinelediğimiz bir deyim daha vardır;
“Mukabele bi’l-misil”

Arapça kökenli deyimin sözlük anlamı;
“Bir söz veya davranışa karşı, aynısını söyleyerek karşılık vermek, misillemektir.”

Aynı anlama gelen başka deyimler de var;

Çalma kapıyı çalarlar kapını.

Men Dakka dükka

Etme, bulma dünyası

Kısasa kısas.

Konuya ilişkin araştırmalar yaparken, başka sözcük ve deyimlerle de karşılaştım;

■ Karşılıklı rest çekme sürecini anlatan modifiye edilmiş ikilem.

■ Dişe diş, kana kan. Eski Hamurabi kanunlarının dayandığı temel ilke.

■ Göze göz, dişe diş mantığıyla ne işlem

görülüyorsa ayni biçimde karşılık verme.

■ “Madem öyle işte böyle” politikasıdır.

■ İslâmiyet’te sana biri ne yaptıysa senin de ona aynısını yapma hakkın vardır.

***

Hükümdarın iyi hoşgörülü ve iyi niyetli bir Veziri vardı ki, sıkça yinelerdi;

“Eden kendine eder!”

Aynı hükümdarın bir de art niyetli kötü kalpli veziri vardı ki, bunu çekemiyordu. Bir gün onun hakkında hükümdara yakındı;
– Sultanım, hep sizin aleyhinizde konuşuyor, güya ağzınız kokuyormuş. İnanmazsanız bu akşam dikkat edin. Sizinle konuşurken eliyle burnunu tutacaktır!
Sonra çıkıp, iyi niyetli vezire koştu;
– Bu öğlen yemeği bizde yiyelim mi?
İyi vezirin onay vermesiyle sarımsaklı yaptırdığı yemeklerden bolca ikram etti. Akşam sultanın huzurunda, zorunlu olarak hep eliyle ağzını tuttu. Hükümdar bunu gözlemleyince “tamam vezîr doğru söylemiş” dedi ve bir mektup yazıp iyi niyetli vezire verdi;
– Bunu falan vâliye götür!
İyi kalpli vezir; “Baş üstüne sultânım” dedi
ve huzurdan çıktı.

Mektupta şunlar yazıyordu;

“ Bu mektubu getireni boğazla, derisini yüz. İçine ot doldurup bana gönder!”

İyi niyetli vezir, mektup elinde giderken hasetçi vezire rastladı. Kötü vezir elindeki zarfı görünce hemen sordu;
– Onu kime götürüyorsun?
– Filân vâliye!
Art niyetli vezir, bunun bir taltif mektubu olduğunu sanıp yardım önerdi;
– İstersen ben götüreyim!

Mektubu alıp valiye götürdü. Vali mektubu okuyunca, derhal onu öldürüp derisini yüzdü ve içini ot doldurup sultana gönderdi. Ertesi gün hükümdar iyi veziri karşısında görünce şaşırıp hemen sordu;
– Sen benim hakkımda, ağzı kokuyor diyormuşsun, öyle mi?
– Hayır sultanım, aslâ.
– Peki, akşam niçin burnunu tutuyordun?
Vezir olanları anlatınca, özce konuştu;
– Haklıymışsın! Eden kendine edermiş

Her olay ve gelişmede sonuçta, ilahi adalet yerini bulur, birinin kötü niyetle kapısını çalanın gün gelir kendi kapısı da çalınır.

“Öyle ise kimse gücüne, kuvvetine, zorbasına ve dayatmasına güvenerek kötülüğe gelmesin. Unutmasın ki, Allah eder, ama etmez. Dahası mühlet verir, unutmaz. Kimsenin yaptığını yanına bırakmaz.

Bir de bakarsınız ki, kötü niyetle kapı çalanın bir gün kapısı çalınmış, yaptığı yanına kalmamış ve adalet yerini bulmuştur.

Kimsenin kapısı kötü niyetle çalınmamalı, çalanlar da yanlarına kalacak sanmamalılar!

BİR DAMLA

■ Kötülere acımak iyilere zulümdür.

■ Bazı kimseler vardır; alçak diyemem çünkü alçaklıkta bir düzeydir. Onlar çukurdur.

■ Biri sana kötülük ederse unut ama sen birine kötülük edersen hiç unutma.

> Yeni Meram >Yazarlar > EDEN BULUR YA DA ÇALMA KAPIYI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.