YAZARLAR

“DUYDUM Kİ GIYBETİMİ YAPMIŞSIN, YÜZÜME SÖYLEMEKTEN KAÇMIŞSIN..!”-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Gıybet kavramının,” Gel biraz gıybet yapalım” şekline dönüştüğü, reklamlara, dizi repliklerine, esprilere konu edildiği günümüzde, gıybet’in şakayla, espriyle, dalga geçmekle, hafife alınmakla kendi, kendimizi oldukça zor, içinden çıkılmaz hallere düşürdüğümüzü demek ki göremiyoruz!

Ya da görmek istememek gibi bir yanlışın içerisindeyiz.

Hadi gel filancanın gıybetini yapalım diye şaka ile karışık bir araya gelenlerin niyeti ne, şakanın dozu, dozajı nerelere kadar uzanabilir hiç düşünülüyor mu?

Arkadaşım dediğiniz, kardeşim dediğiniz, dostum dediğiniz bir insan hakkında ve onun arkasından,

Bir başkasıyla yada başkalarıyla,

Alt tarafı gıybetini yaptık, şaka vallahi şaka,

Diye konuştuklarınız,

O arkadaşınızı duyduğunda rahatsız ettiyse,

Hoşuna gitmediyse,

İncindiyse,

Kırıldıysa,

Benim kalbim temiz, kalbimde zerrece kötülük yok deseniz dahi gıybet olur.

Arkadaşlığınıza, dostluğunuza yazık olur!

İnsanımız dedikodu ile gıybet kavramını aynı kefeye koyar.

Birinin ardından konuşan,

Laf taşıyan,

İnsanları birbirine takan,

Ben öyle demek istemedim diye yemin etse neyi değiştirebilir ki….

Kendimize söylendiğinde hoşumuza gitmeyecek,

Tepki vereceğimiz,

Hem de arkamdan konuşmuşsun,

Bunu bana nasıl söylersin diye sinirleneceğimiz,

Öfkeleneceğimiz sözleri bizler neden kendi dost ve arkadaşlarımız için söyleriz?

Neden “biraz da gıybet yapalım dedik, ne olmuş yani” esprileriyle zevahiri kurtardığımızı düşünürüz?

 

*****

Gıybet yani dedikodu yapanlar için saha ve meydan olabildiğince geniştir.

İnsanın dış görünüşüyle, bedeni ile alakalı birçok konuda,

İşi hakkında, işinde ki durumu, yeri, mevki ve makamı hakkında,

İnançları, insani davranışları hakkında,

Giyimi-kuşamı, modayı takip etmesi, her gün ne giyip ne giymediği hakkında,

Oturduğu ev, oturduğu semt, mahalle hakkında,

Hele birde siyasetle uğraşıyorsa, siyasi tercihi, siyaset için yaptığı başvurular, yükselmesi, kabul görmemesi dedikodu malzemesi olur.

Bu konuların şaka diye,

Espri diye,

Alaycı ve aşağılayıcı bir şekilde anlatılması,

Duyulduğunda,

O insanın kalbinin kırılması,

Söylenen sözleri gıybet dairesinin içine alır.

İnsanların bedeni kusurlarıyla,

Saçlarının rengi, dağınıklığı, gürlüğü yada azlığıyla,

Boylarının kısa ya da uzun olmasıyla,

Konuşmalarıyla, kullandıkları kelimelerle, şivelerle,

Hal ve hareketleriyle,

Dalga geçmek,

Alay etmek

Ve bunu aleni olarak yapmak gıybetten başka bir şey değildir.

Yanlış olan,

Gıybetin yani dedikodunun,

Gel iki lafın belini kıralım,

Gel biraz gıybet yapalım diye sulandırılmasıdır.

Gıybet, şirinlik yapmak, yada şirin gözükmek değildir.

Gıybet yapanın konuşulanların nerelere kadar gidebileceğini hesap etmemesi, etmek istememesi çok daha büyük yanlıştır.

Bir insanın yüzüne söyleyemediklerinizi, arkasından konuşmanın yanlış olduğunu bile bile, bu işe devam etmek, duyulduğunda ise, ne olmuş yani, hakkında gıybet yaptık, beğenmediysen sen de benim hakkımda gıybet yap demek, ne derecede doğrudur?

İstisnaları saymazsanız,

Gıybet yapanlar,

Gıybet yapmasını sevenler,

Bu ortamlarda olmaktan hoşlananlar,

Birilerinin ardından konuşmaya,

Laf taşımaya,

Lafları dedikodu havuzuna boca etmeye bayılırlar.

Dedikodunun fitnelere, dostlukların bitmesine, ailevi facialara, yuvaların yok olmasına ve dağılmasına, mutluluklara gölge düşürmesine yol açmak, bugüne kadar kime ne kâr sağladı?

“Alma mazlumun ahını çıkar aheste, aheste!” diyen büyüklerimizi hiç mi duymadınız?

Gıybet yapanlara, gıybet yapmaktan korkmayanlara, Allah’tan korkmuyor musunuz denildiğinde ne cevap verecekler?

Hz. Mevlana diyor ki, “Duydum ki gıybetimi yapmışsın, yüzüme söylemekten kaçmışsın..! Benim gibi bir acizden korkmuş, ALLAH’tan korkmamışsın!”

> Yeni Meram >Yazarlar > “DUYDUM Kİ GIYBETİMİ YAPMIŞSIN, YÜZÜME SÖYLEMEKTEN KAÇMIŞSIN..!”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.