YAZARLAR

***

“ADALET nedir?. Her şeyi yerine koymak.”

***

GEÇ KALDIK BEYLER

Mevlana turistik eşyaları satan arkadaşın iş yerindeydim. Japon iki turist geldi. Tezgahtar Mevlana ile ilgili, güzel görünen renkli hediyelikler sergiledi. Japon, elindeki kalın kitabı açtı ve şöyle dedi: “Mevlana sadedir.”

Ve sade hediyeler alıp gitti.

“Biz İstanbul’un fethini Konya’da kutluyor muyuz?” diye sormuş bizim gazete… Eklemiş görüşümüzü: “İstanbul’da düzenlemesinler.”

Ohooo, bildim bileli düzenlerler.

Galata Mevlevihanesi’nde…

Bizde sadedir, beyazdır tennureler.

Renkli renklidir İstanbul’dakiler…

Bi şey söyleyim: “Geç kaldık beyler!”

***

DÜŞÜNCE DERİNLİĞİ

Bugün, “Şeb-i Arus…”

Akşamüstü kızıllığında göçtü dünyasına.

Ünlü düşünür Hazreti Mevlana için….

Bugün, “Vuslat günü”, “Düğün günü” , “Allah’a kavuşma Günü”

Hz. Mevlana bunlar için söylemiş, “Arkamdan ağlamayınız, gülünüz” diye.

O yüce kişiyi şu sözleriyle analım:

“Nice insanlar gördüm elbisesi yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok.”
“Eşekten şeker esirgenmez ama, eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.”

“Leş bize göre rezildir ama domuza, köpeğe şekerdir, helvadır.”

“Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?”

“Tövbe bineği şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.”

“Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.”

“Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.”

“Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.”

“Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir.”

“Bulut ağlamasa yeşillik nasıl güler?”

“Her dil gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı sırlara ulaşılır.”

“İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun,
diye bu alem yok değildir.”

“A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.”

“O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.”

“Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de şeytandan dert satın alır.”

“Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?”

“Genişlik, sabırdan doğar.”

“Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.”

“Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir.”

“Sarhoş, cinayeti yapar da sonra ‘özrüm vardı, kendimde değildim’ der. Kendinde olmayış, kendiliğinden gelmedi sana, onu sen çağırdın.”

“İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.”

“Oyun, görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.”

“Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, ‘kuzgun bağırıyor’ diye güzelim sesini keser mi hiç?”
“Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.”
“Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.”

> Yeni Meram >Yazarlar > Düşünce derinliği
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.