YAZARLAR

Yarın Şeb’i Arus. Büyük Türk Düşünürü ve Şairi Mevlana Celaleddin Rumi’nin hakka yürüdüğü gece. Hz. Mevlana ölümü “En büyük sevgili olan Tanrı’ya kavuşmak anlamında nitelediği için, bu gece’ye “Düğün gecesi, gerdek gecesi” diyor.

Şeb’i Arus nedeniyle yarın Konya bir kez

daha yoğunluk yaşayacak.

Devlet ve Hükümet yetkilileri yabancı ülke temsilcileri ve diğer konuklar Mevlana sevgisinde bir araya gelip bütünleşecek.

Mesnevi’den sonra Mevlana’nın en fazla ilgi gören yapıtı Divan-ı Kebir’dir.

Mevlâna’nın çeşitli zamanlarda özellikle Şems’in kayboluşundan sonra söylediği şiirlerin toplanmasıyla oluşturulmuştur.

Divan-ı Kebir’de Mevlana’nın iç dünyası ve ruhsal durumu yansıtılmaktadır.

Divanın sözcük anlamı toplanılan yerdir. Edebiyatta şairin söylediği, yazdığı şiirlerin tamamının belli düzen içerisinde bir kitapta toplanmasıdır. Edebi tür olarak düzenlenen divanlar, genellikle şairlerin ölümünden sonra sevenleri ya da izleyenleri tarafından toplanarak meydana getirilmişlerdir. Az da olsa sağlığında bizzat şairlerin eliyle üretilen divanlar da vardır.

Dîvân-ı Kebîr, Dîvân-ı Şems, Külliyât-ı Dîvân-ı Şems gibi adlarla anılan Hazreti Mevlana’nın bu yapıtı da ölümünden sonra Sultan Veled, Hüsâmeddin Çelebi ve diğer müritleri tarafından bir araya getirilmiştir. Eldeki nüshaların beyit sayısı 5 bin ile 47 bin arasında değişmektedir.

***

Divan-ı Kebir’den kimi seçmeler;

■ Bize doğru gel, bize! Sen gizli bir incisin ama şu samanlıkta toprak rengini almışsın. Güzel yüzlü, yüzündeki tozu bir yıkasan da arınsan!

■ Padişah oğlusun sen, Cebrâil’in bile secde ettiği varlıksın sen. Ne çıkar a yoksul, babanın yurdunu bir arasan!

Tümden ayrılmış bir parçasın, bedenden ayrılmış bir elsin ancak; bari bundan sonra bizden ayrılmasan ne olur.

■ Hakk’ın zikrinden bir şerbet iç de düşünceden kurtul. Ey ilâhi rızaya mazhar olan, savaşa sarılmasan ne olur. Yeter artık, sen bir dağa benzersin; dağda altın madeni ara, bağırmayı bırak. Bağırıp dağı seslendirmesen ne çıkar!

Ayrılık garipleriyiz, sonunda dönülüp huzuruna varılacak. Hakk’a feryat etmedeyiz duyun feryadımızı.

■ Hak’tan ayrıldık da şu dünyaya geldik; fakat halden hale, şekilden şekle döne döne ona gidiyoruz biz.

■ Sesimiz, kervandaki çana benziyor ya da buluttan düşen yıldırım sanki.

Rebabın şu dosdoğru sesi, ister Türk olsun, ister Rum ülkesinden, ister Arap; âşıksa onun dilincedir, onun dilidir.

■ Sevgide çekilen cefada binlerce vefa var; sevgiyle susmada güzel konuşma lezzeti var.

***

BİR DAMLA:

■ Bilenin susması, bilmeden söylenen söz kadar çirkindir.

■ Ağızdan çıkan söz bil ki, yaydan fırlayan ok gibidir. O, ok gittiği yerden geri dönmez. Seli başkan bağlamak gerek.

> Yeni Meram >Yazarlar > DİVAN-I KEBİR'DEN YANSIMALAR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.