YAZARLAR

DİNİMİZİ KARIŞTIRANLAR- TAYYAR ÇİMEN-YENİ MERAM GAZETESİ

Evet, “dinimizi karıştıranlar” diye bir başlık atarak, bu konuda düşündüklerimi yazmak için, din alimi olmak gerekmediğini bilhassa vurgulayarak sözcüklerimi sıralıyorum.
Her iki asırda da bize hayat bahşeden Yüce Allah’mızla ilgili, hayatımızda neler öğrenmek zorunda kalmadık ki. İlkini söyleyeyim, “ondan korkmak”. Şimdiki anaokulu çağlarında, bizlere köyün eğitimsiz imamları tarafından ilk öğretilen buydu. Caminin bir küçük odasında, kilimlerin üzerinde diz çökmüş olarak kıpırdamadan bu imamları dinlerken, gözümüz sıkça ellerindeki, her köşeye yetişecek uzunlukta sopaya (övendere) takılırdı. Yeme-içme iştahları çok iyi olan bu imamlar, davet edildikleri köy evlerinde, baş köşeye kurulmuş olarak konuşmaya başlarlar, çok sık “Allah taş yapar, ondan korkun” sözlerine, ancak etli sütlü yemek geldiği zaman biraz ara verirlerdi. Onların ağzından “sevgi” sözcüğünü duyduğumu hiç hatırlamıyorum. Taş olmak korkusu dışında, “kıldan ince sırat köprüsü üzerinde aşağıdaki kor ateşlere düşmeden yürüyeceksin” derlerdi.
Zamanımızı düşünüyorum. Şükürler olsun, eski yılların eğitimsiz, yerden yığma köy imamlarının yerini, çoğunluğu imam hatipli imamlar almış durumda. Buna seviniyorum. Ne var ki, uygulama da, vaazlarda, yukarda bahsettiğim anlamda, korku ve cezanın ağırlıkla işlendiği, sevgiye, sevmeye ve üretime çok az yer verildiğini görüyoruz. Camilerimizin cemaatlerinin azlığı buna bağlanabilir mi diye düşünüyorum.
Devlet kurmada ve yaşatmada yetenekli Türk Milleti, 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu Devleti’ni İslam Dini esaslarına göre yönetmiştir. Ne var ki yüce dinimizin uygulamasında yapılan hatalar koca milletimize çok çektirmiştir. Gerileme Devri’yle (1699) birlikte İmparatorluk yöneticileri (başta hükümdar) batının bilim ve fen ilerlemeleri karşısında dini bir gaflet içinde kaldılar. Şeriat ayaklanmaları oldu. Matbaa bile ülkeye icadından 200 yıl sonra geldi. (1729)
Yakın tarihimizde, büyük imparatorluğumuzun yıkılışında da bu dini gaflet rolünü oynamıştır. Din adamlarımız: “Bu dünya gelip geçici, her şey fani, gerçek hayat öbür dünyadadır. Bu dünyadaki tek amacımız ve gayretimiz, ahretimizi kurtarmaya ve cenneti hak etmeye yönelik olmalıdır” diye vaaz veriyorlardı. Büyük Şairimiz Mehmet Akif (1873-1936) bunlara karşı haykırıyordu:
“Eğer maksudu ancak ahret olsaydı Yezdan’nın,
Ne hikmet vardı ibdasında hiç yoktan bu dünyanın”
Açıklaması şöyle: “Eğer Allah’ın tek amacı öbür dünya idiyse, bu dünyayı niye yarattı, amacı neydi?”
Öte yanda, Balkanlar’da savaşı kaybetmiştik (1913). Müslüman Türkler katliama uğramış, perişan olmuşlardı. Daha sonra da 1. Dünya Savaşı (1914) başladı. Yenildik, koca imparatorluk çöktü. Yobazlar yüce dinimiz konusunda kafamızı karıştırdılar. Milletimiz Büyük Atatürk’ün önderliğinde, emperyalist düşmanları yenerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu (1923). Şimdi yıl 2018, ama din adamlarımız vaazlarında hala, verimli çalışmaktan, üretimden, sevgiden az bahsediyorlar veya hiç bahsetmiyorlar. Saygılarımla.

> Yeni Meram >Yazarlar > DİNİMİZİ KARIŞTIRANLAR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.