YAZARLAR

■ Bundan geru divanda, dergâhda,

bârgâhda, meclisde, meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya!


Karamanoğlu Mehmet Bey, II. İzzeddin Keykâvus’un oğlu Alâeddin Siyavuş’u Konya’da törenle Selçuklu Sultanı ilân ettikten sonra kendisi de vezârete gelir ve ilk yaptığı işlerden biri yukarıdaki fermanı çıkarmak olur;

Tarih, 1277’nin 12 Mayıs’ıdır.

Takvimin bu günü, Cumhuriyet’ten sonra ‘dil bayramı’ olarak kabul edildi.

Dilimiz günümüzde iki yönden önemli tehdit altındadır;

Bir: “İki dilli devlet” tartışmaları ile bölünme sendromu.

İki: Yabancı dillerin kuşatmasında dil kirliliğinin giderek kâbusa dönüşmesi.

Dil, birey ve toplum yaşamındaki sadece bir iletişim aracı olma özelliğiyle değil; bireyleri toplumuna, toplumları milletine bağlayan ve onlara millet olma özelliği kazandıran önemli bir araçtır. Milletler dil sayesinde kültürlerini, edebiyatlarını, tarih ve sanatlarını ortaya çıkarabilmekte ve yeni kuşaklara aktarabilmektedir.

Büyük düşünür Ziya Gökalp diyor ki;

■ Dilimizi de, dinimizi de korumalıyız.
Büyük şehirlerin mağaza, dükkân ve işyerlerinin vitrin ve tabelalarında, yabancı kökenli, özellikle de İngilizce sözcüklerin giderek yaygınlaşmakta olduğu, hepimizin malumudur. Ayrıca özellikle sahil şeritlerinde turistik tesislerde, artık Türkçe yoktur, başka dilin sözcükleri vardır. Bu bir dil felaketidir. Devlete, Hükümete ve yerel yönetimlere önemli görevler düşmektedir.

Kazakistan’da Kazak Türkçesi’ni, Kırgızistan’da Kırgız Türkçesi’ni iyi bilmeyenleri devlet başkanlığına aday yapmıyorlar. Dil bilginlerinden oluşan bir kurulun sınavını geçmeyen, seçimlere giremiyor. Alanlar almış önlemini de biz hala havanda su dövmenin gayreti içindeyiz.

Şimdi ortaya gerçekte ülkeyi bölmeye yönelik birde “iki dillilik” tartışması çıktı.

Kimi Devlet ve Hükümet büyüklerinin bazı Kürtçe sözcükleri telaffuz etmeleri, “iki dilliliği” savunlar için adeta bir doping oldu.

Ülkemizdeki çeşitli etnik grupların olması, bunların kardeşce geçinip gitmesi rengimiz ve zenginliğimizdir. Her grubun kendi dillerini telaffuz etmelerine hiçbir itirazımız yoktur ve olamaz. Ancak, çeşitli dilleri “resmi dil, eğitim dili” yapma gayretleri bir tuzaktır, bölme, parçalama içeriklidir.

Osmanlı Anayasası, 1876 tarihli “Kanunu Esasi”dir. Üç maddesinde dört kez “Türkçe” ve “lisan-ı Türkî” hükmü vardır;
Madde 18: Devlet memuru olabilmek için Türkçe bilmek şarttır…
Madde 57: Parlamento dili Türkçedir…
Madde 68: Bu maddede milletvekili seçilme şartları sayılırken iki defa “Türkçe”yi bilmek şartı konulmuştur.

Anlaşılmaktadır ki, Türkçe’nin resmi ve tek resmi dil olmasının temeli Osmanlı’ya kadar dayanmaktadır.

Başa dönersek, Türk Devleti’nin tek resmi, ana ve eğitim dili vardır; o da Türkçedir. Gerisi tuzaktır, bölmektir ve laf-ı güzâftır!

BİR DAMLA:

Türk Dili konusunda Atatürk ne diyor;

■Türk Dili, Türk Milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk Milleti geçirdiği sayısız sarsıntıların içinde ahlakının, erdemlerinin, gelenek ve göreneklerinin, hatıralarının, kısaca kendi milliyetini oluşturan her şeyin diliyle korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk Milleti’nin yüreğidir, hafızasıdır.

> Yeni Meram >Yazarlar > DİLİMİZİ DE, DİNİMİZİ DE KORUMALIYIZ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.