YAZARLAR

■ Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini tanımalarını, sevmelerini temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş ve düşünüş farklarını silecek; insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz.

***

Tiyatroların özelleştirilmesi konusundaki tartışmalar devam ediyor. Karşı çıkanlar da destekleyenler var. Soruna siyaset, toplum, sanat, edebiyat penceresinden bakanların sayısı giderek artarken bir tedirginlik yaşandığı da yadsınamaz.

Devletin tiyatrosu olur mu, soruna yanıt arayanlar genelde tiyatro-devlet ilişkisi üzerine duruyorlar. Çoğunluk, “belki devletin tiyatrosu olmayabilir, ancak devlet destekli sanat vardır.” Yargısına varıyor; konu mesenciliğe dek uzanıyor.

Sanatçıları ve yapıtlarını koruyanlara terminolojide “mesen” denilmektedir. Sponsorluğun da ana temeli mesenciliğe dayanmaktadır. Zenginler ve asiller çeşitli dönemlerde sanatçıları özellikle müzisyenleri himaye etmişlerdir. Örneğin, Mozart ve Beethoven de soylu kesimin desteklerinden yararlanmışlardır

Mesen sözcüğü Roma İmparatoru Augustus’un danışmanı ve kültür işleri yönetmeni Gaius Clinus Maecenas’ın adından gelmektedir ve çoğu dillere sanat ve bilimin koruyucusu olarak yerleşmiştir.

Almanca’da Maezenatentum, Fransızca’da Mecenat, İspanyolca’da Mecenazgo, İtalyanca’da da Maesenatisme sözcükleri “sanat koruyuculuğu” anlamını vermektedir.

Hükümdarlar, krallar, prensler toplumun elit tabakası sanat koruyuculuğu işlevini yüzyıllar boyu sürdürmüşlerdir. Avrupa’da sanat koruyuculuğu çalışma ve geleneğin sonucu ortaya çıkmıştır. Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere ve Avusturya’da devlet kuruluşları ve kişilerin sanat alanlarındaki destek ve katkılarının tarihi de eskidir.

İngiltere’de, Art Council’ adı verilen bir “sanat konseyi” var. Art Council, özerk bir yapı. Sanat alanları için bütçe düzenliyor. İngiltere’deki iki büyük tiyatro National Theatre ve Royal Shakespeare Company’den en küçük yerdeki tiyatro topluluklarına kadar herkes bu bütçeden pay alıyor.
Fransa’da 22 bölgede Kültür Bakanlığı’na bağlı DRAC’lar, Kültürel İşler Bölgesel Müdürlükleri var. Onların belirlediği bütçe Comedie Française’den en küçük kasabalara kadar her kademeye dağıtılıyor.
Almanya’da her eyalet kültürel desteğini kendi içinde düzenliyor. Tiyatronun özerk, bağımsız bir işleyişi var. Devletin ve yerel yönetimlerin tiyatrolara desteği büyük yıllık ayırdığı bütçe 500 milyon Euro’dur. İçerik konusunda kısıtlama olmaz, tiyatrolar kendi programlarını kendileri belirler.
Avusturya’da tiyatroya ayrılan bütçe, hem merkezi hem yerel yönetimlerce karşılanır. Desteğin oranını sanat senatosu belirler

İsveç’te Kraliyet Tiyatroları mevcut. Her yerel yönetimin kendi tiyatrosu var. Hemen hepsi aynı formatta bir sahneye sahiptir.
Rusya’da tiyatrolar devlete bağlı değil ama devlet tiyatroya oldukça büyük pay ayırıyor. Oyuncular da düzenli maaş alır.

Hollanda’da devlet ve özel tiyatrolar her dört yılda Kültür Bakanlığı’na fon için başvuruyor. Uzmanların raporlarına göre projelere maddi destek veriliyor.
İtalya’daki bütün sanat etkinlikleri kamu desteğiyle yapılıyor. Teatro Stabile denen tiyatro kurumları birer kamu hizmetidir. Sübvansiyonları Kültür Bakanlığının Fus-Fondo’sundan sağlanıyor.

BİR DAMLA:

■ Sanattan mahrum bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.

■ Tiyatro öteki sanatların üstünlüğü, sadece eğlence olarak kalmayıp, genel ahlakı temizleyip araştırılmıştır.

> Yeni Meram >Yazarlar > DEVLET VE TİYATRO
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.