YAZARLAR

DESTANI BİR OLANLAR, BİRLİK OLANLAR YAZAR!- Erol SUNAT- Yenimeram Gazetesi

Yaşadığımız coğrafya, medeniyetlerin, savaşların, istilaların, işgallerin, bu coğrafyayı ele geçirme ve elinde tutma mücadelelerinin tam merkezinde.
Ve yaklaşık bin yıldır, bizim yani Türk Milletinin elinde…
Bu coğrafyada, ya içimizden vurulma teşebbüsleri yaşadık, yada işgalciler geldi dayandı kapımıza…
Bizi dıştan gelen etkiler, hücumlar, saldırılar değil, içimizdeki hainler, iş birlikçiler, bir ve beraber olunmasını kabullenemeyenler vurmaya ve yıkmaya çalıştı hep…
Yüzlerce yıl önce Haçlılarla, Moğollarla ortak çalışanlar vardı…
Sonra; Bizans’la, Venedik’le, Kutsal Roma Germen İmparatorluğuyla, yerine göre Fransa’yla, Çarlık Rusya’sıyla ve özellikle İngilizlerle ortak çalışanlar oldu.
Bugün, dünyanın güçlü kabul edilen birçok devletini arkasına almış olarak, bizi yine onların isteği doğrultusunda içimizden vurmaya kalkışan, kalkışana…
Anadolu coğrafyası; kavgasız, savaşsız bir anı olmayan, üstüne oyun oynanmaktan bıkılmayan, her türlü entrikanın ve karanlık oyunun sahneye konulduğu bir coğrafya…
Çok partili döneme girilen 1950 yılından bu yana bu coğrafyanın görmediği ihtilal, görmediği muhtıra, yaşamadığı ihtilal teşebbüsü kalmadı!
27 Mayıs 1960 İhtilalinden, 15 Temmuz 2016’ya kadar olanları tam tafsilatlı anlatmaya kalksak, sütunumuz yetmez!
Şurası iyice bilinmelidir ki…
Bu coğrafya, 26 Ağustos 1071’den bu yana bize, yani Türk Milletine ait.
Tek Millet dediğimiz, Türk Milleti!
Tek bayrak dediğimiz, ay yıldızlı Türk bayrağımız!
Tek Vatan dediğimiz, Anadolu coğrafyasını da içine alan Edirne’den Ardahan’a / İzmir’den Hakkari’ye/ Samsundan Mersin’e/ Muğla’dan Artvin’e kadar uzanan 783. 562 kilometre karelik vatan toprağı!
Tek Devlet dediğimiz, Türkiye Cumhuriyeti devletidir!
Bu anlatımın, bu yaklaşımın bir başka yorumu, bir başka anlatımı, bir başka açılımı yoktur!

*****
Adına Anadolu dediğimiz bu coğrafya için atan kalplerimizin yanı sıra, yüzyıllardır her karış toprağında, dağında, taşında, ovasında, akarsuyunda, vadisinde, izlerimiz var, ismimiz var, şehitlerimiz var.
Bu coğrafya üzerine hayal kuran kurana…
Bu coğrafyaya sahip olma rüyaları görenler, azımsanmayacak kadar çoklar.
Bir köşesi de bizim elimizde olsaydı, fena mı olurdu diye iç geçirenlerin hangi birini saysak!
İlk çağlardan bugüne çok karışık bu coğrafya…
İşgalciler, kalıcı olamamışlar!
İstilacılar, nasıl bir yere geldiklerini, yok olurken anlamışlar!
Her yüzyıla damgasını vuran,
Vatan kurtaran, istilaları durduran, işgallere son veren zaferler,
Masa başında kaybedilen, iş birlikçiler ve hainlerin dahliyle yaşanan mağlubiyetler,
Güvenilen dağlara yağan karlar nedeniyle yaşanan hüsranlar,
En yakınınızda olan kişilerin çevirdiği dolaplar,
Kurduğu tezgahlar,
Kazdıkları kuyular,
Entrika üzerine entrikalar,
Fitne, fesat ve hasetle yoğrulan girişimler,
Taht ve baht kavgaları için göze alınan akıl almaz oyunlar!
Bütün bunların ötesinde, Türk Milletinin özünde var olan direnişlerin, dirilişlerin, hürriyet rüzgarlarını arkasına alan mücadelelerin, haksızlıklara asla boyun eğmeme hadiselerinin bu coğrafyaya hakim olması, bir çok olayı tersine çevirmiş, zalimlerin zulmünü, şerlilerin şerrini sona erdirmiş, kim dost, kim düşman, kim yalancı, kim hain ortaya çıkarmıştır!

*****
Bu coğrafyada en zor şeyin, barış ve huzur içerisinde yaşamak olduğunu söyleyelim.
Bizlerin bir olmasını, birlik içerisinde olmasını, birlikte hareket etmesini istemeyenlerin, bizim her tehlike karşısında, bir araya gelmemizden ve kenetlenmemizden nefret etmesi, bu işe akıl fikir erdirememesi, bunun içinde her türlü oyunu tezgahlarken hırslarının ve kinlerinin hiç sönmemesi artarak devam ediyor. Bütün bu badirelerden sonra, Türk’ün Türk’ten başka dostu olmadığını, her defasında çok daha iyi anladığımız bir dünyada yaşadığımızı acı bir şekilde öğreniyoruz!
Ne çektiysek dost dediklerimizden, dost bildiklerimizden, yüzümüze gülenlerden, kolumuza girenlerden, sözüm ona bize destek verenlerden çektik!
Bu sahte ve yalancı dostlar, biz kardeşiz demişlerdi,
Beni kardeş bil,
Kardeşten de ileri bil demişlerdi.
Dost arıyorsan benim,
Sırdaş arıyorsan benim,
Haldaş arıyorsan benim,
Yoldaş arıyorsan benim demişlerdi.
İlk önce onlar vurdu, sırtımızdan!
*****
Türk Milleti tarihin her döneminde, tiyniyeti bozuk , zihniyeti karanlık, karakteri tartışılan insanların devlet ve millet üzerine kurduğu karanlık oyunları her defasında bulan, ortaya çıkaran evlatlara sahipti. O evlatlar, o hainleri kazdıkları kuyulara defalarca düşürdü. Zafer kazandıklarını sandıkları anlarda, kaybettiklerini hayretler içerisinde gördüler. Türk Milletinin ferasetli evlatlarının ferasetinden kaçamadılar.
O vatan evlatları adına ülkemiz dediğimiz, adına Türkiye’miz dediğimiz o taşın altına…
Sadece ellerini değil!
Sadece gövdelerini değil!
Yüreklerini koydular, yüreklerini!
Ve bir gül bahçesine girer gibi, bu topraklar için şehit olanların izinden şahadetlerine doğru yürüdüler gittiler!
Türk Milletinin öz be öz evlatlarıydılar…
İstanbul surlarında bayraklaşan, destanlaşan Ulubatlı Hasan gibi…
Bağdat kapılarını açan, şehitlere serdar olan Genç Osman gibi….
15 Temmuz 2016’ya damgasını vuran cesaretiyle, gözünün karalığıyla, vatanseverliğiyle, kalkışmanın kaderini değiştiren Ömer Halisdemir gibi…
*****
Sevgili okurlar!
Üzerinde yaşadığımız, ecdad yadigarı bu topraklar için, bu güzel vatan için dünden bugüne şehit düşen bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun.
Dilerim ki, güzel Türkiye’miz ve bizler, bir daha ne 27 Mayıslar, ne 12 Eylüller, ne de 15 Temmuzlar yaşamasın, yaşamayalım!
Hep birlikte; Acılardan, kederlerden, üzüntülerden, sıkıntılardan uzak, huzur ve barış içerisinde güzel günler yaşayalım inşallah!

> Yeni Meram >Yazarlar > DESTANI BİR OLANLAR, BİRLİK OLANLAR YAZAR!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.