YAZARLAR

Geçtiğimiz hafta içinde bizim Yeni Meram Gazetesi, şehit cenazelerine Konya’nın yeterli ilgiyi göstermediğini yazdı. Ne acıdır ki bir gerçeğe parmak basıldı. Şehitlik kavramının ulviyeti şehidin kim olduğunun analizini gerektirmez.

Şehit vatanı ve milleti uğruna canını veren mübarek kişidir ki peygamberler makamında cennette yeri olduğu gerçeği tescillidir. Şehitliğin ulviyetini imanı ile özleştiren herkes seve seve şehit olmayı ister.

1998 öncesi Konya-Karaman bölgesi şehitlerimizi, Doğu ve Güneydoğu’da ve yurdun muhtelif yerlerinde şehit düşmüş asker, polis, öğretmen, imam ve diğerlerini “KONYA-KARAMAN ŞEHİTLİKLERİ VE ŞEHİTLERİ! isimli bir eserde toplayıp yayınlama şerefine erdiğim için mutluyum.

Söz konusu eserin satışından elde edilen paranın kuruşuna tırnağım değmeden şehit yetim ve eşlerine bağışlamam üzerine de 1998’in parası ile 80 milyarlık bir getirinin hedefine vardığımın hac farizesi dönüşümde tarafıma bildirilmesinden duyduğum mutluluğu ifade edecek kelime bulamıyorum.

Madalyanın öbür yüzünde Konya-Karaman bölgesindeki ecdadımız şehitlerinin yattığı şehitliklerini ele aldığım eserimi ülkenin manevi kültürüne kazandırmam da keza kıvancım olmuştur.

Şu İstiklal Savaşı şehitlerimizin Konya İstiklal Harbi Şehitliği’nde ebedileşmesinin mimarı Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımıza da burada şükranlarımı sunmayı borç sayarım. Sayın Başbakanımız şehitlerimiz için “İçim yanıyor” tabirini kullandı. Haklıdır ne var ki şehit kanlarının durdurulamaması nedeniyle 50 bine yaklaşan vatan evladının kanları ile kucaklaşırken bu kanın durdurulması çözümü ne yazık ki formüle edilemedi.

Bu aczin, özünde demokrasiye geçiş formülünün yattığı ortadadır.50 binin içindeki vatan evladı vatan kınalı kuzuları bir ideal uğruna canlarından koparıp toprağa verirken yanan ana ve baba yüreklerinin ateşini söndürmek bir vebal ve sorumluluk değil midir?

Vebal ve sorumluluk diyorum. Bir kış gecesiydi. Konya Bölge Jandarma Komutanlığı’ndan Yüksek ovadaki sınır birliği komutanlığına atanan bir can dostum telefonda ses veriyor. “Şimdi nerede olduğumuzu düşünür müsün Ağabey?” dediğinde “Yüksekova’daki birliğinizdesiniz demiştim.” “Ki, evet orada ama burada iki metre kar var, bir sınır karakoluna ulaşmak için sadece 50 cm genişliğinde bir varyant yol açıp askerlerime kavuşmak istiyorum. İşte o yolun ortasındayım, gece yarısı da olsa oraya ulaşacağız” tanımlamasını yaparken yanan yüreğimden çıkan kıvılcımlar, benim dualarım olarak dudaklarımdan döküldü.

Benim dualarım, paşamın yüreğindeki acı ile bütünleşti. “Daha dün iki evladımı şehit verdim. Elim kolum bağlı olmasa düşmana haddini bildireceğim. Paltosunun içine gizlediği kalaşnikofla kışlamın önünden geçen teröristi çekip adalete teslim edemiyorum. Keza kışlamın önünden geçen içi terörist dolu minibüse müdahale yetkim kısıtlı, bu beladan kurtuluşun akıllı planlarını bekliyor Türk Askeri !”

Sayın Başbakanımızın yüreğindeki ateş Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanı’nın yüreğinde o yıllardan bu yana yanmaktadır. Demokrasimize eğer bir molaya mal olacaksa dahi karar vererek yanan bu yangının söndürülmesinden evvela, Türk Demokrasi tarihi şeref ve şan kazanacaktır. Şehit kanları demokrasinin üzerine akarken, kanla demokrasinin olmayacağını artık anlamalıyız, anlamalıyız

> Yeni Meram >Yazarlar > DEMOKRASİ ÜSTÜNE AKAN ŞEHİT KANLARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.