YAZARLAR

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan;
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük Ana yurdu dört baştan.

Türk’üz Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi,
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.

Bizim kuşağın öncesi ve sonrası Cumhuriyet’in onun yıl marşıyla duygulandı, coştu, moral depoladı.

Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Anayurdu demir ağlarla örmek önemli başarıydı.

Yıllar geçti bugünlere dek geldik. Demiryolu bağlamında yeni çalışmalar gerçekleştirildi. Hizmetin eskisi yenisi olmaz hizmet, hizmettir. Eski yeni ayırımı yapmadan tüm hizmet erbabına teşekkürler.

Elbette tartışacağız. Demokratik ülkelerde fikirler yasaklanmaz ve her türlü fikir tartışılarak üstünlük sağlanması yolu açılmış olur. Totaliter yönetimlerde ise fikirler ortaya çıkamadığı gibi bunların tartışılması bile olanaklı değildir.

■ Barika-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar.

Bu söylemin kimi kaynaklara göre, Ziya Paşa, Namık Kemal ve Cenap Şahabettin’e ait olduğu söylenir. Önemli olan kime ait olduğu değil, içeriğidir. Hani derler ki;

İnsanlar konuşa konuşa,

Hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır.

■ Örneğin Namık Kemal demiş ki;

“Barika-i hakikat) müsademe-i efkârdan çıkar.”

Süleyman Nazif buna şu yanıtı verdi;
“Çarpışanlar balkabaklarıysa, sadece çekirdek çıkar”
■ Dönemin fikir hareketleri üzerine hararetli nutukların atıldığı bir dost meclisinde bulunan yetkin bir kişi der ki;

“Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat çıkar.”

Dost Meclisinde bulunanlardan ünlü yazar ve romancı Refik Halit itiraz eder;

“Yok, yok! Bizde bu çatışmalardan ya kurşun çıkıyor, ya da sürgün!”

Bizim tartışmaların önce üslubuna sonra da içeriğindeki kimi çelişik görüşler içindir.

Bir taraf diyor ki;

■ Türkiye’yi hangi ağlarla donattık, demir yolunu nereden aldık hangi ağlarla donattık? 10. Yıl Marşında geçer, demir ağlarla ördük falan, neyi ördün? Hiç bir şey örmüş falan değilsin. Ortada duranlar belliydi. Demir ağlarla şimdi Türkiye’yi biz örüyoruz.

Karşı tarafın görüşü ise çok değişik;
■ 2002 yılında cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı 69 bin olup bu sayı 2012 yılı Nisan ayında 125 bine çıkmıştır. 10 yılda artış yüzde 90..Marş da kendiliğinden ortaya çıkıyor…
Demir parmaklıklarla ördük ana yurdu dört baştan
10 yılda 125 bin mahpus yarattık her yaştan.

Bir kez daha vurgulayalım;

Anayurdun demir ağlarla örülmesini bir “sen-ben” bir “kayıkçı “kavgasına da açık bir ifade ile “kör dövüşüne” dönüştürmek doğru değildir, yanlıştır; ■Yüz çiçek açsın, bin fikir yarışsın. Fikir çatışmasından hakikat güneşi doğar.

İnsanların en önemli niteliği konuşmaktır. Konuşmakla sorunların çözüleceği kanısı yaygındır. Konuşmanın kişiler arasındaki iletişimde önemli işlevi vardır. Konuşmak, demokrasinin doğasında vardır. Sözcükler özenle seçilmeli, sığ değil, dolu olmalıdır.

BİR DAMLA:

Örnektir milletlere açtığımız yeni iz;
İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kütleyiz;
Uyduk görüşte bilgiye, gidişte ülkeye biz;
Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.

Türk’üz Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi,
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.

> Yeni Meram >Yazarlar > DEMİR AĞLARLA ÖRDÜK…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.